Duvarla Birlikte Yaşamak: Utanç Duvarı

Sıla Kapucu

Bir gün uyanıyorsun. Arkadaşlarınla oyun oynamaya çıkacaksın veya ailenle gezmek istiyorsun ya da sabah erkenden işine gideceksin, belki de tarlana gitmen gerekiyor. Ya da sadece bisiklet sürmek isteyeceksin, fakat başını gökyüzüne kaldırıp baktığında dikenli tellerle ve dikilmiş devasa taş duvarlarla karşılaşıyorsun.

İşte şu an Filistinlilerin yaşadığı, yaşamak zorunda kaldığı durum bu. İsraillilerin "güvenlik" olarak adlandırdığı "UTANÇ DUVARI".

İsrail'in 2002 yılında Batı Şeria'da inşasına başladığı, tamamlandığında 700 kilometreyi aşması planlanan bu duvar, kimi yerlerde 8 metreye kadar yükselmekte ve tel örgülerle desteklenmektedir. Bununla da yetinmeyen İsrail, duvarın arka kısmına dört metrelik hendekler, dikenli teller ve elektronik sensörler yerleştirmiştir. Zemin, duvarı geçmeye çalışanların ayak izlerinin tespit edilmesine olanak tanıyan bir iz yolu oluşturmak için toprakla kaplanmıştır. Ayrıca çevreye stratejik olarak askeri gözetleme kuleleri de yerleştirilmiştir. Bu devasa bariyerin büyük bir bölümü, İsrail'in işgal ettiği Filistin toprakları içinden geçmekte ve Filistinlilerin verimli tarım arazilerine ve su kaynaklarına erişimini doğrudan etkilemektedir. Duvar, bu yerlerin asıl sahibi olan Filistinlileri verimli topraklardan, su kaynaklarından ve zeytinliklerden kopararak binlerce Filistinliyi sosyo-ekonomik hayattan, eğitimden ve sağlık hizmetlerinden mahrum etmektedir. Her gün binlerce Filistinlinin hareket özgürlüğü, tüm uluslararası hukuk kurallarına aykırı biçimde keyfi ve istismarcı uygulamalarla kısıtlanmaktadır. Birleşmiş Milletlerin eski özel raportörü John Dugard, duvarı "barışa karşı işlenmiş bir suç" olarak tanımlamıştır. Uluslararası Adalet Divanı, 9 Temmuz 2004 tarihli danışma görüşünde, işgal altındaki Filistin topraklarında inşa edilen duvarın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtmiş, İsrail'in inşaatı durdurması, inşa edilmiş bölümleri yıkması ve ortaya çıkan zararları gidermesi gerektiği sonucuna varmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da 20 Temmuz 2004 tarihinde aldığı kararla Divanın görüşünü desteklemiştir. Tüm bu kararlara rağmen, bu zulüm ne yazık ki 2026 yılında hala devam ediyor!

İsrail yönetimi bu projeyi uluslararası kamuoyuna "güvenlik kalkanı" olarak servis ediyor. Ancak biz biliyoruz ki insanları kafes gibi yerlere tıkmak büyük bir zulümdür. Filistin halkı için bu yapı, insanlık onuruna karşı örülmüş bir "UTANÇ DUVARI"dır.

Bu durumdan muzdarip Filistinlilerle yapılan röportajları dinleyerek bu durumun günlük hayata yansımalarını hissetmek ve kötülüğünü anlamak mümkündür. Duvarın hemen yakınındaki el-Velce köyünde ailesiyle birlikte yaşayan Ömer Hacacla adında bir Filistinli baba gazetecilere şöyle anlatıyor: "Sana ne söyleyeyim... Kapı açıldığında ancak izinle giriyorsun ve daha sonra tekrar kapanıyor. Tadı olmayan, nefes almanın bile zor olduğu bir hayat." Ömer, her gün eve dönerken veya tarlasına giderken askerlerin demir kapılardan geçişine izin vermesini beklemek zorunda kalıyor. Kendi vatanında, kendi mahallesinde yabancı ve mahkum gibi yaşatılıyor.

Başka bir tanık olan genç bir kız ise okuluna giderken her sabah kontrol noktasında askerlerin keyfine göre saatlerce bekletildiklerini, çoğu zaman sınavlarına bile geç kaldıklarını anlatıyor.

Benzer biçimde, sağlık hizmetlerine erişim de ciddi engellemelerle karşı karşıyadır. Hastalanan birini hastaneye yetiştirmek bile ayrı bir olay, çünkü ambulansların bile o beton bariyerleri ve kontrol noktalarını geçmesi engelleniyor ya da çok uzun bürokratik takipler gerektiriyor. Bu da hastaların durumunun kötüleşmesine yol açmakta, ambulansların gecikmesi hayati riskleri artırmaktadır.

“Utanç Duvarı” yalnızca Filistinlilerin topraklarını bölmekle kalmamış, onları ailelerinden, dostlarından ve en kutsal hakları olan özgürlüklerinden koparmıştır. Bir çocuğun okuluna ulaşmasını, bir çiftçinin tarlasını işlemesini, bir hastanın hastaneye yetişmesini ve bir ailenin bir araya gelmesini engelleyen bu yapı, en temel insan haklarına yönelik bir saldırıdır.

Duvarlar ne kadar yüksek inşa edilirse edilsin, dünyanın vicdan sahibi insanlarının bir araya gelmesi, adalet ve özgürlük arayışı ile Filistinlilerle dayanışması o engelleri aşacak güçtedir. Filistinlilerin yaşam hakkı, özgürlüğü ve kendi topraklarında onurlu bir yaşam sürme mücadelesi, yalnızca Filistinlilerin değil, insan haklarına ve evrensel adalete inanan herkesin sorumluluğudur.

İşte asgari ücret için masadaki rakamlar
İşte asgari ücret için masadaki rakamlar
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Çorum Hakimiyet