‘Çevreyi korumak sadece ağaç
dikmekten ibaret değildir’
Saadet Partisi Çorum İl Başkanı Şuayb Sarı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Çevre sorunlarının yalnızca bugünü değil gelecek nesilleri de doğrudan etkilediğini belirten Sarı, çevrenin korunmasının ekonomik kaygıların ötesinde bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin son yıllarda çevre konusunda ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Sarı, orman yangınları, tarım arazilerinin imara açılması, su kaynaklarının kirlenmesi ve iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekti. Sarı, çevreyi korumanın insanı, toprağı, suyu, havayı ve tüm canlıları korumak anlamına geldiğini kaydetti.
Şuayb Sarı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle sadece çevrenin önemini konuşmak değil, aynı zamanda çevremizi tehdit eden sorunlarla yüzleşmek ve çözüm yollarını ortaya koymak zorundayız.
Ne yazık ki ülkemiz son yıllarda çevre konusunda ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Bir yandan orman yangınları ve plansız müdahaleler nedeniyle orman varlığımız zarar görmekte, diğer yandan verimli tarım arazileri imar baskısı altında her geçen gün biraz daha yok olmaktadır. Sanayi atıkları, bilinçsiz tüketim, plastik kirliliği, su kaynaklarının kirlenmesi ve iklim değişikliğinin etkileri de çevremiz üzerinde ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Toprağın, suyun ve havanın kirlenmesi yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de yaşam hakkını tehdit etmektedir. Çevre meselesi sadece ağaç dikmekten ibaret değildir. Çevreyi korumak; insanı, toprağı, suyu, havayı, canlıları ve gelecek nesilleri korumaktır.
Bugün birçok bölgemizde tarım arazileri betonlaşmanın tehdidi altındadır. Verimli ovalar sanayi ve konut projelerine açılırken, doğal yaşam alanları daralmakta, biyolojik çeşitlilik zarar görmektedir. Kuraklık riski her geçen yıl artarken su kaynaklarımızın korunması konusunda yeterli hassasiyet gösterilememektedir.
Saadet Partisi olarak çevreyi yalnızca ekonomik kazanç hesaplarının konusu olarak değil, bizlere emanet edilmiş bir değer olarak görüyoruz. İnsan ile tabiat arasında dengeyi esas alan bir anlayışın hâkim olması gerektiğine inanıyoruz.
Genel Merkezimizin çevre politikalarında da ifade edildiği üzere;
Tarım arazilerinin ve meraların imara açılmasına son verilmelidir. Orman alanlarının korunması ve artırılması devlet politikası haline getirilmelidir. Su kaynaklarının korunması için uzun vadeli ve bilimsel planlamalar yapılmalıdır. Atık yönetimi ve geri dönüşüm uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenerek çevre dostu üretim modelleri teşvik edilmelidir. Şehirleşme politikaları rant odaklı değil, insan ve çevre odaklı olarak yeniden düzenlenmelidir. Çevre bilinci eğitim sisteminin her aşamasında güçlendirilmelidir.
Milli Görüş anlayışı, yeryüzünü emanet olarak gören ve emanete sahip çıkmayı sorumluluk kabul eden bir medeniyet tasavvuruna sahiptir. Çevreyi korumak sadece teknik bir mesele değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir görevdir.
Bu vesileyle tüm vatandaşlarımızı çevremizi koruma konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyor, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir Türkiye bırakabilmek için ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.”