Tarihin her döneminde biz insanlara kılavuzluk yaparak, dünya ve ahiret mutluluğunu yakalayabilmemiz için Peygamberler gönderilmiştir. Peygamberlerin sonuncumsu da "Âlemlere rahmet olarak gönderildiği bildirilen Peygamberimiz Hz Muhammed'dir.
Peygamberlerin bazı sıfatları;
Emanet; Peygamberlerin güvenilir olmalarıdır. Onlar asla emanete hıyanetlik etmezler. "Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi asla söz konusu olamaz…" (Bakara 161) Peygamberimizin yaşadığı dönemde insanların kıymeti varlıklarını güvenle saklayabilecekleri yerleri yoktu. İlahi vahy sürecinden önce bölge insanlarının kıymetli varlıklarını peygamberimize emanet etmeleri de tarihi bir gerçektir.
Fetanet; Peygamberlerin akıllı, zeki ve ilahi vahyi kavrayacak bir idrak gücüne sahip olmalarıdır. Onlar zeki ve akıllı olmasalardı hitap ettikleri kişileri/toplumları ikna edemezler, toplumsal dönüşümü de sağlayamazlardı.
Sıdk; Peygamberlerin doğru ve dürüst olmalarıdır. Peygamberimize ilahi vahy gelmeye başladığı ilk günlerde bir takım mesajları vermek üzere Kureyş'i Safa tepesinde toplayarak "önce, beni nasıl bilirsiniz" dediğinde, "Seni doğru biliriz, şimdiye kadar şakacıktan bile olsa yalan söylediğini görmedik" demişlerdi.
İsmet; Peygamberlerin günah olarak addedilen söz ve davranışlardan uzak, masum olmalarıdır. Aynı zaman da günah işlememek, günahtan korunmuş olmak anlamına da gelir. Peygamberler hiçbir zaman kasten günah işlememişlerdir. İnsan olmaları sebebiyle günah derecesinde olmayan birtakım ufak tefek hataları da olmuş olabilir. Onlarda Yüce Allah'ın kendilerini uyarmasıyla derhal düzeltmişlerdir. Peygamberlerin küçük hatalarına "Zelle" denilmiştir. Örnek kişiler olduklarından dolayı Yüce Allah onları korumuştur. Peygamberler örnek ve önder kişiler oldukları için, konumlarını zedeleyecek davranışlardan da uzaktırlar. Peygamberimizin ümmetinin önde gelen âlimleri de Peygamberimizi örnek alarak bu metodu takip etmişlerdir. Zira insanların söylemlerinin bir anlam ifade etmesi ve tesirini gösterebilmesi için eylem veya söylemlerde bulunanların samimi olmaları ve de öncelikle kendilerinin de yaşamaları gerekir. Hani meşhur İmamı Azam 'ın bir kadın ile aralarında geçen konuşmayı bilirsiniz. Bir kadın bir gün İmamı Azam' ın yanına bir çocukla gelerek "bu oğlum benden her gün bal istiyor. Ben ise buna her gün bal yedirebilecek imkânlara sahip değilim. Bir şeyler yazsanız da bir daha istemese olmaz mı" İmamı Azam ise, "kadın bu çocuğu götür ve kırk gün sonra getir" Kadın kırk gün sonra çocuğuyla birlikte geldiklerini ifade eder. İmamı Azam çocuğa doğru bakarak "evladım bir daha annenden bal isteme olmaz mı" der. Çocukta, "olur amca" Kadın ve çocuğun beklediklerini gören İmamı Azam, "gidebilirsiniz" Kadın "hepsi bu kadar mı"? "Evet" Kadının "hepsi bu kadarda niçin bizi merakla kırk gün beklettiniz" demesi üzerine, İmamı Azam, "gidebilirsiniz" Bunun üzerine kadın küçük oğlunu da alarak gider. Aradan aylar geçmesine rağmen, çocuk bir daha annesinden bal istemez. Durumu merak eden kadının; İmamı Azam'a giderek, "ben annesi olarak buna laf dinletemiyordum. Siz bir sefer evladım bir daha annenden bal isteme dediniz, ondan bu tarafa çocuk bir daha benden bal istemedi bunun hikmeti nedir?" İmamı Azam, "Kadın kırk gün önce geldiğinizde, sabah ben de bal yemiştim. Bu çocuğa nasıl bal yeme evladım diyeyim. Kırk gün boyunca bal yemedim ve ondan sonrada evladım bir daha annenden bal isteme dedim. Allah'ta (cc) tesirini gösterdi" Peygamberler bu görevlerini bizzat yaşayarak en ince ayrıntıları ile en güzel bir şekilde yerine getirmişlerdir. Peygamber metodu olan tebliğ görevlerini yerine getirmekle mükellef olanların veya anne/babaların çocuklarını yetiştirirken söylemlerinin tesir etmesi için öncelikle söylemlerini en güzel bir şekilde yaşamaları ve model bir müslüman olmaları gerekir.
