Arca Çorum FK eski Teknik Direktörü Uğur Uçar, sosyal medya üzerinden yayın yapan Digi Futbol'a konuştu.

Uçar, programda Çorum FK'dan neden ayrıldığını, Pendikspor'dan Çorum FK'ya geçişini, hedeflerini ve neler yapmak istediklerini anlattı.

İşte o röportaj;

Muhabir: Şimdi Türk futbolunun önemli teknik direktörleri arasına girmek için mücadele ediyorsunuz ki çok iyi başlangıç yaptınız. Bunların hepsini konuşacağız tabii ki. Şu anda en son Çorum'dan ayrıldınız. Neler yapıyorsunuz? Nasıl geçiyor günleriniz?

Uğur Uçar: Tabii, şu anda Çorum'dan ayrıldıktan sonra daha çok maçları takip ediyoruz. Hem lig maçlarını hem Şampiyonlar Ligi maçlarını izliyoruz. İşte yeni neler çıkıyor, yeni neler yapılıyor, onları takip ediyoruz. Güzel geçiyor. Hem dinleniyoruz hem maçlarla beraber kendimizi geliştiriyoruz. Analizlerimizi yapıyoruz. Üstüne neler koyabiliriz diye çalışıyoruz ekiple beraber.

Muhabir: Arda Hoca'nın ekibindeyken bir anda biz sizi Pendikspor'un başında gördük. Ve hani imkânları kısıtlı bir takım. Bir anda o ligin iddialı takımlarından bir tanesine dönüştü. Burada bir teknik direktör dokunuşu gördük ve insanlar "Uğur Uçar da Türk futbolunun içerisindeymiş." dedi. Öyle bir süreç başladı. Sonra Çorum'a geçtiniz ama o Pendikspor sürecini de dinlemek istiyorum sizden.

Uğur Uçar: Ya aslında süreç şöyle gelişti. Pendikspor beni daha önce de istemişti. Arda Hoca bırakmadı. Yani, "Biz burada güzel bir hikâye yazıyoruz. Gitmeni istemiyorum." dedi. O ara Pendikspor'da bir hoca boşluğu oldu. Ben de Arda Hoca ile konuştuğumda, "Yani böyle böyle, Pendik'ten bir teklif var. Ligin bitmesine 8 hafta kala düşme potasında bir takım. Gitmeyi istiyor musun?" dedi. Ben de istiyorum dedim. Pendikspor'da önceden bir geçmişim olduğu için başladık. Takımı ligde tuttuk. Aslında şöyle, maddi sıkıntılar içinde olan bir kulüptü. Transfer yasağı olan bir kulüptü. Ondan sonra ikinci sürecimiz başladı işte sezon başı. Çok fazla destek olanımız yoktu. Adem Başkan'la beraber takımı kurmaya başladık açıkçası. İşte 1-1,5 ay bütün transferleri tek başıma yaptım. Ondan sonra sezon başı antrenmanlara başladık ve başkanla konuştuğumuzda orada dedim ki, "Oyuna odaklanacağız başkanım. Skordan ziyade oyun bizi bir yerlere getirecek zamanla. Göreceksin." dedim. "Sadece senden 8 hafta istiyorum." diye bir konuşmamız oldu. Hazırlık kampına çok iyi başladık. Lige çok iyi bir giriş yaptık. Ondan sonra Pendikspor ve ben konuşulmaya, ekibim konuşulmaya başlandı açıkçası.

Muhabir: Hocam, bu bir cesaret. Çünkü bir konfor alanınız var. Arda Turan'ın ekibindesiniz ve o ekip geliyor yani.

Uğur Uçar: Evet.

Muhabir: Galatasaray'la ismi anılmaya başlandı. İşte Beşiktaş ismi geçiyor, Trabzon geçiyor, Avrupa'dan kulüpler geçiyor, Atletico Madrid'in gelecekteki teknik direktörü. Siz bu konfor alanını bırakıp bir cesaret örneği gösteriyorsunuz ve şöyle söyleyeyim. Orada kararı, o kritik kararı nasıl aldınız?

