‘Masum olana hain diyen haindir’

Ankara Sivil Toplum Platformu (ASTP) Başkanı hemşehrimiz Mustafa Kır, idamının 95. yılında İskilipli Atıf Hoca’şa isnat edilen edilen iftiralarla ilgili bir yazı kaleme aldı.

‘Masum olana  hain diyen haindir’

RECEP MEBET
Ankara Sivil Toplum Platformu (ASTP) Başkanı hemşehrimiz Mustafa Kır, idamının 95. yılında İskilipli Atıf Hoca’şa isnat edilen edilen iftiralarla ilgili bir yazı kaleme aldı.

‘Hain olmayana hain diyen haindir’ başlıklı yazısında İskilipli Atıf Hoca’nın maruz kaldığı haksızlığa dikkat çeken Mustafa Kır, meseleye ilişkin tarihi gerçekleri paylaştı.
Atıf Hoca’nın gerçek bir vatanperver olduğunu vurgulayan Kır, Şapka Kanunu’na muhalefet gerekçesiyle idam edilen merhumun itibarının iade edilmesinin tartışmalara nokta koyacağına inandığını söyledi. ASTP Başkanı Kır, yazısında şu ifadelere yer verdi:

‘NEZAKETSİZLERİ NEFRETLE KINIYORUM’
“Öncelikle idam edilişinin 95. Yılında İskilipli hemşerimiz Hoca Atıf’ı rahmetle anıyorum. Ruhu şad mekânı cennet olsun!

4 Şubat 1926 Perşembe günü Ulustaki Eski Meclis binasının önünde idam edilişinin 95. yılı münasebetiyle İskilip’teki kabri başında hemşehrileri tarafından anılmasının ardından sözüm ona TV kanallarında, gazete sayfalarında ve sosyal iletişim ağlarında gözü dönmüş bazı politikacı ve basın mensupları tarafından Hoca Atıf’ın ‘Hain’ olarak nitelendirilmesi ve kabri başında anılması ile ilgili hezeyanları kaygıyla izledik.
Yeri geldiğinde vefat edenlerin ardından hakaretamiz ifadeler kullananlara nezaket dersi vermeye kalkışan bu nezaketsizleri nefretle kınıyorum.
İskilip gibi Anadolu’nun küçük beldesinin köyünde dünyaya gelip,  köyünde başladığı ilk tahsilini sırasıyla İskilip’te ve İstanbul medreselerinde aldığı derslerle sürdüren, Fatih Medresesi müderrisliğine kadar yükselen ve daha sonra  Darülfünun’un İlahiyat bölümünden de mezun olan Atıf Hoca; alim, mütefekkir, mütedeyyin, fıkıh, tefsir, hadis gibi alanlarda kendini yetiştiren, dünya çapında bir ilim adamı ve vatan sevdalısına ‘hain’ yaftasını yapıştıranları aynı dille anıyorum.

‘ZALİM VE KATİLLERLE MAHŞERDE HESAPLAŞACAĞIZ’
Atıf Hoca kendisi için kurulan idam sehpasına giderken ‘Zalim ve katillerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız’ ifadesini kullanmıştı. Anlaşılan Atıf Hoca o gün kendisini idama götüren zalimlerle birlikte, bugün kendisini hain olarak yaftalayan zalimlerle de hesaplaşacaktır.  

İskilipli Hoca Atıf,  Türkiye Cumhuriyeti’nin yenilik ve ilerlemeye doğru attığı adımlara mani olmak, şapkaya muhalefet, halkı isyan ve irticaya teşvik etmekten yargılanmasına rağmen; bir kısım İttihatçı  bezirganı tarafından Atıf hocanın yazdığı "Frenk Mukallitliği ve Şapka" adlı kitabından dolayı değil de "Milli Mücadelenin karşısında duran İngiliz ve Yunan İşbirlikçisi" olmasından "Cumhuriyete, yeniliklere ve İnkılaplara" karşı çıkmaktan", İngiliz Muhipler Cemiyeti’ne üye olmaktan yargılanan vatan haini gibi takdim edilerek tarih ve toplum yanıltılmaya çalışılmaktadır.

‘GERÇEK BİR VATANPERVERDİ’
Oysaki İskilipli Atıf Hoca İzmir'in işgal edilmesine ilk karşı çıkan ve yurdun her sathında işgalcilere karşı mücadele verilmesi için hazırlanan beyannamenin altında imzası bulunan gerçek bir vatanperverdir. Anadolu’nun İngilizler tarafından işgaline direnen milislere karşı Teala-i İslam Cemiyeti’nin adı kullanılarak hazırlanan İngiliz ve Yunan uçaklarından atılan fetvaya karşı koyan, batı karşısında yenilmiş ve yenik düşmüş bir milletin ve medeniyetin   iman ve İslam çizgisinde galibiyet arayan büyük mücadele adamıdır. 

