Filistin Atölyesi ve Hitit Üniversitesi Bilinçli Gençlik Topluluğu tarafından “Liberalizm ve Filistin” söyleşisi düzenlendi.

Çorum Kültür Merkezi’nde yapılan söyleşinin moderatörlüğünü Dr. Kubra Mertek Mohamed yaparken konuşmacı olarak ise Dr. Zehra Karayel katıldı.

Liberalizmin dünya çapında iyi bir sınav vermediğine vurgu yaparak söyleşiyi başlatan Dr. Kübra Mertek Mohamed ardından sözü konuşmacı Dr. Zehra Karayel’e verdi.

Çorumlu iş insanına Yaşayan Değerlerimiz ödülü
Çorumlu iş insanına Yaşayan Değerlerimiz ödülü
İçeriği Görüntüle

Uluslararası ilişkiler teorisi içinde liberalizmin temel ilkeleri ve bu yaklaşımın İsrail-Filistin meselesine nasıl uygulandığını ele alarak konuşmasına başlayan Dr. Zehra Karayel, Liberalizmin, bireysel özgürlük, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve serbest piyasa gibi değerlere dayandığını, ayrıca barışın ticaret, karşılıklı bağımlılık ve uluslararası kurumlar aracılığıyla sağlanabileceğini savunduğunu vurguladı.

Dr. Zehra Karayel, konuşmasında şunları dile getirdi:

“İsrail-Filistin konusunda, 1993 Oslo Süreci liberal barış modelinin somut bir örneği olarak sunulmakta; karşılıklı tanıma, ekonomik entegrasyon ve kurumsal iş birliği yoluyla kalıcı barışın hedeflendiği ifade edilmektedir. Ancak bu sürecin çeşitli yapısal ve siyasal nedenlerle başarısız olduğu görülmüştür. Özellikle İsrail tarafının gayri samimi yaklaşımı ve Filistin ile arasındaki derin ekonomik eşitsizlik, güvenlik kaygıları söylemine rağmen güven vermemesi, gasp politikaları ve sadece imha ve işgali düşünen radikal unsurların etkisi sürecin çöküşünde belirleyici olmuştur. Ekonomik entegrasyonun beklenenin aksine Filistin için kalkınma değil bağımlılık üretmesi de önemli bir sorun olarak öne çıkmıştır.”

Liberal yaklaşımın sınırlılıkları ve eleştirileri üzerinde duran Dr. Zehra Karayel, Liberal politikaların çoğu zaman Filistinlileri eşit haklara sahip aktörler olarak görmediğini, adil bir çözümden ziyade daha ‘insancıl’ bir statüko arayışına yöneldiğini ifade etti.

Uluslararası hukukun ve liberal değerlerin seçici biçimde uygulanmasının, özellikle Batılı devletlerin tutumları üzerinden ‘çifte standart’ teşkil ettiğinin altını çizen Karayel, bu bağlamda, Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumların siyasi irade eksikliği ve veto mekanizmaları nedeniyle etkisiz kaldığının altını çizdi.

Neoliberal politikaların savaş ve çatışma süreçleriyle ilişkisini de ele alarak, savaşın savunma sanayii, teknoloji ve yeniden inşa sektörleri açısından kârlı hale gelmesinin, çatışmaların sürmesini teşvik eden bir dinamik oluşturduğunu da örnekleri ile birlikte açıklayan Karayel, bu durumun, barış çabalarını zayıflatan yapısal bir faktör olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

Son olarak, Gazze bağlamında liberalizmin bir kriz içinde olduğu değerlendiren Karayel, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin tutarsız uygulanmasının liberal düzenin meşruiyetini zedelediğini ifade ederek, bu gelişmelerin, küresel ölçekte aşırı sağ ve neo-faşist eğilimlerin güç kazanmasına zemin hazırladığı değerlendirmesinde bulundu.

Karayel sözlerini, “Sonuç olarak liberal barış yaklaşımının İsrail-Filistin örneğinde beklentileri karşılayamadığı, bunun hem teorik hem de pratik düzeyde liberal uluslararası düzenin sorgulanmasına yol açtığı görüyoruz” diyerek tamamladı.

Söyleşi soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Filistin Atölyesi’nin söyleşileri bu hafta “Feminizm ve Filistin” başlığıyla devam edecek ve ilerleyen günlerde farklı ideolojiler de Filistin meselesi ekseninde ele alınacak.

Muhabir: Haber Merkezi