Kur'an-ı Kerim de, insanların belli bir süre ile dünyaya imtihan için gönderildikleri, asıl vatanın ise ahiret yurdu olduğu, nerede ne kadar kalacaksak orası için o kadar çalışmamız gerektiğine vurgu yapılır. Bu zaman diliminde sorumlulukları olmayan varlıklar olarak, başıboş ve sorumsuz bir şekilde yaratılmadığımız bildirilerek her dönemde biz insanları uyarmak ve kulluk görevlerimizi de sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmemiz için Peygamberler, kalıcı olması içinde önce suhuflar (sahifeler), daha sonrada ilahi kitaplar gönderilmiştir.

İlahi kitapların ve suhuflar ın gönderildikleri zamanın şartları veya başka bazı nedenlerden dolayı bunların bazıları tahrif olmuştur. Cenabı Hak insanları hiçbir zaman kılavuzsuz bırakmamış ve birisi tahrif olduğu zaman diğerini göndermiştir. Yeryüzünde geçerli olanında en son gönderilen ilahi kitap olduğu bildirilmiştir. En son gönderilen Kur'an ı Kerim 'in bir daha bozulmayacağına dair garanti verilmiş, bir daha ilahi kitap gönderilmeyeceği, kıyamete kadar da bütün zaman ve mekâna hitap edebilecek bir özellikte gönderildiği de bildirilmiştir. Kur'an'dan önce gönderilen ilahi kitapların asıllarının çeşitli nedenlerden dolayı tahrif olduğu tarihi bir gerçektir. Bir bütün halinde gönderilmiş olmaları, okuma yazma bilenlerin az olması, ezberlenilmemeleri, Yahudilerin lanetli bir toplum olmaları, Hz İsa üzerinde Roma İmparatorluğunun ağır baskısının olması vb. Hz. İsa da diğer peygamberler gibi ilahi vahye muhatap bir insandır. Dünyaya gelmiş, görevini tamamladıktan sonra dünya hayatı sonlandırılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük demeleri yüzünden (Onları lanetledik) hâlbuki onu ne öldürdüler, nede astılar; Fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi… Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur. Ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilakis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir." (Nisa 157-158)

Yahudiler Tevrat'ta ki (tanah) ahiretle ilgili bölümleri çıkararak amaçları doğrultusunda düzenlemişlerdir. Hıristiyanlara göre ise Hz. İsa idam edilmiştir. Üç gün sonra dirilip havarilerin arasına gelmiştir. Onlarla kırk gün kaldığı, daha sonra Allah'ın onu kendi nezdine aldığı, kıyamete yakın yeryüzüne indirileceği inancı vardır. Hz. İsa'dan sonra başta Pavlus ve Petrus olmak üzere havariler, Hıristiyanlığı gizli bir şekilde yaymaya devam etmişlerdir. Roma İmparatorluğunun yasak ve baskısı 313 yılına kadar devam etmiştir. Roma İmp. Konstantin, halkın büyük bir çoğunluğunun Hıristiyan olduğunu görerek, sosyal bir patlamanın olacağından korkar. Hıristiyanlığı serbest bırakır ve devletin resmi dini olarak ilan eder. Baskılar kalkınca mantar biter gibi İncillerin bittiğini, inanç ve ibadet konusunda büyük bir kargaşanın olduğunu görür. Gerçek incilin bulunup, tek bir inanç akidesi etrafında toplanılması için, 325 yılında İznik'te bir konsül toplantısı yaparak, önceden de herkes elindeki İncil'leri getirsin, kimin getirdiği İncil gerçek İncil olarak seçilirse ona ödül verilecek diye ilan edilir. Uzun incelemelerden sonra Matta (65) Markos (65) Luka (65-80) Yuhanna (70-150 yıllarında yazılan) kabul edilir. Konstantin bu dördünde teke indirilmesini ister fakat birinde olan bir bölümün diğerinde olmadığı için bir tekede indiremezler. İncil'ler kitabı mukaddeste yeni Ahit olarak isimlendirilirler. Yeni Ahit'te dört İncil, 21 mektup, Resullerin işleri bölümleri yer almaktadır. İncil'ler genel olarak Hz. İsa'nın hayatından, verdiği vaazlardan ve mucizelerinden bahseder. Resullerin işleri ise Pavlosun hayat hikâyesi ve mektuplarından oluşmuştur. Bu konsüle katılanların çoğunluğu, Pavlosun görüşlerini benimseyerek, Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu ve onun gibi ilah olduğunu, kutsal ruhunda tanrı olduğunu kabul ederek teslis (Baba-oğul-ruhul Kudüs) inancını kabul ederler. Bu konsülde, miladi takvim de belirlenerek Hz. İsa'nın doğumu Miladi takvimin başlangıcı sayılmıştır. 1 Ocak hem Hz. İsa'nın doğum günü olarak, hem de yeryüzüne tekrar indirileceği gün olarak kabul edilerek 25 Aralık-05 Ocak arasında Hz. İsa'nın hem doğum gününü kutlarlar, hem de evlerini ve işyerlerini çam dallarıyla süsleyerek Hz. İsa'yı beklerler. İznik toplantısında, içinde tevhit inancının ve Hz. İsa'nın sadece bir peygamber olduğunun yazılı bulunduğu gerçek BARNABAS İncilinin imha edilen İnciller arasında yer aldığı iddialardandır. Teslise karşı çıkarak gerçek incilin Barnabas olduğunu iddia eden papaz Aryus aforoz edilerek 336 yılında öldürülerek vahiy kaynağından uzak bir din ortaya çıkartılmıştır. Bu süreçte Aralık'ın son haftasını da Noel haftası ilan etmişlerdir.

Hıristiyan inanışlarına göre güya güleç, tombul, yardım sever bir tipi (geçmişte Muğla çevresi Lycly eyaletinin başpiskoposu olan Saint Nicole) canlandırılır. Nicole efsanesi aynı zamanda Anadolu'yu Bizans toprakları sayan Hıristiyanların çocuklarına aşıladığı bir ideal olarak bilinmektedir. Noel, Hıristiyan inanışlarına göre onların bir bayramıdır. Peygamberimiz; "Öyle bir zaman gelecek ki siz sizden önceki kavimlere (Yahudi ve Hıristiyanlar) benzemeye çalışacaksınız. Karış karış, adım adım, …" buyurmuştur. Günümüz de yaşananlara baktığımız zaman peygamberimizin bu günlere nasılda işaret ettiğini acı bir şekilde görmekteyiz. Müslüman önce Kalû Belâ'da Rabbine verdiği söze sadık kalan, hayatını Kur'an ve sünnet çizgisinde sürdüren, Müslüman kimliğine yaraşır bir vakarla hareket eden kimsedir. Hıristiyanların izledikleri politikalar, onlara güven olmayacağını, onların ipiyle kuyuya inilemeyeceğini, hak, adalet doğruluk gibi erdemlerin, demokrasinin sadece onların menfaat ve çıkarları için geçerli olduğunu net bir şekilde göstermiştir. Kur'an-ı Kerim de "Yahudi ve Hıristiyanların dinlerine uyup bizde sizdeniz demedikçe asla senden razı olmayacaklardır. De ki doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilim (Kur'an) den sonra onların arzularına uyacak olursan and olsun ki, Allah'tan başka sana ne bir dost nede bir yardımcı vardır." (Bakara 120)