18. asırda yetişmiş, tasavvuf ehli, ilim erbabı, şair, çok yönlü bir bilge ve mürşit olan Erzurumlu İbrahim Hakkı’yı Anadolu’da herkes bilir. Herkes onu ‘Marifetname’ adlı eseriyle bilir. Herkes onun şu mısraları ile teselli bulur:
Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif ânı seyr eyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler.
O, Erzurum’un Hasankale ilçesinde doğmuştur. Babası Derviş Osman Efendi’den eğitim almıştır. Sonra Siirt’e gidip İsmail Fakirullak’a intisap etmiştir. İlk tasavvufi dersleri ondan almıştır. Tasavvufi zevki de onda bulmuştur. Daha sonra İstanbul’a gitmiştir. I.Mahmut nezdinde saray kütüphanesinde çalışmasına izin verilmiştir. Burada müderris ünvanıyla dersler de vermiştir.
Ders okutması şartıyla Erzurum’daki Abdurrahman Gazi Dede Tekkesi’ne zaviyedar olarak atanmıştır. Orada uzun süre görev yaptıktan sonra İstanbul’a dönmüştür. Orada 1757 yılında Marifetname’yi tamamlamıştır. Bu eser, onun eserleri içinde en çok tanınanıdır. Eserinde şeyhinden aldığı edebi dile getirir:
‘Herşey Allah’tandır, her şey Allah’adır.
Susmak beliğ bir hikmet ve güzel bir haslettir.
Zikrin en faziletlisi ‘Lailâhe illallah’dır.
Tevekkül, teslim ve rıza tarikat usullerindendir’
Oğluna nasihatlerinde de hep hakkı tavsiye etmiştir:
‘Tekkelerde eğlenmeyip ilim meclislerine gidesin.
Herkese şefkat nazarıyla bakasın.
Hiç bir kimseyi hakir görmeyesin
Kimseden bir şey isteyemesin.
Kimseye bir hizmet buyurmayasın
Tezyin-i zahiri terk edip;
Gökçek ahlak ile tezyin-i batına gidesin.’
Erzurum’a geldiğinde orada da yine ilimle meşgul oldu, derler verdi, kitaplar yazdı. Arapça ve Farsçası iyi olduğu için kaynaklara ulaşmakta hiç zorlanmadı. Dini ilimlerin yanı sıra astronomi, tıp, anatomi, fizyoloji, aritmetik, geometri, trigonometri, felsefe, psikoloji ve ahlak bilimleri sahasında devrin otoritelerindendi.
Marifatname; astronomiden ahlaka ve itikada, tasavvuftan felsefeye ve musikiye, teolojiden fiziki ve tıbbi ilimlere kadar çok çeşitli bilgileri bir araya toplayan bir eserdir. Verdiği bütün bilgilerde asil ve en büyük irfan olan hakikat bilgisini yani Allah’ı bilmeyi hedef tutan, büyük bir maneviyat kitabıdır.
İbrahim Hakkı, Ebu Hanife’den bahsederken ‘Ser-mezhebimiz’ diyerek Hanefi mezhebine bağlılığına işaret etmiştir. Velilerin en seçkinlerinin tercih ettiği tarikat olarak Nakşibendiyye’ye geniş yer vermiştir. Onun için üstadın Nakşi tarikatına mensup olduğu kanati yaygındır.
Elimde üç ciltlik Marifetname bulunmaktadır. Bu kitabı Durali Yılmaz ve Hüsnü Kılıç sadeleştirmiştir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu eser, dini ve dünyevi ilimlerin mecmuu, ansiklopedik bir kitap hüviyetindedir. Konuları işlerken orada şiirleriyle renk katmıştır. O, oğluna ve talebelerine hep iyiyi, güzeli, doğru yolu göstermiştir:
‘Güzel sözlü ve güleç yüzlü ol,
Konuşurken doğru konuş,
Asla yalan söyleme; kendini rezil etme
Söz verirsen yerine getir.
Sözün en güzeli kısa ve anlamlı derin olanıdır.
Sözleri güzel olanın güzelliği artar...’
Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Eserleri:
1- Divan: Arapça ve Farsça şiirler dahil 500 kadar manzumeyi ihtiva etmektedir. Kendi şiirlerinin yanı sıra Ömer Hayyam, Feridüddin Attar ve Nizami gibi şairlerin şiirlerinin tercümeleri vardır.
2- Marifetname: Dini ve din dışı ilimlere dair ansiklopedik bir eserdir. Türkçe sadeleştirilmiş baskısı üç cilttir.
3- Mecmuatü’l-İrfaniyye: Bu kitapta ‘Kendini bilen Allah’ı da bilir ‘Sözünün tasavvufi açıklaması yapılmış, ayet ve hadislerin yanı sıra İslam âlimlerinin görüşlerinden nakillerle konu aktarılmıştır.
4- Mecmuatü’l-İhsaniyye: Tasavvuf ve eğitim ağırlıklı bir eserdir.
5- Mecmuatü’l - Meani: Dini, tasavvufi şiirler bulunmaktadır.
Bu beş eseri, Erzurum’da kaldığı sürede telif etmiştir.
Diğer eserlerinden bazıları şunlardır:
Tuhfetü’l-Kiram, Nuhbetü’l-Kelam, Kenzü’l-Fütuh, Urvetü’l-İslam, Hey’etü’l-İslam...
İbrahim Hakkı hazretlerinin 40’ı aşkın eseri bilinmektedir. Üstad 1780 yılında Siirt’in Tillo köyünde vefat etmiştir. Şeyhi ve kayınpederi İsmail Fakirullah’ın ayak ucuna defnedilmiştir.
Allah rahmet eylesin.