Uğur Uçar: Ya şöyle söyleyeyim aslında. Bütün bu teklifler gelirken ben de oradaydım. Sonuçta yani hocanın gidebileceği yeri görüyorsunuz. Ama kendi yapabileceklerinizi de biliyorsunuz.

Muhabir: Evet.

Uğur Uçar: Şöyle söyleyeyim. Belki ülkede yüzde 99'u böyle bir karar almaz diyebilirim.

Muhabir: Evet, almazdı.

Uğur Uçar: Hoca da o zaman söyledi. "Hocam, ben sana çok inanıyorum. Çok da iyi yapacağını biliyorum." dedi. Bence bu bir başlangıç olacak dedi. Tabii bu kararları tek başına almıyorsun. Benim kendi, şöyle söyleyeyim, eskiden çalıştığım hocalarımı da ararım. Fikir almayı severim. Onlar da "Kendine inanıyorsan başla." dedi. Eşimle konuştum. Hazır hissettiğimi düşündüğüm için bu sürece girdim. Ha, kolay bir süreç miydi? Değildi. Ama çok şükür alnımızın hakkıyla çıktık.

Muhabir: Evet. Sonrasında Çorumspor süreci. Çorumspor'da yıllardır hani son dönemde özellikle yatırımlar yapan ve Süper Lig'e çıkmaya çalışan bir takımdı ve sürekli de teknik direktör değiştiriyorlardı. Bir arayış içerisindelerdi.

Siz Pendikspor'da iyi bir başarı yakaladığınız dönemde, ki yanlış bilmiyorsam bir bonservis bedeli de ödeyerek Çorumspor'a geçtiniz ve Çorumspor'u Süper Lig'e çıkarttınız. O süreç nasıl gelişti?

Uğur Uçar: Evet. O şampiyonluk nasıl geldi? Şöyle söyleyeyim, o süreç aslında ben Pendik'le iyi gitmeye başladığım zaman... Pendikspor'la ben ve ekibim iyi gitmeye başladığımızda bize o ligdeki 4-5 tane takımdan teklif geldi Pendik'i çalıştırırken. En son Çorum'dan geldiğinde ben de Pendik yöneticimle konuştum ve dedim ki, "Çorum'a gitmek istiyorum, izninizi istiyorum. O takımı şampiyon yapacağıma inanıyorum." dedim. Ben ve ekibim buna hazır olduğumuzu düşünüyoruz dedim ve Pendik'ten izin istedik. Çorum tarafı da bir bonservis ödedi. Belki PTT 1. Lig'de bu ilktir yani. Muhtemelen. Yani 1. Lig'de bir ilktir.

'Çorum FK, kadro kalitesi ve oyuncu kalitesi olarak iyi bir takım'
'Çorum FK, kadro kalitesi ve oyuncu kalitesi olarak iyi bir takım'
İçeriği Görüntüle

Ha, tabii Çorum'a gittiğimizde kolay bir süreç değildi. 3 tane teknik adam değişmiş, işte şehirde ve kulüpte bu inanç azalmıştı. Tekrar orayı ayağa kaldırabilmek kolay değildi ama iyi bir ortam hazırladık, iyi bir çalışma ortamı hazırladık benim ekibimle. Taktikselden ziyade konsantrasyon, motivasyon anlamında çok düşmüş bir takım vardı. Orayı ayağa kaldırdık. Teknik taktik anlamda yapabileceklerimizi, topa sahip olan bir takım yaratmaya çalıştık. Ön alan baskısı yapan bir takım yaratmaya çalıştık. Bu kolay değil tabii, hani elimizde sihirli değnek yok ama takım buna iyi cevap verince, bize de inanınca şehir tekrar ayağa kalktı ve bütünlük sağlandı ve sonunda kupa geldi.

Muhabir: Süper Lig macerası Çorumspor-Galatasaray maçıyla başladı ki Galatasaray maçını da ayrıca soracağım ama bir akşam saatlerinde sürpriz bir şekilde şunu duyduk: Uğur Uçar'la yollar ayrıldı. Ve Türk spor kamuoyu şöyle düşündü: "Ya hani bu kadar şampiyonluk yaşamış, kısa süre içerisinde futbol oynatmaya çalışan bir teknik direktörden bu kadar kolay nasıl vazgeçtiler?" diye. Lige başlangıç süreci ve bu ayrılık süreci nasıl yaşandı? Onu da sizden dinleyelim.