Bilindiği üzere İskilipli Atıf Hoca Teali-i İslam Cemiyeti’ne atfedilen; İngiliz ve Yunan uçaklarından atılan Kuvayı Milliye aleyhine çıkarılan beyannameyi tekzip etmiştir. Cemiyetin bildirisine karşı çıktığını Vakit gazetesinde çıkan bir yazısı ile de ispat eden bu konuda hakkında açılan davada Giresun’da yargılanıp, beraat eden Atıf Hoca 26 Aralık 1925’tarihinde arkadaşları ile beraber 13 kolluk kuvveti gözetiminde Ankara’ya götürülmüştür.
Şapka kanunun çıkarılmasından bir hafta öncesinde mahkeme salonuna şapka ile gelen birisini şapka giydiği için tekme tokat merdivenlerden yuvarlayan Ankara İstiklal Mahkemesi Reisi Kel Ali tarafından 26 Ocak 1926 Salı günü Savcı tarafından 3 yıl hapsinin istenmesine rağmen Atıf Hoca şapka kanununa muhalefet ettiği gerekçesiyle idama mahkûm edilmiştir. Bugün ülkemizde asker ve polislerin dışında sivil olarak hemen hemen hiç kimsenin giymediği; 25 Kasım 1925 tarihinde çıkarılan “Şapka İktisası Hakkındaki Kanunun" hâlâ Anayasa’mızın güvencesi altında bir garabet olarak yürürlükte bulunmasının esbabı mucibesini anlamak mümkün değildir. 

‘ŞAPKA GİYİLMESİ NEDEN ANAYASAL GÜVENCE ALTINDA?’
Şapkanın ana vatanı olan Avrupa'da bile hiç kimsenin rağbet etmediği şapkanın giyilmesi neden bu kadar önemsenmiştir? Şapkanın giyilmesi neden anayasal güvence altına alınmıştır? Başta Atıf Hoca’nın ve Babaeskili Ali Rıza Hoca gibi çok sayıdaki ilim adamlarının idam edilmeleri ve yargılanma süreci skandallar zinciri ve hukuk garabetleriyle doludur. 

İskilipli Atıf Hoca’nın idam edilmesinin gerçek yüzü şapka giymemek midir? Neden bir insanın hayatı bir şapkadan ucuz sayılmıştır? Bütün bu acı gerçekleri bu milletin evlatlarının elbette bilme hakkı vardır. 
Özel olarak İslam alimlerini idam etme, hapse mahkûm etme ve sürgüne gönderme amaçlı kurulan İstiklal Mahkemesi’nin kurulması, sorgulama, yargılama usul ve esasları TBMM tarafından neden araştırılıp, soruşturulmaz? Bunları anlamak mümkün değildir.

Şunu ifade etmek gerekir ki, Atıf Hoca bilim, fikir ve sosyal alanda yaptığı icraatlarla kendini göstermeye başladığı andan itibaren hayatı soruşturma, kovuşturma, sürgün ve mahpushanelerde geçmiş ve en sonunda idamla noktalanmıştır. 
Bugün aradan 95 yıl geçmesine rağmen bu milletin imanlı evlatlarının ve İskilipli hemşerilerinin kalbi Atıf Hoca’ya duyduğu muhabbetle çarpmaktadır. Atıf Hoca’nın isminin bir hastaneye verilmesi ve na’şının bulunarak İskilip'e getirilmesi elbette önemlidir.

‘HEMŞEHRİLERİ, İSKİLİPLİ ATIF HOCA’YA İADE-İ İTİBAR BEKLİYOR’
Halkımızın ve hemşerilerinin beklentisi İskilipli Atıf Hoca’nın itibarının da iade edilmesi yönündedir. Çünkü; Atıf Hoca’nın itibarı iade edilmeden bu hezeyanların sonlandırılması asla mümkün olmayacaktır.  
4 Şubat 1926 Perşembe günü Ulustaki Eski Meclis binasının önüne kurulan idam sehpasına onurla yürüyen ve ‘Zalim ve katillerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız’ diyerek şehadet şerbetini içen İskilipli Atıf Hoca'ya ve onunla birlikte idam edilen hocalarımıza Allah'tan rahmet diliyoruz. Yaşasın zalimler için cehennem!”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER