Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Gürler’in kitabı ‘Peygamberimizle Muhabbet’ kitabı çıktı.

Bayat'tan öğrenciler Geleneksel Okçuluk İl Birinciliğinde derece aldı Bayat'tan öğrenciler Geleneksel Okçuluk İl Birinciliğinde derece aldı

“Peygamberimizle Muhabbet” isimli eserin,  hadis kitaplarını okumak isteyen vatandaşların işini kolaylaştırmak amacıyla, her seviyedeki insanın faydalanmasını sağlayacak bir muhteva ve üslupla kaleme alındığını belirten Prof. Dr. Kadir Gürler, “Bu kitabı okuduktan sonra, “ehl-i sünnetin itibar edip değer verdiği dokuz hadis kitabını da okudum” diye yemin etseniz, vallâhi başınız ağrımaz” dedi.

Kadir Gürler, kitapla ilgili şu bilgileri verdi:

“Anadolu insanı peygamberimizi ve peygamberimizle ilgili olan her şeyi çok sevdiğinden dolayı bu konuyla ilgili yazılmış Buhâri ve Müslim gibi hadis kitaplarını okumayı da sever. Ancak bu temel hadis kitapları; tefsir, hadis, fıkıh gibi islâmî branşların tarih ve usûlünü/metodolojisini bilmeyenlere pek tavsiye edilmez. Zira söz konusu alanlarla ilgili tarih ve metedoloji bilgisi olmaksızın bu alanların temel kaynaklarını (Türkçe çevirileri bile olsa) okumak, ciddi problemlere yol açabilmektedir. Çünkü bu temel hadis kitapları, “bütün insanlar okusun, herkes birtakım yorumlar yaparak sonuçlar ve hükümler çıkarsın” diye yazılmamıştır. Bu eserler, sahanın uzmanı olan hadis âlimlerine kaynak oluşturması ve ilim ehlinin istifade etmesi gibi gerekçelerle hadis alanında uzman olan kimseler için teknik bir dille yazılmıştır. Kısacası; bu kitapları kaleme almış hadis âlimlerimiz, bunları “hadis ilmi için gerekli olan teorik ve pratik eğitimi almış kimseler” için hazırlamışlardır.

Klasik islâmî eğitimde hadis kaynaklarından hoca-talebe ilişkisi içinde sistematik bir metoda göre istifade edildiği için ciddi bir karışıklık olmuyordu. Ancak modern dönemde hadis ilminin yapısı hakkında yeterli bilgi ve birikimi olmayan okuyucular, bu kaynaklardan kendi kendilerine “din öğrenmeye” kalkışınca hadis alanında bir kaos yaşanması kaçınılmaz oldu. Çünkü asırlar önce yaşamış müslümanlara hitap eden hadis dilini yorumlayamayınca, ya ondaki her şeyi olduğu gibi kabul etmek veya ondaki her şeyi değersiz görerek reddetmek aşırılığına düşülebilecektir. Bu aşırılıklar bazen yanlış çeviriler, bazen de hadislerin bağlamları ya da arka planlarının bilinemediğinden kaynaklanmaktadır. Oysa aynı hadisler, doğru ve anlaşılır bir tarzda çevrildiğinde ve hadisin hangi bağlamda söylenmiş olduğu anlatıldığında herhangi bir sorun yaşanmayacaktır. Zaten bizi böyle bir çalışmaya sevk eden en önemli temel sebep de bu olmuştur.

Tamam; özelde hadis, genelde de islâmî ilimlerin tarih ve usûlünü bilenler hadis kitaplarını okuyabileceklerdir. Peki, bunları bilmeyen veya öğrenme imkanı bulamayan; fakat okumayı da çok arzulayıp isteyen insanlarımız ne yapacak? Okumayacaklar mı? Onlar peygamberimizin mesajlarından nasiplenmeyecekler mi? Bu sorunun cevabı şöyle verilmektedir: Hadis külliyatıyla ilk defa tanışan veya bu külliyatı yeterli tarih ve metodoloji bilgisi olmadan okuma sevdası içinde olan insanlarımızın, bu alanın yetişmiş elemanları tarafından sahih hadisleri derlemek amacıyla kaleme aldıkları eserlerden istifade etmeleri daha uygun olacaktır.

