"Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık." (Duhan 38) "Göğü biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz." (Zâriyât 47) "Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?" (Mülk 3) "Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık" (Kamer 49)
Kur'an-ı Kerim'e baktığımız zaman evrenin yaratılışı, oradaki uyum, düzen ve ahenk konusunda çok sayıda ayetin olduğunu ve Yüce Rabbimizin dünyamızı ve diğer gezegenleri belli bir ölçü ve hesaba göre yarattığını görürüz. Günümüzde bilim ve tekniğin ilerlemesi, tesadüfe yerin olmadığını, her şeyin matematiksel bir dilde yaratıldığını daha net bir şekilde göstermiştir. Allah (cc) gökleri yedi kat üzerine yarattığını haber veriyor. Bilimsel verilerin sonuçlarına baktığımız zaman, dünyamızın etrafını çepeçevre saran atmosferin yedi tane katmanı olduğunu ve canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için de her birinin ayrı bir hayatî ehemmiyetinin olduğu bilinmektedir. Mesela, ozon tabakası olmasa idi, Güneşten gelen ve ultraviyole denilen zararlı, yakıcı ışınlar direk bize gelirdi ki, bilim adamlarının araştırmalarına göre insanlar anında cilt kanserine yakalanırlardı. Dünyamızın etrafını çepeçevre saran atmosfer olmasa idi; uzaydan gelen gök taşları dünyamıza zarar verirdi. Dünyamız şu anda hızlı bir şekilde döndüğü halde hiç hissetmiyoruz. Sadece dünyamız dönse de, atmosfer sabit olsa idi birincisi dört mevsimi bir günde defalarca yaşardık dolayısıyla hububat, sebze ve meyve yetiştirme imkânı kalmazdı. İkincisi, sürtünmelerden dolayı aşırı uğultu ve gürültüden durulmazdı. Üçüncüsü de, hava tahmininde bulunmak mümkün olmazdı. Ayda geceleyin sıcaklık gündüze göre 300, Merkür'de ise 600 dereceden fazla düşüş göstermektedir. Dünyamız, etrafını çepeçevre kuşatan atmosfer sayesinde hızlı ve yüksek ısı değişikliklerinden korunmaktadır. Yüce Rabbimiz, her şeyi bir ölçüye, hesaba göre ve canlıların varlıklarını sürdürebilecekleri bir konumda yarattığını haber veriyor.
Hatırlanacağı üzere önce ki yıllarda güneş tutulması olmuştu. Günler öncesi televizyonlarda bilim adamları her ilde hangi saat ve dakikada tutulacağını bildirdiler. Çünkü dünyamızın dönüş hızı belli 1670 km/s, dünyamızla güneş arasındaki mesafe belli 149,6 milyon km, Ay ile dünya arasındaki mesafe belli 384.000 km. Olunca hesabı yapıldı ve önceden haber verildi. Bilinmeyen şeyler üzerinde matematiksel işlem yapılamaz. Dünyamız 23 derece 27 dakika elips şeklinde meyilli değil de düz olarak dönse idi mevsimler meydana gelmezdi. Dünyamız sadece güneşin etrafında dönse de aynı zamanda da kendi ekseni etrafında dönmese idi gündüz ve geceler meydana gelmezdi. Dünyanın güneşe bakan yüzü (yani yaklaşık yarısı) yaz ve gündüz olurdu, diğer yarısı ise devamlı gece ve kış olurdu. Araştırmalarına göre ay' ın bize olan uzaklığı 384.000 km değil de 50.000 km daha yakın olmuş olsa idi met ve cezir olayları o kadar şiddetli meydana gelirdi ki, en az günde iki defa dünyamız sular altında kalırdı. (ay dünyaya yaklaştığı zaman deniz suları yükselir) Dünyamız 1670 km. değil de on kat daha hızlı dönse idi (16.700km) ters orantılı olarak gündüz ve geceler on kat kısalırdı. Yaklaşık 80 dakikalık bir gündüz 80 dakikalık bir gece… Sıcaklık da 3 dereceyi geçmezdi. Veya tersini düşünelim dünya on kat daha yavaş dönse idi (167 km) birincisi yavaş döndüğü için yer çekimi meydana gelmezdi ve dünyamız üzerindeki eşya ve canlıyı uzay boşluğuna fırlatırdı, ikincisi ise dünyamızın dönüşü on kat yavaşlayınca yine ters orantılı olarak gündüz ve geceler on kat uzardı. Bir gün 24 saat değil 240 saat olurdu. Yaklaşık 120 saat gündüz 120 saat gece. Gündüzleri dünyamız aşırı derecede ısınarak yanar kavrulurdu. Örnekleri çoğaltmamız mümkündür. Ön yargısız bir şekilde incelendiği zaman bütün bunlar gösteriyor ki tesadüflere yer yoktur. İnsanların yaratılış ve dünyaya gönderiliş nedenleri olduğu gibi evrendeki her şeyin de ince hesaplarla yaratılmış olduğunu görmemekteyiz. Evren ile ilgili ayetlerde verilen bilgilerde ki ana gayelerden biriside, Ahiretin de böyle ince hesaplarla tasarlanarak, dünyada ona göre yaşamamızın gerekliliğinin bilgisi verilmiştir. Verilen mesajlardan birisi de ahiret, tekrar dirilme ve hesap konusunda ki uyarılardır. Bir taraftan dünya hayatının tanzimi konusunda bilgi verilirken diğer taraftan da Allah'a ve ahiret gününe nasıl inanmamız, nasıl yaşamamız gerektiği, kıyametin, yeniden dirilmenin hesaba çekilmenin ve adaletin tecelli edeceğinin hak olduğu konusunda da bilgilenmemiz sağlanmıştır.
Kur'an-ı Kerîm'de yüzden fazla ayeti kerimede ahiret ve ahvalleri hakkında bilgiler verilerek insanların sorumlulukları olduğu, büluğ cağından itibaren yaptıklarımızdan ve yapmamız gerekipte yapmadıklarımızdan hesaba çekileceğimiz bildirilmiştir. Ayetlerde bu konuya dikkatlerimizin çekilmesi ve peygamberimizin de önemle bu konu üzerinde durmasında ki ana gaye; Konunun önemini vurgulamak, sorumluluk duygusunu pekiştirmek, dünya ile âhiret arasındaki dengeyi iyi kurarak, müminlerin ruhlarını yüceltmek, hayatını ebedîleştirerek amaçlanan hedefe yönlendirerek dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamaktır. Dikkatle baktığımızda evrenin yaratılışı, sürekliliğinin sağlanması ve gerekse de hayatın akışından bahseden âyetlerle, âhiret hayatından bahseden âyetlerin yan yana yer alarak önemli mesajların verildiğini görürüz.
Kur'an-ı Kerimin tasvirine göre dünya hayatı bir "oyun ve eğlence", bir "süs ve övünüş" tür; "mal, evlât ve nüfuz yarışıdır" Asıl hayat âhiret hayatıdır, huzur ve sükûn sadece ölümsüz âlemdedir. "İyi bilin ki, şu dünya hayatı boş bir oyalanma ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bunu bilmiş olsalardı" (Ankebut 64)