Uğur Uçar: Şöyle diyeyim, yani lige başlarken aslında biz 21 tane yeni oyuncu transfer ettik. Yaklaşık bir ay her gün sabah 11, ofis, akşam 7'ye kadar oyuncu izledik. Bu oyuncuları seçtik, yönetime sunduk, yönetimin bize sunduğu oyuncuları izledik. İyi bir takım kurduk ama aslında şöyle, ligin 3. haftasından sonra tamamen takımda benim parçalar yerine oturmuştu. Tabii beraber çalışma fırsatı da çok bulamıyorduk. Ama ona rağmen hafta içinde hazırladığımız antrenmanlarla, analizlerle hafta sonuna çok iyi hazırlanıyorduk ve bunun sahaya da yansıdı. Tabii bu süreçte herkesin bir fikri oluyor futbolda biliyorsunuz. Bu fikirler de uyuşmadığı zaman ayrılıklar olabiliyor. Ya bu da doğal bir şey. Güzel şekilde ayrıldık.

Muhabir: Üç teknik direktör değiştirmiş, şampiyon olamamış takım. Dördüncü teknik direktörü getiriyor ve o teknik direktör şampiyon oluyor. Ve Süper Lig'e öyle ya da böyle gittiğiniz dönemde Çorumspor 13. 11. sıradaydı, yanlış hatırlamıyorsam. Bu faturanın teknik direktörlere çıkması ülkemizde... Çünkü kolay kolay teknik direktör de yetiştiremiyoruz. Yetişenlere aslında sahip çıkmamız gerekiyor.

Sizin takımlarınızı izlerken mesela sadece ben değil, futbol kamuoyu da şunu söylüyordu: "Ya bu takım bir teknik direktör takımı, bir teknik direktör dokunuşu var." diyordu. Bu kadar kolay teknik direktörden vazgeçilmesi ve hedefteki ismin teknik direktör olmasını genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uğur Uçar: Ya şöyle bir şey var. Biz, ben ve ekibim, bu lige başlarken oynadığımız oyundan tribünlerin, izleyenlerin keyif alacağı, futbolcunun oynarken keyif alacağı bir takım yaratmaya çalıştık. Yeniliriz, yeneriz ama kendi oyunumuzdan hiçbir zaman ödün vermeyeceğimizi konuştuk ve takıma da bunu yansıttık. Oynadığımız maçların çoğunda da üstün taraftık. Bazen skor geldi, bazen gelmedi.

Tabii Türkiye'de şöyle, biz diyoruz ya hani yurt dışına futbol gönderelim, hoca gönderelim. Ama Türkiye'de bir hocanın yurt dışına gitmesi gerçekten zor bir şey. Çünkü benim yurt dışına gitmem için belki aynı takımda 200 sene çalışmam lazım. Bir şeyler yapabildiğimi gösterebilmem lazım, kanıtlamam lazım ki yurt dışına gideyim. Ama biz de hocaların ayrıldıkları 8 ayda, 3 ayda, en uzun 1,5 yılda olduğu için yurt dışına çok zor hoca göndeririz. Çıkana da sahip çıkmadığımız zaman bu sefer hoca yetişmiyor diyoruz.

Aslında alt taraflarda da, yukarıda da bu işe çok kafa yoran teknik direktörler, hocalar var. Ama yeterli şansları bulamıyorlar. Belki de buldukları şansları iyi değerlendiremiyorlar. Ben kendi adımı konuşursam bu şansı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Yapabileceklerimi gösterdiğimi, bir hoca takımı yaratabileceğimi gösterdiğimi düşünüyorum. Ama şu şöyle bir şey: Hoca takımı yaratıyorum ama oyuncularımın özelliklerinden de faydalanıyorum. Onların yeteneklerini kısıtlamıyorum. Onları bu oyuna entegre etmeye çalışıyorum. Bu benim için güzel bir şey.

