Filistin Atölyesi tarafından düzenlenen "Bir Şey Söyler Filistin / Kendi Filistin'ini Anlat" panel serisi devam ediyor. Çorum Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen ve Burak Karaca'nın moderatörlüğünü üstlendiği programda; Ülkü Menşure Solak "Filistinliler İçin Yiyecekler ve Hayatta Kalma Stratejileri", Necat Yazıcı ise "Sivil Toplum ve Küresel Vicdan" başlıklı sunumlarıyla Filistin meselesini farklı boyutlarıyla ele aldılar.

Ülkü Menşure Solak, "Filistinliler İçin Yiyecekler ve Hayatta Kalma Stratejileri" başlıklı sunumunda, 1917'den bugüne Filistin halkının topraklarının yanı sıra gıdasının da sistematik olarak hedef alındığını ve İngiliz Mandası döneminde başlayan aç bırakma politikasının, bugün Gazze'de soykırımın en insanlık dışı biçimine dönüştüğünü vurguladı.

İngiliz askerlerinin evlere 'silah arama' bahanesiyle düzenlediği baskınlarda gıdaları kasıtlı olarak kullanılamaz hale getirdiğini aktaran Solak, manda kayıtlarına göre 1929'da Filistin'de yabani ot tüketiminin %400 arttığını dile getirdi.

9 şirkete dev operasyon!
9 şirkete dev operasyon!
İçeriği Görüntüle

İngilizlerin desteğiyle Irgun, Haganah ve Lehi gibi siyonist terör örgütlerinin, baskı, işsiz bırakma, şiddet ve sürgün yoluyla Filistin topraklarını ele geçirmeye başladığını kaydeden Solak, "1920 Toprak Transfer Yasası ile Yahudi olmayanlara toprak satışı yasaklandı, ağır vergiler dayatıldı. Dalet Planı ile 400 köy boşaltıldı; su kaynaklarının ele geçirilmesi ve kuşatmalar halkı açlık ve hastalıkla göçe zorladı. Bugün mülteci kamplarında yaşayan Filistinli kadınlar, bin yıllık mutfak kültürünü kriz koşullarına uyarladı. İngilizlerin tuzu yasaklaması üzerine zeytinler kil çamuruna kekik katılarak gömüldü ve altı ay boyunca taze tutuldu. Karpuz kabuğunun beyaz kısmı rendelenip sumak, zeytinyağı ve yeşilliklerle 'Qursa' adı verilen bir mezeye dönüştürüldü. Arpa, mercimek ve bezelye una dönüştürülüp ekmek yapıldı; bezelye pancar suyuyla yoğurulup 'tavuk niyetine' yenildi. Balık kılçıkları yemeklerde kullanılırken, süt tozundan peynir üretildi; plastik kaplarda nohut filizlendirildi. Hurma çekirdeği kavrulup kahve gibi demlendi. Sahilden alınan kumların güneşte ısıtılıp pirinç, yağ ve suyla gömülmesiyle yapılan 'kum pilavı' da kayıtlara geçti. İngiliz Mandası döneminde develer ve siyah keçiler 'verimsiz ve zararlı' ilan edildi. İsrail ise 1948'den sonra çıkardığı 'Siyah Keçi Yasası' ile keçi gütmeyi suç haline getirdi; 1970'lerde Yeşil Devriye operasyonlarıyla bilim insanlarının itirazlarına rağmen keçi ve deve nüfusunu ciddi oranda azalttı.