Tebliğ; Peygamberlerin, Allah' dan (cc) aldıkları görevleri olduğu gibi insanlara bildirmeleridir. Peygamberlerin en başta gelen görevleri, Allah' dan (cc) aldıkları mesajları olduğu gibi nisanlara en güzel bir şekilde aktarmalarıdır. Peygamberimiz bu görevini yerine getirirken bin bir türlü sıkıntılar çekmiş olmasına rağmen hiçbir zaman kızmamış, ümitsizliğe, karamsarlığa düşmemiş, sevgi, saygı ve şefkatinden bir şey eksilmemiştir. Peygamberimiz kendisinden öğüt isteyen bir sahabeye, "Kızma, kızma, kızma" diyerek tavsiyede bulunmuştur. Bu da onun tebliğinin ve öğretisinin temel esasının öfkelenmeme olduğunu göstermektedir. Zira
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin İslam'ı tebliğ etme ve insanları terbiye metodu, Kur'an'ın tayin ettiği ve sınırlarını çizdiği ilkeler doğrultusunda gerçekleşmiştir. Onun davetinin temeli, hikmete, güzel öğüde, merhamet ve yumuşaklık prensiplerine dayanıyordu. Peygamberimizin Risalet görevindeki başarısı, onun söylemlerini bizzat yaşamış olması, şefkatli, merhametli, hoşgörü bir kalbe ve tatlı bir dile sahip olmasındandır. Hiç şüphe yok ki Eğitim ve öğretimin temelini sevgi oluşturur.
Adalet; Peygamberlerin her konuda adaletli olmalarıdır. Beni mahzume kabilesinden Fâtıma adında bir kadının hırsızlığı meslek haline getirmesi tescillenince, parmağının kesilmesine karar verilmişti. Bazı hatırı sayılır kimseler Peygamberimize giderek, "Ey Allah'ın Resulü bu kadın her ne kadar hırsızlığı meslek haline getirmiş ise de, soylu bir aileye mensup. Bunun cezası uygulanmasın" derler. Peygamberimiz, "üzülmüş ve siz sizden önceki kavimlerden birçoklarının helak olma nedenlerini biliyormusunuz. Aralarından güçlü birisi bir suç işlediği zaman ört bas edilirken zayıf ve kimsesiz biriside bir suç işlediği zaman en ağır bir şekilde cezalandırılıyorlardı. Bunun yerinde değil beni mahzumeden Fâtıma, öz kızım Fâtıma da olsaydı yine de adaletten ayrılmazdım" buyurmuştur. Adalet Peygamberlerin en bariz özelliklerinden birisidir.
Peygamberimizin tebliğ metodu islâmın temel ilkeleriydi. "Onun bildirdikleri, kendisine Allah tarafından gelen ilahi vahiyden başka bir şey değildir" (Necm 4)