Tecrübesizliğimizden veya nasip olmadığından direk sivil savunma uzmanı olamadık. Sonradan da sınava tabi tuttular. Sınav tarihi ilan edildi ama hep erteleniyor.(1999) İki yıl kadar ertelendi. Sınav olacağı ilk açıklandığında tüm kaynaklardan özet çıkardım. Durmadan çalışıyorum. Arada Kaymakam Bey, ders çalıştığımı görünce ''Mahir Bey, elinde defter ne yapıyorsun?'' deyince, ''Efendim, masum Anadolu köylüsüyüz. Maalesef sığınacak limanımız yok. Bize de ders çalışıp alın terimizle kazanmak düşüyor'' diyorum.
Vakit bol, tüm konuları ezberledim. Ankara'da 321 kişinin girdiği sınavda Türkiye 7. olarak sivil savunma uzmanlığını kazandım. Bizden önlerde kazananların bir kaçı da genel müdürlük personeli. O dönemlerde sınavı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü yaptığından, muhtemelen sorulardan tüyo alındı diye dedikodusu olmuştu. Varsa vebali günahı kendilerine…
Sınav sonuçları açıklandı ama boş kadrolar -ballı kadrolar- gizli tutuldu. Daha doğrusu tabiri halk ile dayısı olanlar öğrendi bizim gibi olmayanlar ise mecburen hayırlısı dedi. Hani hep denir ya, işini yapana maşallah(!) garibana, referansı olmayana gelince de inşallah.
Özeti: Emek vererek, gece gündüz çalışarak kazanıp bir yerlere gelmenin zevki çok başka olur. Her şeyden önce insanın kendine güveni gelir. Yeri geldiğinde ailesine, çevresine gönül rahatlığı ile anlatır. Ne olursa olsun hayatta önceliğimiz birileri değil, emeğimiz olmalıdır. Bir insan gerçekten samimi olarak emek verirse er veya geç bir şekilde karşılığını buluyor. Başarı bir şekilde + -- gelir ama sadece bu süreçte insan emsallerine göre biraz daha fazla yıpranır. Bir asker arkadaşım, 18. Defa girdiği sınavda (1991) ancak başarılı olduğunu ve akabinde Tarım Kredi Bölge Müdürlüğüne kadar yükseldiğini anlatmıştı.
ANNE, BAŞKA YERE GİDİP 
ÇOK PARA ALAYIM MI?
Sınav sonuçlarına göre 81 ile bir şekilde gitme imkânımız vardı. Ama Anadolu insanıyız biraz ufkumuz kapalı biraz da sağı solu düşünme ağır basıyor. Bu bağlamda, Osmancık'ta tek başına kalan anneme telefon edip ''anne, ben uzmanlık sınavını kazandım. Edirne'ye gidip bin TL mi alayım, yoksa Çorum'da kalıp beş yüz TL mi?'' deyince,  ''yavrum, uzağa gitme'' dedi. Bu cümle karşısında ''tamam, önceliğimiz sensin annem'' dedik. Şükür duasını da aldık.
Bu arada Çorum'da sadece tek uzmanlık kadrosu var ama üç tane daha müracaat var. Lakin onların puanı benden sonra ama ikide bir o kadroya falanı alacaklar diye telefon geliyor. Bunun üzerine Ankara'ya içişleri bakanlığına gittim. Mecitözü'nden olan ama insanlara pek yardımcı olmadığı söylenen Mahmut Bey diye birinin ismini kapıda görünce, içeri girdim. Kendimi -sınava girdiğimi, 7. olduğumu- tanıttım. Hatta yanında Teftiş Kurulu Başkanı 'da varmış. Ona, ''başkan bak, hemşerim sınavı önlerden kazanmış'' diye beni övdü.  Bunun üzerine Çorum'da ki boş kadroya talip olduğumu ama başkalarının atanacağını duyduğumu söyleyince, ''hemşerim, sen şöyle bir dilekçe yaz, gönder. Bana da sayı numarasını ver. Başkasını atasalar bile mahkeme ile yine sen atanırsın'' diye yol gösterdi.  Bu bağlamda kendilerini daima gıyabi saygı ile yâd ediyorum.
Özeti: Maalesef Anadolu'da ufku kapalı olmak var. Diğer taraftan da memuriyetin parasını gitmediğimiz şehirlere göre daha az alsak da belki annemizin veya vatandaş bazında Çorumluların duasını yaptığımız işlere göre çok aldık.  Tabii birazcık da nasip kısmet durumu var. Ayrıca, yukarı da Mahmut Bey örneğinde ifade ettiğim gibi her insan herkese aynı olmayabilir. Onun için -söylentilere bakıp- ön yargılara tamamen uymamak lazımdır. Bazen kapısını çalmak, bir samimi selam vermek, bu arada başarı noktasında CV' nde dolu olması lazımdır.
TAVSİYE: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 660 adet farklı nükteli nasihatin yer aldığı Mahirane Söylemler ve -hikâyeden şiire sızan- Susamak, Depremle Yaşamak ve Kazalar geliyorum Demez kitaplarımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum. 536 5681141 No.lu telefondan iletişime geçerek, benden imzalı olarak temin edebilirsiniz. 
Ayrıca, Çorum Ulucami karşında bulunan Huzur Kırtasiye 'den temin edilebilir.