İşte, “Peygamberimizle Muhabbet” isimli çalışma, üç yıllık bir hazırlık döneminden sonra her seviyedeki insanımızın okuyup faydalanmasını sağlayacak biçimde anlaşılır bir muhteva ve üslupla, sade ve açık ifadelerle geniş okuyucu kitlelerine yönelik olarak kaleme alınmıştır. Hedeflenen amaca en iyi düzeyde ulaşabilmek için de daha pratik olan “soru-cevap” tekniğinin kullanılması tercih edilmiştir. Kadir Gürler sormuş; sevgili peygamberimiz de cevaplamıştır. Bu yönüyle kitapta, “alanında ilk” diyebileceğimiz tarzda yeni bir metot takip edildiği görülmektedir.

Bu bağlamda; bazı hadisler olduğu gibi Türkçe’ye tercüme edilirken, bazıları ise kapsadığı düşünülen anlam çerçevesi de göz önünde bulundurularak serbest bir çeviriyle yorumlanmıştır. Çevirilerde lafızlar ihmal edilmemekle birlikte, mânâ ve okuyucunun anlayabileceği bir üslup öncelenmiştir. Zira maksat; kelimeleri birebir aynen çevirmek değil, bu hadisleri ilk duyan insanların (sahâbilerin) zihin dünyasında beliren mânâları derli toplu olarak dilimize aktarabilmektir. Yani, sadece anlatmak değil; âdeta hissettirebilmektir. “Hissettirebilmek” amacına uygun olacak şekilde, günlük/gündelik konuşma dilimizde yer alan deyim, atasözü ve örneklendirmelerin kullanılması da özellikle tercih edilmiştir. Bunların yapılmasındaki hedef, peygamberimizin vermek istediği mesajın doğru olarak nakledilebilmesidir. Çünkü, bu hadisleri ilk kez dinleyen sahâbilerin anladığı hususları çeviriye yansıtmadan peygamberimizin mesajlarını anlamaya çalışmak oldukça zor olacaktır.

“Peygamberimizle Muhabbet” başlıklı eser, geniş kitlelerin Hz. Peygamber’in sünnetini güvenilir bir yolla ve anlaşılır bir üslupla öğrenmesini kolaylaştıracak vasıfta bir çalışmadır. Eserin referansları Kütüb-i Sitte (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî, Neseî, İbn Mâce), Müsned, Muvattâ ve Dârimî gibi hadis literatürünün en güvenilir kaynaklarına dayanmaktadır. Bu eseri okuyan kişi, bahsettiğimiz dokuz ana kaynağa dayalı verilerle Hz. Peygamber’in sünneti hakkında sağlıklı bir tasavvura ulaşacak; muhteva da günlük hayatında alışık olduğu üslupla ve oldukça sıcak bir dille kaleme alındığı için eseri okumada zorluk çekmeyecek; sünnet ile yaşadığı hayat arasındaki irtibatı kurmada zorlanmayacak; dinî muhtevalı eserlerde sıkça karşılaşılan çeviri ağırlıklı ve ağdalı bir üslubun pençesine düşmeyecektir. Eser bu özellikleriyle farklı seviyelerde eğitim düzeyine sahip genel okuyucuya hitap ettiği gibi; ilmî usullerle verilen referanslarıyla da ilahiyat eğitimi almış olanlar için de bir el kitabı niteliği taşımaktadır. Eskilerin tabiriyle; mübtedînin ihtiyaç duyduğu, ama müntehînin de müstağnî kalamayacağı bir mahiyete sahiptir.

Sözün özü; Peygamberimizle Muhabbet” serisini okuduktan sonra, “ehl-i sünnetin itibar edip değer verdiği dokuz hadis kitabını da okudum” diye yemin etseniz, vallâhi başınız ağrımaz.”

Editör: Murat Karasu