İsrail, 1969'da tapusuz olduğu iddiasıyla Filistin topraklarına el koydu; 2002'de örülen apartheid duvarı ise Batı Şeria'nın %80'ini içine alarak insanların tarlalarına erişimini engelledi. Yasaklanan portakal ve limon üretiminin yanı sıra, Hristiyan Filistin halkı için kutsal sayılan ve yağı ciddi bir gelir kaynağı olan binlerce yıllık zeytin ağaçlarının kesilmesi kültürel soykırımın bir parçasıdır. Hz. İsa'nın Zeytin Dağı eteklerindeki Yetsimani bahçesinde bulunan ulu zeytin ağaçlarının yok edilmesi, sadece beslenme kültürünü değil, Hristiyan inancının kutsallarını da hedef almaktadır. Ekim 2024 öncesinde zaten kısıtlı olan yardım girişleri daha da daraltıldı; uluslararası raporlara göre gönderilen yardımların %83'ü ihtiyaç sahiplerine ulaşmıyordu. Kuzey Gazze'de etnik temizlik yoğunlaştırılırken UNRWA personeli 'ölüm kokusunun her yerde' olduğunu bildirdi. Diasporadaki Filistinlilerden Hani Almahdoun'un öncülüğünde kurulan Gazze Çorba Mutfağı, konserve etleri zeytinyağı ve baharatla harmanlayarak Shawarma'yı kriz koşullarında yeniden yorumladı. Ancak gıda tükendiği için artık bu mutfak da hizmet veremiyor. Açlık pratiği, soykırımın en acımasız yüzü olarak Gazze sokaklarında kol geziyor" dedi.

Necat Yazıcı ise 'Sivil Toplum ve Küresel Vicdan' başlıklı sunumunda; sivillik ve vicdan kavramlarının doğası gereği birbiriyle derinden ilişkili olduğunu, çünkü vicdanın ancak masumiyet, saflık ve samimiyetin barındığı sivil bir alanda hayat bulabileceğini belirtti.

Günümüzde insanlığın temel haklarını korumakla görevli Birleşmiş Milletler gibi küresel örgütlerin büyük bir kurumsal çöküş yaşadıklarını kaydeden Necat Yazıcı, "Özellikle Gazze'de yaşananlar, bu küresel yapıların ve devletlerin işlevsizliğini, hatta insanlık yerine menfaat ve vahşetten yana saf tuttuklarını açıkça ortaya koymuştur. Resmi kurumların yarattığı boşluğu kitleler doldurmuş ve vicdanı temsil etme görevini halk bizzat kendi eline almıştır. Türkiye özelinde köklü bir sivil toplum kültüründen (sivilite) bahsetmek kolay değildir. Mevcut sivil yapılar çoğunlukla sadece karın doyurmaya odaklanan dar bir yardım sarmalına hapsolmuş durumdadır. Oysa Filistin davasıyla birlikte dünya genelinde yükselen küresel bir vicdani dalga mevcuttur. Teknolojinin sağladığı altyapı, Küresel Sumud hareketi gibi yapılar altında örgütlenmeyi kolaylaştırmıştır. Küresel kötülüğe karşı uzun soluklu bir mücadele yürütmek stratejik bir ortaklığı gerektirir. Dijital dünyadaki gettolaşmayı aşmak için inançları ve ideolojileri aşan, omurgasını temiz fıtrata dayalı vicdanın oluşturduğu dünyaca ortak bir dile ihtiyaç vardır. İslam dünyasındaki STK'ların en büyük handikabı, kendilerini üstün gören 'hakikat bende'ci bir inanç dili kullanmalarıdır. Oysa yapılması gereken, sahada fedakarca sorumluluk alarak eylemlerle temsil etmektir" ifadelerini kullandı.

Yazıcı, küresel ölçekte bir başarı elde etmek ve sivil toplum faaliyetlerine sürdürülebilirlik kazandırmak için kolektif vicdanın üç temel sütun üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade ederek bunları şöyle sıraladı:

"Herhangi bir ideolojiye angaje olmayan, insanın en temel hak ve özgürlüklerini savunan, herkesin uzlaşabileceği ortak bir söylem geliştirilmelidir. Tarihteki Hılfül Füdul (Erdemliler İttifakı) ve Medine Sözleşmesi gibi, farklı grupları ortak insani değerlerde buluşturan meşru modeller esas alınmalıdır. Hareket gücünü devletlerden değil, tamamen sivillikten almalıdır. En etkili güç modeli ise aktif bir sivil itaatsizlik yöntemi olan 'boykot'tur. 'Kötülüğe ortak olmama' tercihi iktidarlara diz çöktürebilecek güçtedir."

Etkinlik, panelistlerin konuşmalarının ardından soru-cevap ve dinleyici katkıları bölümüyle sona erdi. (Haber Merkezi)

Muhabir: Haber Merkezi