Zafer Partisi İl Başkanı Bedii Onan, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin teröristbaşı Abdullah Öcalan'a yönelik "Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü" unvanı önerisine tepki gösterdi.
Terörden dolayı 50 bin vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Bedii Onan, “Akan kanın vebali ve bedelinin karşılığı asla umut hakkı ve hukuki statü olamaz.” dedi.
Onan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Anadolu topraklarının Türk Yurdu olmasını takiben değişik dönemlerde emperyalist güçlerin Anadolu’yu Türksüzleştirme niyetleri ile piyon ve maşa olabilecek türden bireyleri, toplulukları kışkırtıp Türk milleti ve Türk Devletine yönelik yıkıcı ve bölücü yönlendirme girişimleri defalarca olmuştur. Bu tür girişimler Türk devletinin üstün iradesi ve Türk milletinin cesaret ve fedakarlığı ile her defasında püskürtülmüş, dış güçler ve içerideki işbirlikçi hainler cevabını ve cezasını bulmuştur.
‘Dünya değişecek inşallah Türkiye değişmez’ denilip, içi doldurulmayan cümlelerden sonra Ortadoğu coğrafyasında ABD korumasında devam eden İsrail saldırganlığından ülkemiz adına korku ve endişe çıkarımını takiben eli kanlı bebek katiline umut hakkı isteyenler, çapulcular sürüsünün elebaşına kurucu önder diye hitap edip, hukuki statü önerenler İran’ın Abd ve İsrail’e karşı gösterdiği direniş ve karşı saldırıları, saldırgan ülkelerin yaşadığı kayıplardan sonra salınan korku ikliminin yersiz olduğu herkes tarafından görülmüştür.
ABD savaşı sürdürememiş ve geri adım atmıştır. Yanı sıra İsrail saldırgan tavrından şimdilik vazgeçmiştir. Sıcak savaş süreci yerini karşılıklı tehditlere bırakmıştır.
Daha önce yaptığımız değerlendirmelerde ifade ettiğimiz gibi, kritik meclis aritmetiği Cumhur ittifakının bir anayasa değişikliği ve erken seçim kararı almasına yeterli değildir.
Bize göre, yapılan görüşmeler ve devamında gelen açıklamalar eli kanlı terör örgütünün uzantısı rolündeki malum siyasi partinin meclisteki sandalye sayısı ile bir erken seçim kararı alınmasına, ötesinde destek bulunması halinde anayasa değişikliğine ortam arama gayretleridir.
Umut hakkı talebi, kurucu önder ifadesi, barış koordinatörlüğü önerisi, hukuki statü isteği bugün bilinen adıyla ‘DEM’ olan bölücü zihniyetli partiye dolaylı genel başkan tesis edilmesine ve bu partiyi eli kanlı bebek katili tarafından idare edilmesini sağlamaya yöneliktir.
Kırk yılı aşkın bir süredir başta kamu adına görev yapan asker, polis ve sivil vatandaşlarımıza yönelik ülkemizin pek çok yerinde kanlı terör eylemlerinde bulunan, ülkemizde maddi ve manevi açıdan telafisi imkânsız zararlar veren başta eli kanlı bebek katiline ve etrafındaki çapulcu sürüsüne Türk milletinin bakışı bellidir. Türk milleti eli kanlı terörist elebaşının cezasını çekmesini ve terör örgütü ile sıkı mücadele edilmesini talep etmektedir.
Umut hakkı isteyenler, hukuki statü talep edenler öncelikle vakit kaybetmeden milletin huzuruna ve hakemliğine müracaat etmeli ve aziz Türk milletinin iradesinden onay almalıdırlar.
Anadolu coğrafyası, aziz şehitlerimizin kanları ile sulanmış kutsal topraklardır. İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif’in "Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı" dizesi, vatan toprağının kutsallığını ve şehitlerin fedakârlığını vurgulayan önemde ve anlamdadır.
Terör belasında elli bin vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Akan kanın vebali ve bedelinin karşılığı asla umut hakkı ve hukuki statü olamaz. Barış koordinatörlüğü sıfatı ile terör örgütü ve eli kanlı bebek katili hiçbir şekilde meşru hale getirilemez. Türk milleti bu niyete hangi söylemlerle tasvir edilmiş olsa da onay verip tasvip etmez. Tasvip etmediği de 2015 Haziran seçim sonuçlarından okunmuştur.
Tenkit edilmesi ve tedbir alınması gereken bir başka husus ise; ‘Amed’ adı ile birinci futbol liginde yer alan ve maçlarını Diyarbakır şehrimizde oynayan futbol takımı sezonu ikinci sırada tamamlayarak Türkiye süper ligine yükselmiştir.
Kaynaklara göre kuruluş ismi Melik Ahmet spor olan, sonrasında Diyarbakır Belediye spor adını alan, kırmızı beyaz forma rengi ile spor yapmak için sahaya çıkan bu futbol takımı zaman içerisinde renklerini ve logosunu değiştirmiş, ismiyle, renkleriyle, tribünlerdeki ideolojik sesleriyle ‘Amed’ ismi alınmak suretiyle eli kanlı bölücü örgütün oyuncağı ve propaganda aracı haline getirilmiştir. ‘Amed’ ismi eli kanlı bölücü örgütün Diyarbakır şehrimize yönelik kullandığı bir kelimedir. Bize göre Anadolu’da ‘Amed’ bir yer yoktur. Bu isimle Türkiye futbol liglerinde bir takım da yer almamalıdır.
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu futbol takımı ile ilgili söylemlerini hatırlatmayı da unutmayalım. Arşivler ve dijital ortamlar kimin ne dediğini ve hangi niyetle söylediğini bütün yalınlığı ile ortaya koyacaktır.
Diyarbakır şehri tarih boyunca Türkmen boylarının yerleşim yeridir. Bin yıldan beri Türk ilidir. 1937 yılında bu güzide şehrimize Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine Diyarbakır ismi verilmiştir. ’Amed’ adlandırılması asla masumane bir hal değildir. Niyet bellidir. Bu futbol takımının bu isim ve forma renkleri ile sahaya çıkıp, terör propagandasına alet edilmesine ve gövde gösterisi yapmasına müsaade edilmemelidir.
Anadolu toprağında Türk milleti vardır. Bin yıldır buradadır. Gelecek bin yılda Anadolu’da olacaktır. Türk milletinden toprak alma, vatanımızı bölme hayal ve hevesinde olanların alacağı tek toprak gömülen leşlerinin üzerine atılan toprak olacaktır. Herkes bile, böyle biline. Ne mutlu Türk’üm Diyene.” (Haber Merkezi)