Türkiye'deki birlik ve beraberliğin 15 Temmuz gecesi kendisini en iyi şekilde gösterdiğini vurgulayan İsmail Kahraman, STK’larla birlikte gerçekleştirdiği toplantıda; “15 Temmuz, asla unutulmaması gereken bir hadisedir. İhtilaller olur, darbeler olur. İkisinin arasında fark vardır. 1960'a, 1980'e ihtilal derler. Hayır, darbedir.

Tarihimizde darbe 1908'dir, 1923'tür. Hukuki, ekonomik, siyasi, kültürel bütün değerlerin, müesseselerin değiştiği hareketlere ihtilal denir. 1789 Fransız ihtilali, 1917 Rus ihtilali büyük hareketlerdir. Ancak, 'İndir demokrat partiyi, getir karşısındaki partiyi' değildir. Bu, darbedir. 1980, 1960, 1971 benzeri darbeler var. Ancak bu 15 Temmuz hadisesi darbe de değil, ihtilal de değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin haritadan silinmesi projesi idi. Maazallah muvaffak olunsaydı Daeşistan, Kürdistan, Ermenistan. Daracık bir toprakta Suriye'deki gibi birbirini boğazlayan kardeşler. NATO, müdahale için girerdi içeriye. Büyük bir projeydi. Ancak Cenabıhak en büyük hesap sahibidir. Muvaffak olamadılar."  dedi.


TBMM eski Başkanı İsmail Kahraman, darbe girişiminden haberdar olunca saklanmak yerine abdest alıp TBMM'ye gittiğini aktardığı konuşmasında, "O akşam, berbat bir akşamdı. Cumhurbaşkanımızı ve Başbakanımızı aradım ama temas kuramadık. Darbe oluyor. Emniyet Müdürümüz, genel sekreterimiz beni gizli bir yere götürmeyi teklif ettiler. 'Gemiyi fareler terk eder, ben kaptanım. Gemiyi terk etmem mevzu bahis değil' dedim. Aldım abdestimi, geldim Meclis'i açtım. Bombaların, F-16'ların, tankların altında." ifadelerini kullandı.

Mecliste grup başkanvekillerine "Parti diye bir şey yok. Parti hikaye. Hepimizin gayesi bayrağımızdır, sancağımızdır, hilalimizdir.' dediğini belirten İsmail Kahraman, "O gece 7 Ağustos'un temelini attık. İstanbul Yenikapı'daki bütünlük bize lazım. Siyasi düşüncelerle birbirimize girmeyelim. Hepimiz hesabımızı kendimiz vereceğiz Cenabıhakk'a. Elimizden geleni yapalım." diyerek sözlerini tamamladı.