Nurcihan Uslu

Abdullah Galib Bergusi, Çevirmen: Abdulvahap Kösesoy, Yoldaki Mühendis, Ekin Yayınları, 2024.

“Kaleme almış olduğum ‘Yoldaki Mühendis’ kitabı hayal ürünü olmayıp tamamen gerçek olaylardan oluşmaktadır. Gün gelecek Filistin ve Mescid-i Aksa, siyonistlerden kurtulacaktır ve bu kitap, Filistin’i ve Mescid-i Aksa’yı dava edinenlere ve bu uğurda çaba gösterenlere yol rehberi olacaktır.” (Abdullah Galib Bergusi, Rimon Hapishanesi)

Abdullah Galib Bergusi, 1972’de Kuveyt’te doğmuş, ailesi Ramallah yakınlarındaki Beyt Rima köyünden olan Filistinli bir direnişçidir. Aldığı ceza, İsrail mahkemelerinin bugüne kadar verdiği en ağır ceza olarak kayıtlara geçmiştir. İşgalci İsrail, esir takası görüşmelerinde adı her geçtiğinde onun için pazarlığa dahi yanaşmamıştır.

Dostane ve insanın yüreğine tesir eden bu hayat hikayesinin kahramanına, 67 kez müebbet ve 5200 sene hapis cezası verilir. 5 Mart 2003’te, 3 yaşındaki kızı Tala’yı hastaneye götürürken İsrail tarafından tutuklanır. Kızının babasına yazdığı bir mektupta kendisini etrafını köpeklerin sardığı bir arabada bırakıp ortadan kaybolma sebebini sorması üzerine kaleme alınan cevap, duygu yüklü bir mektuba dönüşür. Böylece eser, yalnızca bireysel bir hayat hikayesi olmaktan çıkar; aile, kimlik, aidiyet ve Filistin etrafında şekillenen bir tanıklığa dönüşür. Yazarın yaşam öyküsünde inanç, kararlarını ve hayata bakışını biçimlendiren temel unsurlardan biridir. Kitabın satırlarında yazarın her durumda hamd haline rastlanır. Zorluklar karşısında kararlı kalma düşüncesi, anlatının önemli eksenlerinden birini oluşturur. Baba ile kız arasındaki mesafe, yalnızca fiziksel bir ayrılık değil, aynı zamanda yıllar boyunca biriken soruların ve anlatılmamış bir hayat hikayesinin göstergesidir. Yazar, kendi hayatını anlatarak yaşananların unutulmamasını ister. Bu bakımdan kitap, geçmişi kayda geçirme ve gelecek nesillere bir hayat hikayesi bırakma çabası olarak da okunabilir. Filistin’de yaşananları soyut bilgiler yerine bireysel tecrübeler üzerinden ele alır. Kişisel tanıklığa dayanması, okuyucunun anlatılanları bir insanın yaşam deneyimi üzerinden değerlendirmesini sağlar.

Peki, bu kitabı neden okumalıyız?

Çünkü Yoldaki Mühendis, satırlarında taşıdığı güçlü imanla insana yalnızca bir hayat hikayesi anlatmıyor; aynı zamanda inancın, azmin ve kendini yetiştirme çabasının insan hayatında nasıl bir karşılık bulabileceğini de gösteriyor. Abdullah Bergusi, içinde bulunduğu şartlar ne kadar ağır olursa olsun, insanın kendini her alanda geliştirmekten ve öğrenmekten vazgeçmemesi gerektiğini hayatıyla ortaya koyuyor. Bütün bunları yaparken mütevazılığını da hiçbir zaman elden bırakmıyor. Kitabın sonunda kendisiyle yapılan röportajda verdiği şu cevap ise bütün anlatılanları anlamlı bir çağrıya dönüştürüyor:

“...Elimizden ne geliyorsa yapalım. Eli kalem tutanlar bu davayı yazsın. Hitabeti güçlü olanlar bu davayı konuşsun. Herkes bir şey yapsın ama sakın sessiz kalmayalım. Çünkü sessizlik öldürür!”

Önce taburcu edildi, sonra hayatını kaybetti
Önce taburcu edildi, sonra hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Belki de kitabın bize bıraktığı en önemli mesaj budur: Herkesin yapabileceği bir şey vardır. Kimi yazarak, kimi konuşarak, kimi de sahip olduğu imkanları en iyi şekilde değerlendirerek bir şeyleri değiştirebilir. Önemli olan, şartlar ne olursa olsun insanın kendini geliştirmekten, inandığı değerler uğruna sorumluluk almaktan ve sesini duyurmaktan vazgeçmemesidir. Çünkü bazen bir kalem, bazen bir söz, bazen de kararlı bir duruş çok şeyin başlangıcı olabilir. Yeter ki sessizliğe teslim olmayalım.

Muhabir: Çorum Hakimiyet