Eski AK Parti Çorum Milletvekili Erol Kavuncu, ailenin önemini merkeze alan ve bazı medya programlarını eleştiren bir yazı kaleme aldı.

Bazı gündüz kuşağı programlarına kanalizasyon benzetmesi yapan Kavuncu, yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Günümüzün dijital dünyasında evlilik kurumunu sürdürmek ve aile yapısını korumak, artık yalnızca bireysel bir çabayla değil; medeniyet düzeyinde topyekûn bir mücadeleyi gerektirmektedir.

Aile sadece bir çatı, bir soyadı ya da resmi birliktelik değildir. Aile, insanlığın hafızası, toplumların omurgası ve milletlerin istikbalidir. İnsan, ancak aile içinde anlam kazanır; merhameti, sadakati ve sabrı burada öğrenir. Aile çökerse insan çözülür, insan çözülürse toplum dağılır. Toplum dağıldığında ise geriye ne devlet kalır ne millet ne de gelecek.

Bu nedenle aileyi hedef alan her unsur, basit bir kültürel tartışma değil; doğrudan varoluşsal bir tehdittir.

Bugün dijital çağın denetimsiz içerik akışı ile televizyon ekranlarında reyting uğruna değerleri göz ardı eden gündüz kuşağı programları birleşerek aile yapısını zedeleyen bir düzene dönüşmüştür. Bu durum tesadüfi değil; süreklilik kazanan ve normalleştirilen bir yozlaşmadır.

Her gün ekranlara yansıyan içeriklerde mahremiyet ihlal edilmekte, özel hayat teşhir edilmekte ve ağır ithamlar bir gösteriye dönüştürülmektedir. İhanet, şiddet ve aşağılanma gibi unsurlar istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştırılmakta, hatta eğlence unsuru haline getirilmektedir.

Oysa suçun yeri stüdyo, adaletin yeri ekran değildir. Hukuk devletinde iddialar savcılığa iletilir, deliller mahkemede değerlendirilir ve karar yargı tarafından verilir.

Buna rağmen hukuki konular televizyon programlarında tartışma ve gösteri unsuru haline getirilmektedir. Bu durum etik bir sorun olmanın ötesinde, devletin yetki alanının medya aracılığıyla aşındırılması anlamına gelmektedir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bu yayınları denetlemekle yükümlüdür. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu dijital mecralardaki içeriklere karşı harekete geçmelidir. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı kamuoyuna açık bir duruş sergilemeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi ise gerekli görülmesi halinde daha caydırıcı düzenlemeler yapmalıdır.

Devlet bu noktada izleyen değil, müdahale eden konumda olmalıdır. Kararlı ve etkili bir irade ortaya konulmadığı sürece aile yapısını zedeleyen içeriklerle mücadelede sonuç alınamaz.

Bu yayınlar yalnızca mevcut durumu yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal algıyı da şekillendirir. Sürekli benzer içeriklere maruz kalan bireyler, zamanla bu durumları normal kabul edebilir. Bu da sosyolojik bir dönüşüme yol açar.

Optimar'a göre AK Parti açık ara önde
Optimar'a göre AK Parti açık ara önde
İçeriği Görüntüle

Gündüz kuşağı programları fark edilmeden bir tür eğitim aracı gibi işleyerek güven yerine şüpheyi, sadakat yerine aldatmayı, saygı yerine teşhiri ön plana çıkarabilmektedir. Bu ortamda yetişen bireylerin sağlıklı aile yapıları kurması zorlaşmaktadır.

Devlet yalnızca sınırları korumakla değil, toplumun değerlerini ve geleceğini korumakla da sorumludur. Toplumsal yapıyı olumsuz etkileyen içeriklere karşı müdahale etmek bir tercih değil, görev olarak değerlendirilmelidir.

Bu müdahale bir yasaklama değil, koruma yaklaşımı olarak ele alınmalıdır. Topluma zarar verebilecek içeriklerin denetimsiz bırakılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

Bugün göz ardı edilen sorunlar zamanla alışkanlığa dönüşebilir. Sürekli tekrar edilen içerikler toplumda normalleşebilir ve bu durum eleştiri mekanizmasını zayıflatabilir.

Toplumların çözülmesi çoğu zaman iç dinamiklerle gerçekleşir. Bu süreç bazen eğlence, özgürlük ve normalleşme kavramları üzerinden ilerleyebilir.

Bu nedenle aile yapısının korunması, toplumsal bütünlüğün ve geleceğin sürdürülebilirliği açısından önemli görülmektedir.”

Muhabir: Yüksel Basar