GÜNCEL

'ABD, İran'da istediği sonucu alamadı'

Türk Ocakları tarafından düzenlenen geleneksel “Ocakbaşı Sohbetleri” programında bu hafta, İran ve bölgede yaşanan gelişmeler ele alındı.

ÇAĞLAR YAZICIOĞLU’NU ANDI

Dün akşam ocak binasında düzenlenen programda açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Şube Başkanı Prof. Dr. İrfan Çağlar, derneğin 114. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Konuşmasında ayrıca, 17 yıl önce helikopter kazasında hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi (BBP) kurucu lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle andı.

ELHAN VE ÇITAK’TAN KAPSAMLI DEĞERLENDİRME

Çağlar’ın konuşmasının ardından programa konuşmacı olarak katılan Hitit Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Nail Elhan ve Doç. Dr. Emre Çıtak, bölgedeki gelişmeleri farklı yönleriyle değerlendirdi.

HAMAS-İSRAİL ÇATIŞMASININ BÖLGEYE ETKİLERİ

Doç. Dr. Nail Elhan, Hamas ile İsrail arasında başlayan çatışmaların bölgedeki yeni sürecin başlangıcını oluşturduğunu belirterek, “Bir sabah Hamas militanlarının İsrail’e sızarak saldırı düzenlemesiyle başlayan süreçte İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonları devreye girmiştir. Bu gelişmelerle birlikte İran ve ona bağlı vekil güçlerin kademeli olarak zayıfladığı görülmüştür. İlk aşamada Hamas büyük ölçüde etkisiz hâle getirilmiş, ardından Lübnan’da Hizbullah’a yönelik saldırılar yoğunlaşmıştır. İsrail’in Hizbullah’a karşı gerçekleştirdiği telsiz operasyonu, hem örgüt üyelerinin tespit edilmesini sağlamış hem de sahadaki militanları ciddi şekilde etkisiz hâle getirmiştir. Bu süreç, İran’ın bölgedeki vekil unsurlarının gerilemesiyle devam etmiştir” dedi.

OPERASYONUN AMAÇLARI VE STRATEJİK ADIMLAR

28 Şubat tarihinde ABD’nin operasyonu başlatmasıyla söz konusu adımın İran’ın bölgedeki etkisini kırmaya yönelik daha geniş çaplı bir stratejinin parçası olduğunu dile getiren Elhan, bu süreçte saldırıların zamanla doğrudan İran’a yöneldiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Süreç içerisinde Suriye’de Esad rejiminin zayıflaması ve İran karşıtı bir yapının ortaya çıkması da bu gelişmeleri hızlandırmıştır. Ayrıca Kasım Süleymani’nin öldürülmesi ve nükleer bilim insanlarına yönelik suikastlar, İran’ın askeri ve stratejik kapasitesini zayıflatmaya yönelik adımlar olarak öne çıkmaktadır. Bu strateji, üst düzey isimlerden başlayarak daha alt kademelere doğru ilerleyen bir baskı süreci şeklinde uygulanmaktadır. Amaç, devlet yapısında bir zayıflama ve boşluk oluşturarak iç muhalefetin harekete geçmesini sağlamaktır. Ancak İran’da beklenen düzeyde bir iç ayaklanma ortaya çıkmamıştır. Bunun temel nedenleri arasında toplumdaki dış müdahale korkusu, muhalefetin parçalı yapısı ve güvenlik güçlerinin hâlâ güçlü olması yer almaktadır.

İran’da düzenli orduya ek olarak Devrim Muhafızları Ordusu bulunmaktadır. Düzenli ordu ülke sınırlarını korumakla görevliyken, Devrim Muhafızları rejimi ve devrimin kazanımlarını korumakla sorumludur. Bu yapı hem daha güçlü hem de daha geniş bir etki alanına sahiptir. Bu nedenle İran’daki mevcut sistemde belirleyici unsur konumundadır ve zayıflamadan rejim değişikliğinin gerçekleşmesi zor görünmektedir.”

ÇITAK: ABD İSTEDİĞİ SONUCU ALAMADI

28 Şubat’ta başlatılan operasyonun kısa süreli ve hızlı sonuç alma amacıyla planlandığını aktaran Doç. Dr. Emre Çıtak, ABD’nin istediği sonucu alamadığını söyledi.