Muhabir: Lig'de yaptıklarını herkes biliyordu ama Süper Lig'e başlangıcı da aslında iyi oldu Galatasaray maçıyla birlikte. Ama işin bir de duygusal tarafı var tabii ki. Siz Galatasaray altyapısında yetişmiş bir isimsiniz. Orada futbol oynadınız. Okan Hoca'yla beraber oynadınız. Şampiyon oldunuz. O takım otobüsünün içinde ben de vardım, Sami Yen'den Florya'ya giderken. Sonra teknik direktör olarak beraber çalıştınız ve işte o çıktığınız camia, 50.000 taraftar önünde o sağ kenarında olmak size neler hissettirirdi?

Uğur Uçar: Teknik direktörlüğe başladığımdan beri işte ilk kupayı Konya'da kazandım. Mesela sakatlığımı yaşadığım yerde ilk şampiyonluğumu yaşadım ve ligin ilk maçı da altyapısından çıktığım, formasını giydiğim, şampiyonluk yaşadığım Galatasaray'a karşıydı. Ya tabii farklı bir duygu hissediyorsun. Çünkü yıllarca emek vermişsin. Orada şampiyonluklar yaşamışsın. Altyapısının her bölümünde forma giymişsin. Farklı bir duyguydu ama tabii sonuçta Çorumspor için sahaya çıkıyoruz. Çorumspor'un başarısı için sahadaydık. Güzel bir maç oldu. Çünkü deplasmanda da olsak, Beşiktaş maçında da aynı şekilde kendi oyunumdan hiçbir zaman ödün vermedim. Yenileceğimi bilsem de oyunu çirkinleştirmek istemedim. Kendi topuma sahip olmak istedim. Galatasaray maçında tabii bazı pozisyonlar vereceğiz. Galatasaray'a herkes pozisyonlar veriyor ama pozisyonlara da girdik. Belki 10 kişi kalmasak oradan galip de ayrılabilirdik. Tabii Galatasaray da belki girdiği pozisyonları atsa farklı da ayrılabilirdi ama izleyenlere keyif verdiğini düşünüyorum. Takımın, Çorumspor'un o dönem çalıştırdığımızda oynadığı oyunlardan keyif verdiğini düşünüyorum.

Muhabir: Çorumspor sonrasında bu süreç devam ediyor zaten. Mutlaka görev alacağınız takımlar olacaktır. Uğur Uçar'ın hedefleri neler bundan sonrası için?

Uğur Uçar: Ya bizim hedeflerimiz tabii basamakları sağlam basarak, içimize sindire sindire daha yukarıyı hedefliyoruz. Ne hedefimiz? Kendimizi daha çok geliştirmek, yenilikleri takip etmek. Türkiye'de bir başarı yaptıktan sonra inşallah Arda Hoca gibi Avrupa'da ülkemizi temsil etmek. Tabii bunlar kolay değil. Bunları yapabilmek için de önce Türkiye'de başarılı olmamız lazım. Oyun anlamında neler yaptığımızı kanıtlamak... Bu konuda kendimizi geliştirerek adım adım ilerleyeceğiz.

Muhabir: Dünya futbolunu yakından takip ettiğinizi biliyorum. Biraz oyun felsefenizi anlatabilir misiniz? Bir de dünya futbolunda hangi teknik direktörleri böyle yakından takip ediyorsunuz? Hangi oyun sistemleri üzerindesiniz?

Uğur Uçar: Ben çalıştığım takımlarda pas ve reaksiyon oyunu oynatmak istiyorum. Hem ofansif reaksiyon hem defansif reaksiyon. Top bendeyken oyun kurulumunda kalecimi de kullanmayı seviyorum. İşte 3-2-5, 3-1-6, 4-3-3'lü dizilişlerden diğer dizilişlere de oyun içinde geçmeyi seviyorum. Yani hareketlilik, alan yaratma, üçüncü oyuncuların bağlantıları ile ilgili formasyonları yapmayı seviyorum, antrenmanları yaptırmayı seviyorum.

Ama özellikle topu kaybettiğin zaman en kısa sürede topu kazanmayı, kazanamazsam da kompakt takım hâlinde savunma yapmaya geçmek istiyorum. Ve bunda esnekliklerim de var tabii. Oyuncunun özelliklerine göre bu esneklikleri de sağlıyoruz. Ama özellikle oyun felsefesi pas ve reaksiyon üzerine. Bendeyken sabırlı, topa sahip olan, topu kaybettiği yerde de en kısa sürede topu kazanan bir takım yaratmak istiyorum her gittiğim takımda.

