Her ne kadar bazı yetkililer mikrofonu eline alınca ''iltifatsız marifete tabi olun'' diye nutuk atsa da ''marifet ekseriya iltifata tabidir. İltifatsız marifet bir nebze zayidir'' Bu noktada ben il ilçe veya sosyal mecrada gördüğüm farklılıklarda bir kelime ile de olsa teşekkür, tebrik etmeye özen göstermeye çalışırım. Şu yaşta bize bile bir yetkili, yaptığımız bir faaliyetten dolayı aferin deyince sevinçten ayaklarımız dolaşıyor.  Hemen daha neler yapabilirim, diye kafa yormaya başlıyoruz. Olması gereken de budur diye düşünüyorum.
Milli eğitim müdürlüğünde uzman olarak göreve başlayınca okul faaliyetlerimiz çoğaldı. Her okula da gitme imkânımız yok ama azimli, gayretli olanlara uzaktan rehberlik yapma, teşvik etme imkânımız var.  Ben daima bunu kullanmaya gayret ettim. Bu bağlamda yıllık yapılan rutin sivil savunma etkinliklerine özel broşürler hazırlayarak, senaryolar yazdım okullara gönderdim. Akabinde resimli rapor istedim. İlgi, alaka, titizlik gösterip farklılık yapmaya -köy okulunda traktörü ambulans yapmış- çalışanlara zikri fikri ne olursa olsun Teşekkür Belgesi teklif ettim. Hizmetli, veli, basın, öğretmen, müdür, müfettiş olmak üzere (Türkiye'de ilk defa) 99 kişiye belge verdik. İl müdürü Abdürrahim Bey'e ''Müdürüm, ben kendime istemiyorum. İhtiyacım da yok ama köyde, ilçede veya merkezde farklılık yapmaya çalışanlara bir imzanızı esirgemeyiniz'' dedim. Sağ olsun o da hiç ret etmedi. Hatta o dönem bir sendikacı, ''Mahir Bey, falanlara da teşekkür belgesi vermişsin, onlar bize üye değil'' deyince, ben görevim ile ilgili alana bakarım, hak etmişse onun dışına bakmam, dedim. 
Aradan 10-15 sene geçti. Trabzon'dan bir Hoca Hanım aradı. ''Mahir Hocam, sizi çok merak ediyordum. Tanışmak nasip olmadı. Yıllar sonra sosyal medyada gördüm. Telefonunuzu buldum, vefa adına teşekkür etmek için aradım. Ben yıllar önce -mesleğimin ilk yılları- Çorum'un falan köyünde öğretmenlik yaparken bir gün baktım Teşekkür Belgesi gelmiş. Çok şaşırdım. Ben daha çok çalışırken yanımdaki arkadaşa belge verilince, üzülürdüm. Çünkü il müdürlüğünde tanıdığım falan da yoktu. Yolunuz düşerse -o ara oğlumda Trabzon'da okuyordu- mutlaka bekliyorum. Çocuğunuz ile ilgili yapabileceğimiz bir şey olursa lütfen çekinmeyin'' diye kalbi teşekkür etti. Bundan daha güzel mutluluk olur mu?
Özeti: Farkı fark edilmeyen insanlar zamanla farksızlaşır. Onun için görevinde olumlu farkı olan personel amirleri tarafından mutlaka fark edilmelidir. Ödül veya ceza verilirken kesinlikle adaletli davranılmalıdır. Otuz dokuz yıllık memuriyet hayatımda gerek belge gerekse maaş ödülü verilirken çoğu zaman eş dost, arkadaş kriterinin öne geçtiğine üzülerek şahit olmuşumdur. (1994'lü yıllarda Osmancık'ta görev yaparken o zaman ki kurum adına ilçeye yapılacak olan bir faaliyette iki arkadaş görev aldık. Diğer arkadaş amirin yanında ''tamam'' deyip ama dışarı çıkınca ''ben, uğraşamam'' diyerek ilgilenmezdi. Sonradan öğrendim ki o arkadaşa (özel ilişkisi iyiydi) teşekkür belgesi verilmiş, bana yok. Çok garibime gitti ama üzülmedim de, unutmadım da.) Böyle bir durum vebaldir, günahtır. Çalışma barışını bozar. (Çok şükür(!) bu zamana kadar maaş ödülü almak nasip olmadı) Yaptığım hiçbir işi de belge beklentili olarak yapmadım. Rabbim yapmak da nasip etmesin.
Evlat! Bazen;
Azim güzel, gayret güzel, maharet güzel 
Bu kadar güzellikler içinde sonuç üzer
Boş ver, aldırma, sen daim işine bak
Hak yerini bulur, bir gün muhakkak

    *
TAVSİYE: 50 yılın birikimi olan, muhtevasında 660 adet farklı nükteli nasihatin yer aldığı Mahirane Söylemler ve -hikâyeden şiire sızan- Susamak, Depremle Yaşamak ve Kazalar geliyorum Demez kitaplarımı mutlaka okumanızı ve evlatlarınıza okutmanızı samimi olarak tavsiye ediyorum. 536 5681141 No.lu telefondan iletişime geçerek, benden imzalı olarak temin edebilirsiniz.