Pakistan aracılığıyla ABD’nin İran’a 15 maddelik bir teklif sunduğunu dile getiren Çıtak, “İran bu teklifleri kabul etmedi. ABD, üç temel hedefe odaklanmış durumda: İsrail’in güvenliğini sağlamak, İran’ın bölgesel vekil aktörlere desteğini kesmek ve İran’ın nükleer programını tamamen durdurmak. Geçen 26 günlük süreçte ABD İran’dan tavizler alabildi mi? Alamadı. İran’ı bu süreçte tam olarak galip ya da mağlup sayabilir miyiz? İran’ın da aradığı şey belki de onurlu bir mağlubiyet diyebiliriz. Hani burada ABD’ye tamamen bir meydan okuması, bu savaştan tamamen galip çıkması ya da İsrail’i tamamen etkisiz hâle getirmesi, İran’ın tek başına masaya koyabileceği bir seçenek gibi gelmiyor bize” diye konuştu.

SINIRLI KARA HAREKATI YAPILABİLİR

Konuşmasında kara harekâtına da değinen Çıtak, şunları söyledi:

“ABD sınırlı kara harekâtı yapabilir. 5.000 deniz piyadesi ve 1.000 paraşüt indirme ekibi bölgeye gönderildi. Hark Adası bombalanıyor; petrol ve gaz tesislerine dokunulmuyor, sadece askeri hedefler vuruluyor. ABD 5.000 stratejik hedefi vurduğunu açıkladı; ancak İran altyapısı hâlâ işliyor. ABD, İran direnmeye devam ederse operasyonun kapsamını artırabileceğini belirtiyor.

İran’a Rusya veya Çin yardım etmiyor demiyorum; istihbarat, teknoloji ve eğitim alanında ciddi destek sağlıyorlar. Ancak BM Güvenlik Konseyi’nde İran kınanmadı. Altı gün önce Suudi Arabistan’da düzenlenen etkinlikte Türkiye dahil 12 devlet İran’ı kınadı: ‘İran çevre ülkelere saldırı düzenliyor.’ İran Cumhurbaşkanı Türkiye’ye teşekkür etti ve Türk halkının dayanışmasını takdir etti.

TÜRKİYE ARABULUCU ROLÜNDE

Türkiye, İran’ın çevre ülkelere saldırısını onaylamıyor ama haklılığını da kabul ediyor. Arabuluculuk rolünde Pakistan, Mısır ve Türkiye öne çıkıyor; Pakistan görüşmelerde etkili olabilir.

ABD'nin açıkçası burada bir kara harekâtına gireceğini düşünüyorum. Çünkü kara harekâtına girilirse işte o zaman bambaşka bir Ortadoğu konuşmamız gerekir. Çünkü Afganistan'a ABD 2001 yılında girdi. 2021 yılında çıktı. Çıkarken de görevi Taliban'a bırakarak anlaşma imzalayarak çıktı. Türkiye içinde herhâlde en büyük korku senaryosu burada bir kara harekâtının sınırlı da olsa, küçük de olsa, büyük de olsa başlaması. O yüzden Türkiye’nin arabulucu role soyunmak gibi bir yaklaşımı var.

‘ABD SAVAŞ GEMİLERİNİ ÇEKSE DE TAMAMEN AYRILMAYACAK’

ABD savaş gemilerini bir süre sonra çekse de tamamen ayrılmayacak. İran, İsrail’in karşısında durduğunu ve sınırlı saldırılarla güvenliğini sağladığını belirtiyor. Kara harekâtı şu aşamada söz konusu değil; vekiller kullanılabilir, Kürtler taşeron rolünü reddetti. Trump, olası harekâtta NATO’nun ABD ile birlikte olup olmayacağını sorguluyor ve Karadeniz üzerinden operasyon ihtimalini değerlendiriyor.

Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, İran’ın çevre bölgelerdeki hareketleri karşısında ABD’nin koruma sağlayamamasını gördü. İran faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor ve ABD’nin bölgede askeri varlığını azaltma ihtimali doğuyor.

İSRAİL’İN YENİLMEZ BİR DEVLET OLMADIĞI GÖRÜLDÜ

Çok yakın bir zamanda muhtemelen bir ateşkesi göreceğimiz bir süreci yaşayacağız. Ateşkes tamamen süreci bitirir mi? Belki bitirir, belki bitirmez. Ama bu işin ne kadar maliyetli olduğu da görülmüş oldu.

7 Ekim Hamas saldırısında İsrail’in yenilmez bir devlet olmadığı görüldü. Haziran ayındaki 12 gün savaş sürecinde de İsrail’in Demir Kubbe savunma sisteminin tamamen koruma sağlamadığı ortaya çıktı.

Bu mücadelelerde hava savunma sistemlerinin önemi ve devletlerin kara operasyonlarını sınırlı kullanma eğilimi görüldü. Hava savunma sistemlerine artık daha fazla yatırım yapılması gerektiği anlaşıldı.”