Köylerde Unuttuklarımız - 18

KOM­ŞU­DAN ÖDÜNÇ AL­MAK: Şim­di­ki gi­bi ula­şım ko­lay de­ğil­di. Ço­ğu köy­de bak­kal yok­tu. Do­lay­sıy­la bek­len­me­dik bir za­man­da gaz, tuz, çay, şe­ker vb. bit­ti­ğin­de ve­ya bek­len­me­dik bir mi­sa­fir gel­di­ğin­de en ya­kın kom­şu­nun ka­pı­sı ça­lı­nır ba­zen 'bir ta­bak şe­ker, ba­zen de kap ka­cak ödünç'  is­te­nir, son­ra da alı­nan ka­dar mal­ze­me ia­de edi­lir­di. Böy­le­ce kom­şu­lar ara­sın­da yar­dım­laş­ma, ödünç is­te­me ger­çek­le­şir­di. 
Sa­hi siz apart­man­da en son ne za­man kom­şu­nuz­dan çay, şe­ker, tuz vb. ödünç is­te­di­niz? Doğ­ru­su ben de ha­tır­la­mı­yo­rum. Keş­ke ay­da yıl­da kom­şu­luk iliş­ki­le­ri­nin da­ha sa­mi­mi ol­ma­sı adı­na ço­cu­ğu­mu­zu gön­de­rip, 'ha­di kar­şı tey­zen­den 2 yu­mur­ta is­te de gel' di­ye ka­pı­sı­nı çal­dı­ra­bil­sek. Ama na­fi­le… Ne biz is­te­riz ne de ço­cuk­lar gi­der… Doğ­ru mar­ke­te…
GE­VEN: Bak­la­gil­ler­den, çok yıl­lık, ba­zı tür­le­rin­den kit­re de­ni­len zamk çı­ka­rı­lan, di­ken­li bir ça­lı­dır. So­ğuk al­gın­lı­ğı, grip ve as­tı­ma iyi gel­di­ği­ne ina­nıl­mak­ta­dır. Ge­nel­lik­le ku­rak alan­lar­da bu­lu­nur­du. Köy­den ba­zı va­tan­daş­lar bun­la­rı ye­rin­den sö­ke­rek top­lar ve evi­ne ge­ti­rir­di. İçe­ri­sin­de­ki yağ tü­rü zamk çı­ka­rıl­ma­ya ça­lı­şı­lır­dı. Yu­ka­rı­da ifa­de edil­di­ği gi­bi ba­zı has­ta­lık­la­ra iyi gel­di­ği­ne ina­nı­lır ve ye­nir­di.
TRAK­TÖR RO­MOR­KUN­DA YOL­CU­LUK: Dağ köy­le­ri­ne yol­la­rın ya­pıl­ma­ya baş­lan­ma­sıy­la be­ra­ber ilk ön­ce ova köy­le­rin­den yol­cu ta­şı­mak için ge­len trak­tör­ler­le da­ha son­ra­dan ise köy­den tek tük trak­tör alan­la­rın çık­ma­sıy­la be­ra­ber on­la­rın trak­tö­rüy­le il­çe­ye yol­cu­luk ya­pıl­ma­ya baş­lan­dı. Köy­de trak­tör sa­hi­bi ol­mak bir ay­rı­ca­lık­tı. Kim bi­lir bel­ki de genç kız­lar için bir ter­cih se­be­biy­di. Hat­ta köy hal­kı trak­tör sa­hi­biy­le iyi ge­çi­nil­me­ye ça­lı­şır­dı ki işi düş­tü­ğün­de da­ha ra­hat ve er­ken­den yap­tı­ra­bil­sin. Çün­kü har­man za­ma­nı pa­toz için in­san­lar sı­ra­ya gi­rer­di.
Trak­tö­rün ön ka­bi­ni­ne bin­mek için ade­ta tor­pil ge­re­ki­yor­du. Çün­kü bu­ra­ya her­kes bi­ne­mez şo­fö­rün ya­kın ar­ka­daş­la­rı imam (ta­bi genç ve ka­fa den­giy­se), öğ­ret­men ve­ya ha­ne hal­kı bi­ner­di. Di­ğer ta­raf­tan trak­tör­de yer bu­la­bil­mek için şeh­re gi­der­ken ve şe­hir­den dö­ner­ken er­ken­den trak­tö­rün rö­mor­ku­na ya otu­ru­lur ya da mal­ze­me­ler ko­na­rak yer ka­pı­lır­dı. Rö­mor­kun içe­ri­sin­de in­san­lar ade­ta üst üs­te gi­der­di. Di­ğer ta­raf­tan şe­hir­den al­dı­ğı üzüm, do­ma­tes gi­bi ezi­le­cek mal­ze­me­le­ri sa­pa sağ­lam eve ulaş­tı­ra bil­mek için ku­cak­ta iti­na ile tu­tu­lur­du.
Di­ğer ta­raf­tan tra­fik po­li­si kor­ku­su ay­rı bir ma­ce­ray­dı. Ço­ğun­luk­la trak­tör kul­la­nan­la­rın eh­li­ye­ti yok­tu. Bir­de bu­nun ya­nı­na in­san­la­rın tı­ka ba­sa trak­tö­re dol­du­rul­ma­sı ya­zı­la­bi­le­cek ce­za için en önem­li se­bep­ti. Ana­yo­la çı­kıl­dı­ğı za­man ba­zen kar­şı­dan ge­len araç­lar sel­lek­tör ya­par, bu da ile­ri­de yol kon­tro­lü var ha­be­rin ol­sun an­la­mın­da al­gı­lan­dı­ğın­dan he­men en ya­kın köp­rü al­tın­da trak­tör yol­cu­la­rıy­la be­ra­ber ka­mu­fi­le edi­lir­di. Ar­tık ora­da yol kon­tro­lü bit­ti­ği ha­be­ri ge­lin­ce­ye ka­dar bek­len­me­si ge­re­kir­di. Bu da ço­ğun­luk­la bir iki sa­at sü­rer­di. Ta­bi bu ara­da fı­rın­lar­dan alın­mış mis gi­bi ko­kan o ek­mek­ler bö­lü­nüp bö­lü­nüp iş­tah­la ye­ni­lir­di. He­le bir­de içi­ne ta­hin hel­va­sı ko­nul­muş­sa değ­me key­fe.
Za­man­la köy­le­ri­mi­ze trak­tör­le be­ra­ber pi­kap­lar, mi­ni­büs­ler gir­me­ye baş­la­yın­ca haf­ta­lık şeh­re ya­pı­lan yol­cu­luk­lar bi­raz da­ha kon­for­lu ha­le gel­di. Şim­di ise ço­ğu va­tan­da­şın özel ara­cı mev­cut olup, he­le dü­ğün­de, bay­ram­da köy mey­dan­la­rı ara­ba pa­za­rı gi­bi…
Ba­zen oto­büs­ler­de kon­for be­ğen­me­yin­ce hep traktör yol­cu­lu­ğu­nu ha­tır­la­rım.

YORUM EKLE