Muhabir: Sihirli değnek demeyeceğim ama Türk futbolunda değiştirmek isteyeceğiniz üç şey olsa neleri değiştirebilirsiniz ve Türk futbolu iyi bir döneme geçebilir?

Uğur Uçar: Yani şöyle söyleyebilirim. Hani bir reçete yazılması gerekir ya. Tabii büyüklerimiz var bu reçeteyi yazacak. Ama biz bu oyuna katkı verebiliriz. Oyunun gelişmesine katkı verebiliriz. Bunlar neler olur? Vizyoner teknik direktörlere daha sabırlı olunması gerektiğini düşünüyorum. Genç teknik direktörlere daha çok destek olunması gerektiğini düşünüyorum. Ve sabırlı bir yönetim şekli. Sadece para harcayarak değil, altyapılara da yatırım yaparak, genç oyuncular çıkararak ve Avrupa'da iyi bir kadro ağı kurarak, yani şöyle diyeyim, tecrübeli yabancılara değil de genç, potansiyelli, son transferini yapmayacak yabancılara yatırım yapılması bana daha mantıklı geliyor.

Tabii oyuna bakmalarını istiyorum daha çok. Skordan ziyade oyuna odaklanmaları, oyun oturdukça skorun geleceğini bilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Ve işte Fenerbahçe'de oynadığımız dönemde, işte biz belki ligin en genç takımıydık. 20, 21, 22 yaşında 4-5 tane oyuncuya uzun süreli şanslar verdim mesela. Ama Türkiye'de her şey skor odaklı olduğu için hocalar da günü kurtarmak için diye bir tabir vardır, günü kurtarmak için risk almaktan, genç oyunculara şans vermekten çekinir konuma geliyor ülke futbolundaki yapıdan dolayı.

Muhabir: Bir de bence sizin dikkat çeken özelliklerinizden bir tanesi maç sonrası açıklamalarınız oldu. Genelde daha böyle detaylı, teknik taktiğin yer aldığı açıklamalar oluyordu. Bence bir teknik direktör için önemli bir şey. B planı, C planı ya da oyunun gidişatına göre bir hamle yapması. Bunu yaptığınız özel maçlar oldu ki ve sonucunu aldınız. Oyuncu değişikliği konusuyla alakalı düşünceleriniz neler?

Uğur Uçar: Bir A planımız oluyor. Ama A'yı yaparken ekiple beraber B'yi, C'yi de hazırlıyoruz. Bunları yaparken oyuncu değişiklikleri hakkında da konuşuyoruz. İşte maçın 60. dakikasına kadar böyle giderse ne yaparız? 70. dakikasına karşı böyle giderse, galipsek ne yaparız, mağlupsek ne yaparız? Bunların hepsine ekiple beraber karar veriyoruz ve bazen de duygularla da hissediyorsunuz. Yani oyun içinde bazı anlar var. Oyuncu değişikliği yapmanın ihtiyaç olduğunu veya oyuncuların saha içindeki yerlerini değiştirmen gerektiğini hissediyorsun. Bunları da yaparak birçok maçı çevirdik geçen sene.

Ya bunlara tabii kafa yorarak... İşte bir şey oluyor bazen. Mesela nasıl anlatayım? Rakibin attığı bütün golleri izliyorum bazen maçlardan önce. Yediğimiz golleri izliyorum, rakibin yediği golleri izliyorum. Bizim maç anında neler çıkabilir? Analizleri 3-4 defa izliyorum. Rakibin mesela son oynadığı 3-4 maçı izliyorum. Yani oraya kadar maç içinde olabilecek senaryoları, bundan önceki maçlarda rakibin aldığı senaryoları, kendi aldığımız senaryoları hepsini ekip içinde değerlendiriyoruz. Ona göre hazırlıyoruz. Tabii adrenalin yüksekken buna da karar vermek kolay olmuyor. Onun için sağ kenarında bazen sakin kalıp düşünebilmek de gerekiyor.

Muhabir: Fatih Battar