Çorum Eczacı Odası Başkanı Ecz. Erol Afacan, Sağlık Bakanlığı’nın e-Nabız üzerinden duyurduğu “İlacım Nerede?” uygulamasının ilaca erişim sorununu çözmeyeceğini belirterek, asıl problemin birçok ilacın piyasada bulunamaması ve ilaç arzındaki yapısal sıkıntılar olduğunu söyledi.
Erol Afacan, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de uzun süredir uygulanan ilaç fiyatlandırma politikası, kur farkı ve artan maliyetler nedeniyle ilaç temininde ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguladı.
Çözümün eczaneleri adres gösteren uygulamalar değil, kapsamlı ve sürdürülebilir bir milli ilaç politikası oluşturmak olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Sağlık Bakanlığı tarafından e-Nabız sistemi üzerinden duyurulan “İlacım Nerede?” uygulaması son günlerde kamuoyunda geniş şekilde yer bulmuştur.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bu uygulama tamamen yeni bir sistem değildir. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından yıllar önce hayata geçirilen ve hâlen kurumun İlaç Takip Sistemi (İTS) üzerinden belirli ilaçlar için sorgulanabilen bir altyapı zaten mevcuttur.
Bu nedenle mesele, bir uygulamanın teknik olarak var olup olmamasından ziyade; eczacılık hizmetinin sahadaki gerçekleri dikkate alınarak, konunun muhataplarıyla istişare edilip edilmediği meselesidir. Eczaneler sağlık sisteminin en önemli bileşenlerinden biridir. Hastaya ilacın güvenli ve doğru şekilde ulaştırıldığı bu sağlık birimlerini doğrudan ilgilendiren uygulamaların, eczacıların ve meslek örgütlerinin görüşleri alınmadan hayata geçirilmesi doğru bir yaklaşım değildir.
Bununla birlikte söz konusu uygulamanın ilaca erişim sorununa gerçek anlamda bir çözüm getirmesi de mümkün değildir. Çünkü bugün sahada yaşanan temel problem, ilacın hangi eczanede bulunduğunun bilinmemesi değil; birçok ilacın piyasada bulunamaması ya da temininde ciddi güçlükler yaşanmasıdır.
Dolayısıyla sorun adres bilgisi değil, ilaç arzındaki yapısal sıkıntıdır.
Ayrıca uygulamanın sahada çeşitli riskleri de beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Eczanelerde ilaç stokları son derece hızlı değişmektedir. Sistem üzerinde görülen bir ilacın kısa süre içerisinde başka bir hastaya verilmiş olması ya da tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle stok durumunun değişmesi son derece olağan bir durumdur. Buna rağmen sistemde görülen bilgilerin vatandaş tarafından anlık ve kesin veri olarak algılanması, eczacılar ile hastaları karşı karşıya getirebilecek yeni sorunlara yol açabilecektir.
Bunun yanında bu tür uygulamalar eczaneler arasında haksız rekabet, yönlendirme ve dengesizlik gibi sonuçlar doğurma potansiyeline de sahiptir. Özellikle bazı ilaçların suistimal edilme ihtimali düşünüldüğünde, madde bağımlılığı riski taşıyan kişilerin belirli eczanelere yönelmesi gibi eczane güvenliğini tehdit edebilecek riskler de dikkatle değerlendirilmelidir.
Ancak tüm bu tartışmaların ötesinde, esas sorunun çok daha derin bir noktada olduğu açıktır. Türkiye’de uzun süredir uygulanan ilaç fiyatlandırma politikası, ilaca erişim sorunlarının temel nedenlerinden biridir. Bugün serbest piyasada Euro kuru 50 TL seviyelerinin üzerine çıkmışken, ilaç fiyatlandırmasında kullanılan sabit Euro kuru yaklaşık 25,33 TL seviyesinde kalmaktadır. Aradaki bu ciddi makas, özellikle ithal ilaçların ülkemize gelişini önemli ölçüde azaltmakta; yeni nesil tedavi seçeneklerinin piyasaya girişini zorlaştırmakta ve bazı uluslararası ilaç firmalarının Türkiye pazarındaki faaliyetlerini gözden geçirmesine neden olmaktadır.
Öte yandan ilaç, 2025 yılı içerisinde artan enflasyona rağmen zam almayan neredeyse tek ürün konumuna gelmiştir. Üretim maliyetlerinin, enerji giderlerinin ve lojistik maliyetlerinin hızla arttığı bir ekonomik ortamda ilaç fiyatlarının bu ölçüde baskılanması, ilaç sektöründe sürdürülebilirliği zorlayan ciddi bir tablo ortaya çıkarmaktadır.
Bugün yaşanan sorun, bazı çevrelerde ifade edildiği gibi basit bir eczaneler arası dağılım meselesi değildir. Asıl sorun; ülkemize gelmesi gereken ilaçların ve piyasaya arz edilmesi gereken ürünlerin, fiyatlandırma sistemindeki kur makası nedeniyle farklı ülkelere sevk edilmesinin giderek artmasıdır. Mevcut durum devam ettiği takdirde bu eğilimin daha da artması ve ilaç yokluklarının derinleşmesi kaçınılmazdır.
Bunun yanında gayri safi milli hasıladan sağlığa ayrılan payın ve bu pay içerisinde ilaca ayrılan bütçenin sınırlı artışlarla ilerlemesi, ilaç arzındaki kırılganlığı daha da artırmaktadır. Sağlık sisteminin en kritik unsurlarından biri olan ilaç tedarikinin bu kadar dar bir finansal çerçeve içerisinde yürütülmeye çalışılması, bugün yaşanan yoklukların temel nedenlerinden biridir.
Bu nedenle çözüm; eczaneler ile vatandaşları karşı karşıya getirecek uygulamalar geliştirmek değil, kök nedenleri ortadan kaldıracak kapsamlı ve sürdürülebilir bir milli ilaç politikası oluşturmaktır. Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, akademisyenler, ilaç sektörü temsilcileri ve Türk Eczacıları Birliği’nin ortak aklıyla, Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda oluşturulacak uzun vadeli bir ilaç politikası; hem ilaca erişim sorununu hem de sektörün sürdürülebilirliğini kalıcı şekilde çözebilecek tek yoldur.
Unutulmamalıdır ki mesele, ilacın hangi eczanede olduğu değil; ilacın ülkemizde neden bulunamadığıdır.
Türkiye’nin gerçek ihtiyacı, ilacın hangi eczanede olduğunu arayan değil; ilacın neden bulunamadığını çözen güçlü bir milli ilaç politikasıdır.”