Filistin’in İşgali – Mutfak ve Direniş Yazı Dizisi
3. Bölüm: Toprağın ve Mutfağın İşgaline Direniş
Ülkü Menşure Solak
Bir zamansal akış izleyerek sürdürdüğümüz Filistin’in hayatta kalma mutfağı ve mutfak direnci yazısına, İsrail’in 1950’de “Terk Edilmiş Mülkler Yasası”nı çıkararak yerinden ettiği Filistinlilere ait toprakları ve mülkleri sözde devlet kontrolüne alıp siyonist gaspçılara vermesiyle devam edelim. Bugün de gördüğümüz gibi, evlerinden çıkarılan Filistinlilerin geri dönüşü o günlerde de süresiz olarak engellenmiş ve mülkiyet hakları tamamıyla ellerinden alınmıştır. 1967’de İsrail, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Kudüs’ün doğusunu işgal ederek siyonist gasp birimleri inşa etmeye başladı. Bu gasp birimleri, Filistinlilerin tarım arazilerine, su kaynaklarına ve hareket özgürlüğüne el koydu. Bütün bu uygulamalarla İsrail ordusu, Filistin topraklarını “devlet arazisi” veya “güvenlik bölgesi” ilan ederek kamulaştırmış oldu ve bu durum tarım ve hayvancılık faaliyetlerinden hastanede tedavi görmeye kadar hayatın her zorunlu alanını olumsuz etkiledi.
1967’de yaşanan bir başka gelişme de artık ekilip biçilemez hale getirilen Gazze’ye İsrail mallarının zorla sokulmasıdır. Pazardan İsrail mallarını almaya mecbur bırakılmak istenen Filistin halkı, gaspçı işgalcilerin çilek ve avokado tarlalarında çalışmaya da zorlandı. Zorla mülksüzleştirme, mülteci kamplarına tıkılma ve açlık, insanları BM yardımlarına ve İsrail ekonomisinde işçi sıfatıyla yer almaya zorluyordu. Günde ortalama on üç dolara çalışan bu insanların hayatı, bu koşullara uyum sağlıyor olmalarına rağmen asla güvende değildi. Bir gün işten dönerken kurşunlanabiliyor, hatta toplu katliamlara maruz kalabiliyorlardı. Yerel ürünlerin yerine çilek ve avokadonun yetiştirilmesi, Filistin mutfağına bu gıdaların girmesini sağladı. Fakat işler İsrail’in istediği gibi yürümedi. Artık Gazze çileklerinin lezzeti uluslararası bir üne sahip olmuştu.
Bugün Batı Şeria’nın yaklaşık %60’ı İsrail’in tam denetimindeki C Bölgesi’nde ve bu toprakların büyük kısmı “devlet arazisi” ya da metruk sayılarak Filistinlilerin kullanımına kapatılmış durumda. Ayrıca 2002’de örülmeye başlanan apartheid duvarı büyük ölçüde Batı Şeria topraklarının içinden geçtiği için, işgal yasalarına uygun tapusu bulunan insanlar bile duvarın öte yakasındaki tarlalarına gidemedikleri için tarım yapamıyor ve toprakları mevat sayılarak el konuluyor. Yani BM kararlarına aykırı olarak İsrail sürekli aynı politikayı izleyerek tüm Filistin’i Filistinlilerden arındırmaya devam etmektedir.




