Vatandaş memnuniyetinde Çorum ilk 30’da
Vatandaş memnuniyetinde Çorum ilk 30’da
İçeriği Görüntüle

Çorum eski Milletvekili Erol Kavuncu, 2-3-4 Ekim 2026 tarihlerinde ziyaret ettiği Suriye’deki Bayır-Bucak Türkmenleri ve Türkmen Dağı bölgesine ilişkin izlenimlerini kaleme aldı. Bölgedeki çocukların, okulların, yetimlerin, şehit ailelerinin ve savaşın ağır izlerini taşıyan insanların durumuna dikkat çeken Kavuncu, Türkmen Dağı’nın unutulmaması gerektiğini vurguladı.

Köy köy gerçekleştirdiği ziyaretlerde bölgedeki ihtiyaçları yerinde gözlemlediğini belirten Kavuncu, eğitim başta olmak üzere Türkmen çocuklarına destek verilmesi çağrısında bulundu.

Kavuncu, ziyaretinin ardından “Hikaye Bu Kadar” başlıklı kaleme aldığı yazısında yaşananları, gördüğü manzaraları ve bölgeye ilişkin mesajlarını şu ifadelerle aktardı:

“Bazen insanın söyleyecek çok sözü olur Ama gördükleri karşısında kelimeler kifayetsiz kalır. Hayatım boyunca çok sayıda programa katıldım, çok insan dinledim, çok hikâyeye şahit oldum.

Türkmen Dağı ve Bayır-Bucak Türkmenleri meselesini de özellikle 2010’lu yıllardan bu yana yakından takip ettik. Yaşananları çok dinledik, çok konuştuk.

Zalim Esed rejiminin, Rusya’nın, rejim unsurlarının ve siyasi, mezhebi silahlı milis gruplarının zalimane saldırıları altında büyük yıkımlar yaşayan bu coğrafyanın acısını hep uzaktan dinledik.

Ya da belki bir zamanlar gündemimizin tam ortasındaydı Türkmen Dağı. Yardımlar yapıldı, dualar edildi, mücadeleler verildi. Sonra zaman geçti. Gündemler değişti. Başka meseleler konuşuldu. Başka coğrafyalar öne çıktı. Ve Türkmen Dağı’nın yaraları, gündemimizin sessizliğinde derinleşmeye devam etti.

Fakat bu defa sadece dinlemedik. Bir heyet olarak gittik. Gördük. Şahit olduk. Ayne’l-yakîn.

2-3-4 Ekim 2026 tarihlerinde Türkmen Dağı ve Bayır-Bucak Türkmenlerinin yaşadığı bölgelerde üç gün geçirdik. Köy köy dolaştık; çocukları, okulları, yetimleri, şehit ailelerini, gazileri, şehitlikleri ve savaşın ağır izlerini taşıyan insanlarımızı ziyaret ettik. İhtiyaçları yerinde gördük, dinledik, not aldık.

Yıkılmış evler, harap olmuş okullar, kırık dökük sıralar gördük. Ama bütün bu yıkıntıların arasında zalim savaşta iki ayağını birden kaybetmiş ama dimdik ayakta çelikten bir irade de gördük.

Şunu bir kez daha anladık. Türkmen Dağı unutulacak bir coğrafya değildir. Oradaki çocuklar unutulacak çocuklar değildir. Bugün bize düşen şu an biraz gündemden düşse de bize düşen yalnızca üzülmek değil; hatırlamak, anlatmak, sahip çıkmak ve elimizden geleni yapmaktır.

Bir burs, bir kitap, bir sıra, bir okul, bir çocuğun eğitimine verilen destek küçük görünse de bazen küçük bir el, büyük bir yaraya merhem olur.

Başta şahsım olmak üzere, kimin neye, ne kadar gücü yetiyorsa; Türkmen Dağı’nın çocukları ve geleceği için herkes elini taşın altına koymalıdır.”

Çünkü bazen bir çocuk, bir okul, kırık dökük bir sıra bir coğrafyanın bütün hikâyesini anlatmaya yeter de artar. Fotoğraflar konuşsun. Gerisini anlatmaya gerek yok. Hikaye bu kadar.”

Muhabir: Haber Merkezi