Kaleli Vakfı, üç ayların başlaması nedeniyle program düzenledi.
Vakıf Merkezinde gerçekleştirilen programa konuşmacı olarak Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaşif Hamdi Okur katıldı.
Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını yapan Kaleli Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Vakıf Müdürü İsmail Tuncel, şüphesiz İslam ümmetine verilmiş en güzel nimetlerden birinin de rahmet iklimi üç aylar olduğunu belirterek, “Bu aylar Müslümanların günahlardan arınmak, tevbe istiğfar etmek, hayatını gözden geçirmek ve yeni bir başlangıç yapmak için bir fırsattır. Rahmet aylarının içinde; regaib, miraç, berat ve kadir gecesi gibi bazı gün ve geceler bereketli kılınmış ve İslam ümmeti için büyük bir hayır kapısına dönüşmüştür. Peygamberimizin şu duasını kalben, ruhen, bedenen benimseyerek nefis muhasebesini her an hatırlayarak hayatımıza yön vermeliyiz. “Allah’ım nefsime takvayı ver, nefsimi arındır, nefsimi en iyi arındıracak olan sensin.” “Ya Rabbi! Ölümüme göz açıp kapayıncaya kadar bir vaktim olsa, beni nefsimle baş başa bırakma.” İşte biz müslümanlara düşen ise bu ayları en verimli ve bereketli şekilde geçirmektir” dedi.
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaşif Hamdi Okur ise, "Üç Ayların Manevi İklimi ve Regaib" konulu konuşmasına, “Regaib gecesini idrak ederek başlangıcına tanıklık ettiğimiz Recep ayı, Ramazan ayına bizleri ulaştıran yolun ilk durağını teşkil etmektedir. Bundan dolayı bazı ilim ve irfan ehli Recep ayını tohumun ekildiği; Şaban ayını sulandığı; Ramazan ayını ise hasadın gerçekleştiği bir zaman dilimi olarak nitelemektedirler. Diğer bir benzetme şekli de Recep ayında ağacın yaprak açtığı, Şaban ayında meyvenin çiçeklendiği, Ramazan ayında ise olgunlaşan meyvenin toplandığı şeklindedir. İnsanın amel defterinin öldükten sonra da kapanmamasına vesile olan “sadaka-i cariye” (kalıcı hayır) niteliği taşıyan vakıf hizmetleri de bu zaman dilimlerinde daha da anlam kazanmaktadır. Regaib ve Miraç gecelerinde Hz. Peygamber’i ve insanlığa tebliğ ettiği esasları anlamaya çalışmak, bunlara ilişkin bazı bilgileri okuyup, öğrenip yakınlarımızla paylaşma gayreti içerisinde olmak son derece isabetli olacaktır. Şaban ayı, Berat gecesi ise artık Ramazanın yaklaşmaya başladığı, ibadetin yoğunlaştığı bir zaman dilimidir. Kişinin kendisini hesaba çekmesi, manevi açıdan eksikliklerini tespit edip düzeltme yoluna girmesi, bu uğurda iradesini kullanıp kendisine söz vermesi ve sözüne sahip çıkması, bu mübarek zaman diliminde yapılacak en hayırlı ibadet olacaktır. Nitekim Hz. Peygamber “Akıllı kişi kendini hesaba çeken, ölümden sonrası için çaba gösterendir. Aciz ise hevâ ve hevesinin peşinden koştuğu halde Allah hakkında boş kuruntular besleyen kişidir” buyurmuştur. Dolayısıyla tüm bu hususların bilince sahip olarak miraç ve berat gecelerini gereği gibi idrak etmek suretiyle Ramazan’a hazırlanmanın gayreti içerisinde olalım. Hayır, sosyal yardım ve vakıf hizmetleri gibi, amel defterimizin kapanmamasına vesile olacak hayır faaliyetlerine de özellikle bu kutlu zamanlarda ağırlık verelim. Özellikle de bizim huzur ve güven ortamında yaşayabilmemiz için, vatanımızın müdafaası için canlarını feda etmekten çekinmeyen şehitlerimizin makamlarının âlî olması için, Cenab-ı hakkın kederli ailelerine sabır ve metanet vermesi için dua etmeyi hatırımızdan çıkarmayalım” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından tasavvuf musikisi dinletisi gerçekleştirildi. Program yapılan dua ile sona erdi.




