Ünlü Üç Sahâbe ve Bir Oğul (3) Ammar İbn Yâsir ve Ailesi

Bu makalemizde de değerli ilim ve fikir insanı Mustafa Çalışkan Hocamızın en son yazdığı, 2026 yılında yayınlanan iki eserinden birisi olan, “Ünlü Üç Sahâbe ve Bir Oğul” isimli eserinde gecen Ammar İbn Yâsir ve Ailesi hakkındaki hadislerin ve yorumların bir kısmını sizlerle buluşturmaya çalışacağız.

Ebetteki eserde geçen tüm detayları bir makalede vermek mümkün olmadığı için Ammar İbn Yâsir ile ilgili bilgileri, kendi bilgi birikimimiz ile birlikte, elimizde ki kaynakta gecen bilgilerle harmanlayarak özetleyeceğiz İnşeAllah. Yâsir aslen Yemenli olup, Benî Mahzume kabilesindendir. Mekke’ye geldikten sonra Ebû Huzeyfe’nin himayesine girmiş ve Sümeyye adında sahabe bir kadınla evlenmiştir. Bu evlilik sonucunda da Ammar dünyaya gelmiştir. Ammar, Peygamberimizin Dârülerkam’da bulunduğu bir sırada genç yaşta iken müslüman olan ilk yedi kişiden birisidir. Ammar ’ın Annesi Sümeyye, babası Yâsir ve kardeşi Abdullah da kendisinin bilgilendirmesiyle İslâm’a girmişlerdir. Yâsir ailesi, müslüman olunca Mekke’de kendilerini himaye edecek kimseleri olmadığı için Kureyşli müşriklerin ağır zulüm ve işkencelerine uğramışlardır. Fakat güçlü imanları sebebiyle başlarına gelen bu sıkıntılara sabırla göğüs germişlerdir. Anne Sümeyye hatun, baba Yâsir ve genç oğulları Ammar sıcak çölde güneş alınlarına vuracak şekilde, aç ve susuz, elleri kolları bağlı olarak yatırılırlar. (615). Ebu Cehil başta olmak üzere zulmeden müşrikler, ya Muhammedi ve onunla gelen mesajları inkâr edersiniz yahut ta sizi işkence ederek öldüreceğiz dediklerinde; Bu sözler karşısında onların öyle güçlü bir imana sahip olduklarını görüyoruz ki şehit edilme pahasına inkâr etmiyorlar. Sümeyye Hatun; “Değil bana işkence yapmanız, beni kesseniz, her bir zerremde ayrı ayrı Sümeyye olsa, onlara da ayrı ayrı işkence yapsanız yine de beni Allah bir Peygamber hak demekten vaz geçiremezsiniz” der ve şehit edilir. Baba Yâsir’e aynı sorular, aynı cevaplar, onu da şehit ederler. Sıra oğul Amman’a gelir ve aynı teklif. Ammar bakar ki kin ve intikam duyguları ile hareket eden müşriklerin gözlerini kan bürümüş. Annesini ve babasını gözlerinin önünde şehit ettiler. Kendisini de şehit edeceklerini gören Ammar, Müşriklerin dayanılmaz baskı, zulüm, işkence ve ölümden kurtulmak için onların istedikleri gibi konuşmak zorunda kalır. Müşriklerin elinden kurtulur kurtulmaz da Allah (cc) Resulüne giderek olanları anlatır ve “Ben şimdi dinden çıktım mı”? Peygamberimiz de “Kalbin nasıl Ammar” o da “Kalbim imanla dopdolu Ey Allah’ın Resulü” Peygamberimiz de “O zaman imanına bir zararı yok yine aynı durumlara maruz kaldığında ayı yola başvurabilirsin”. Buyurmuştur. Bu hâdise üzerine ise şu ayeti kerime nazil olmuştur. “Kalbi imanla dopdolu olduğu halde baskı altında kalarak inkâra zorlanıp da bunu ancak diliyle yapan hâriç, her kim iman ettikten sonra Allah’ı inkâr eder ve bile isteye gönlünü küfre açarsa, böylelerinin üzerine dünya da Allah tarafından bir hışım, ahirette ise onların payına çok büyük bir azap düşecektir.” (Nahl 106) Ammar Peygamberimize; “Ey Allah’ın Resulü! Ebu Cehil bizlere her türlü işkenceyi yaptı” dediğinde Peygamberimiz “Allah’ım! Yâsir ailesine azabını hiçbir şekilde tattırma” diye dua etmiştir. (İbn Sa’d, 3/246, Ensâb 1/!82; El Kâmil Fi’t Tarih 1/664) Yine bir gün Ammar kendisi ve ailesinin uğradığı işkencelerden bahsedince Peygamberimiz; “Sabrediniz, Allah’ım! Âl-i Yasir’i bağışla” buyurmuştur. Başka bir günde ise Yasir ailesini cennetle müjdelemiştir. (İbn Sa’d Tabakât ül-Kübra, 3/248-249; El Kamil Fi’t-Tarih 1/664) Diğer bir hadiste ise Peygamberimiz; “ Kim Ammar’a düşmanlık ederse Allah’a düşmanlık etmiş olur. Ammar’a düşman olanın düşmanı Allah’tır.” (Ahmet bin Hanbel 4/89.90)

Suffe ashabından olan Ammar, Peygamberimizin bulunduğu bütün savaşlara katılmıştır. Hz. Ebû Bekir devrinde Müseylemetül kezzap ile yapılan Yemâme Savaşı’nda bir kulağını kaybettiği halde yiğitçe savaşmış ve dağılmak üzere olan İslâm ordusunu yeniden toparlamıştır. Hz. Ömer devrinde ise Kûfe’ye vali olarak görevlendirilmiştir. (21/641-42) ve bu sırada vuku bulan Nihavent Savaşı’na ve Hûzistan’ın fethine iştirak etmiştir. Ammar altmış iki de hadis rivayet etmiştir. Bunlardan altısı Buhârî ve Müslim’in sahihlerinde yer almaktadır. Hiçbir namazını da kazaya bırakmadığı rivayetler arasındadır. Ammar Medine’ye ilk hicret edenlerden birisi olmakla birlikte, İslam tarihin de ilk Mescid olan Kuba mescidinin yapımında da büyük emekleri olan bir sahabedir. Tevbe suresi 108 de de işaret edildiği üzere orası takva üzerine bina edilmiştir. Hicretten sonra Peygamberimiz onu Huzeyfe b. Yemân ile kardeş ilan etmiştir. Kendisi Mescid-i Nebevinin inşası sırasında da büyük gayret sarf edenlerdendir. Mescidin yapımında herkes bir kerpiç taşırken onun iki kerpiç getirdiğini gören Peygamberimiz; “Vah Ammar! Seni azgın bir topluluk öldürecektir. Sen onları Hakka davet ederken, onlar seni cehenneme çağıracaklar.” Buyurmuştur. (İbn Sa’d Tabakât 3/252, Buhârî Salat, 63). Peygamberimizin mucizelerinden biriside gelecekle ilgili verdiği haberlerin doğru çıkmasıdır. Peygamberimiz, kötü niyetli kişilerin Ammar Bin Yasir’i şehit edeceklerini önceden haber vermiştir. Gerçektende Sıffin savaşında doksan dört yaşında olduğu halde bazı azılı kimseler onu şehit etmişlerdir.

Ammar b. Yâsir’e ait olduğu söylenen bir kılıç, Topkapı Sarayı Müzesi’nin Mukaddes Emanetler bölümünde (Envanter, nr. 21/149) muhafaza edilmektedir.