Kabir Hayatı (Ölüm Gerçeği) - 4 -
Bu makalemizde de değerli ilim ve fikir insanı Mustafa Çalışkan Hocamızın en son yazdığı, 2026 yılında yayınlanan iki eserinden birisi olan, “Kabir Hayatı” isimli eserinde gecen ‘Ölüm Gerçeği’ başlıklı kitabının son kısmına aldığı kabir hayatı ile ilgili hasislerin bir kısmını sizlerle buluşturmaya devam edeceğiz inşallah.
Öncelikli olarak, Ehlisünnet ulemasına göre inanılması zaruri olan dini hükümlerin asıl kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Mütevatir sünnettir. Bunlar her müslüman için olmazsa olmazlardandır. İslam da heva ve heveslerin peşinde asılsız veya boş hayalleri peşinden koşmak yoktur. Referans kaynaklarımız bellidir. Allaha ve ahiret gününe inanan ve imanın gereklerini yerine getirebilme gayreti içerisinde olan her müslüman için, Allah’ın (cc) ve Resulünün buyruklarına inanıp itaat etmesi farzlardandır. Usul âlimleri, mütevatir hadisi şöyle tarif etmişlerdir: Mütevatir Hadis, “Aklın ve adaletin yalan üzerine ittifak etmeleri imkansız olan bir topluluğun, senedin başından sonuna kadar yine kendileri gibi bir topluluktan rivayet edilen hadisler” (Aliyyu’l Kari, Şerhu Nuhbeti’l-Fikir Fi Mustalahat-ı Ehli’l Eser s. 161-163) Bir hadisin mütevatir olabilmesi için öncelikle yalan üzerinde birleşme ihtimali bulunmayan bir cemaat tarafından nakledilmiş olması şarttır. “Mütevatir hadisler, zaruri bilgi ifade ederler. Eğer bu bilgi, iman edilmesi gereken bir hususu ifade ediyorsa, tasdik etmek farzdır. Amel ile ilgili bir meseleye taalluk ediyorsa, onunla amel edilmesi şarttır. Zira mütevatir hadisler görünen ve açık olarak bilinen hükümler menzilesindedir ve bizzat Resulü Ekrem (s.a.s) den işitilmiş gibi kabul edilir. İnkâr eden kimse, kasten Peygamber (s.a.s)’e muhalefet ettiği için küfre düşer.” (Keşfü’l Esrar An Usulü Fahri’l İslam El Bezdevi, Daru’l-Kütübül İlmiyye, 3/385-387) Kütübü Sitte de, berzah hayatı ve kabir azabı ile ilgili mütevatir, meşhur ve haberi vahit hükmünde olan hadislerin varlığı malumdur. Münker ve nekir’le ilgili hadisi şerifler; mütevatir vasfına haiz oldukları için, akait kitaplarında zikredilmişlerdir. (Kabir hayatı, Mustafa Çalışkan s.170)
Kabir hayatı ile ilgili bazı Hadisler; Abbas (r.a) dan rivayet edilen Hadiste Peygamberimiz; iki kabrin yanından geçerken şöyle buyurmuştur. “dikkat edin, bunlar muhakkak azap görüyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap görüyorlar. Bunlardan biri KOGUCULUK yapardı. Diğeri de BEVLİNDEN KORUNMAZDI. Buyurarak, yaş bir hurma dalı ister ve onu ikiye bölerek birini birisinin üzerine, birisini de diğerinin üzerine dikerek ‘umulur ki bu dallar kurumadıkça onların azapları hafifletilir” buyurmuştur. (Buhari,Cenaiz,89, 2/103; Müslim tahare 111,Ebu Davut,Tahare,18; İbn Mace,Tahare,349) Buradaki verilmek istenen mesajlara odaklanmak, dersler çıkartarak ibretler almak gerekir. Dikkati nazar ile bakarak ibret almamız gereken o kadar çok şey var iken ölüm, ahiret, hesap, kabir hayatı birçoklarımız ın aklına bile gelmiyor. Veyahut ta aklımıza bile getirmiyoruz. Ama ölümde aniden geliyor. Vakit saat dolduğu zaman Azrail dünyadaki işlerini bitirdim mi veya hala yola koydun mu veyahut ta ölüme hazır mısın diye de sormuyor. Hz Âişe den rivayet edilen hadiste Peygamberimiz; “…Kabir, karanlık gece parçaları gibidir. Ey insanlar şayet benim bildiklerimi bilseydiniz cok ağlar, az gülerdiniz. Ey insanlar! Kabir azabından Allah’a sığının. Şüphesiz kabir azabı haktır.”(Ahmet İbn Hambel, El Müsned 6/81)
Bera B. Azib den rivayet edilen hadiste “Hz Peygamber ile birlikte idim. Aniden bir topluluk gözüktü. Hz Peygamber ‘bunlar niçin toplanmışlar diye sordu. Bir kabir kazıyorlar denildi. Hz Peygamberde birden korku ve endişe belirtileri görüldü. Ashabının arasından hızla kabre doğru yöneldi. Kabrin yanında dizleri üzerine çöktü. Bende önünde dikilmiş, ne yapacak, ne söyleyecek diye izliyordum. O kadar çok ağladı ki gözyaşları toprağı ıslattı. sonra bize döndü ve ‘Ey kardeşlerim! Böyle bir gün için hazırlanın” dedi. (İbn Mâce, Zühd,4195;Ahmed b. Hanbel, El Müsnet4/294) Yine Peygamberimiz Kabir azabı ile ilgili olarak “Muhakkak kabrin bir sıkıştırması vardır. Eğer ondan kurtulacak olan olsa idi Sa’d bin Muaz olurdu.”( Ahmet İbn Hambel, El Müsned 6/55, 6/98)
Kabir, İman ederek, imanın gereklerini yerine getirenler için cennet bahçelerinden bir bahçe; azap görmesi gerekenler için ise cehennem çukurlarından bir çukurdur. Zira Peygamberimiz; “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur” buyurmuşlardır. (Tirmizi, kıyamet 4/639- 640) Yüce Mevla’mıza duamız odur ki, öldüğümüz zaman kabri cennet bahçelerinden bir bahçeye dönüşerek mahşer gününü o şekilde, huzur içerisinde bekleyenlerden olmaktır.