Hayat, bazen insanın karşısına öyle güzel insanlar çıkarır ki, yıllarca unutamayacağınız dersleri bir dakikalık sohbetin içine sığdırırlar.
1 Ağustos 2026 Cumartesi gecesi, eşimle birlikte Ankara'dan Çorum'a dönüyorduk. Saat 22.00'yi geçmiş, uzun yolun yorgunluğu omuzlarımıza çökmüştü. Hem karnımızı doyurmak hem de biraz soluklanmak için Kırıkkale-Çorum karayolu üzerindeki TŞOF tesislerinin yanındaki Köfteci Yusuf'a girdik.
Masaya henüz oturmuştuk ki yirmili yaşlarda bir delikanlı yanımıza geldi. Yüzünde, bugünlerde pek rastlayamadığımız bir ifade vardı; ne yapmacık bir tebessüm ne de ezbere söylenmiş "Hoş geldiniz." cümleleri... Gözlerinden samimiyet okunuyordu.
"Hoş geldiniz, abi." dedi, siparişimizi aldı. Birer porsiyon köfte söyledik. Ardından nazikçe, "Yanına içecek olarak ne alırsınız?" diye sordu. Eşim ayran istedi, ben de "Bana da ayran." dedim.
İşte hikâyenin başladığı an tam da burasıydı.
Delikanlı yüzüme dikkatlice baktı. "Abi, galiba yola devam edeceksiniz." dedi.
"Evet."
"İstersen sen ayran içme."
Önce şaşırdım. Sebebini anlamaya çalışırken, "Abi, siz bilirsiniz ama bence içmeyin." diye ekledi.
Bu sözler sıradan bir satış görevlisinin kuracağı cümleler değildi. O an hissettim ki bana müşteri gözüyle değil, ağabeyi gözüyle bakıyordu. Aslında söylemek istediği şuydu: "Ağabey, yorgun görünüyorsun. Bu saatte ayran uyku getirir. Allah korusun, direksiyon başında dalgınlaşırsın. Size bir zarar gelsin istemem." Bunları kelimelerle söylemedi belki ama bakışları anlatıyordu.
İçim ısındı. "Peki." dedim. "Senin dediğin olsun. Bana bol demli çay getir."
Gülümseyerek, "Tamam abi." dedi.
İşte hizmet anlayışı tam da budur. Müşteriye sadece sipariş satmak değil; onu düşünmek, sağlığını önemsemek ve yolunun selametini istemektir.
Bugün birçok işletmenin milyonlarca lira harcayarak oluşturamadığı marka değerini, bazen bir çalışanın samimiyeti tek başına oluşturabiliyor. Çünkü insanlar çoğu zaman yedikleri yemeği değil, kendilerine nasıl davranıldığını hatırlar.
Köfteci Yusuf'u genelde tercih ederim. Sebebi sadece lezzeti değildir. Makul fiyatları, yolculuklarda güven veren ortamı ve özellikle su bardağında (pansiyonda öğrenci iken de su bardağında içerdik) sınırsız çay ikramı, uzun yol yapanlar için güzel bir ayrıntıdır. Çocuklarım bile bunu bilir. Hatta benimle zaman zaman şakalaşırlar: "Babamın yol menüsü belli; yerseniz Köfteci Yusuf, yemezseniz aç kalırsınız."
Doğrusu buna ben de gülerim. Çünkü eskiden yolculuklarda temiz bir lokanta bulmak da, uygun ücrete güvenle çay içebilmek de bugünkü kadar kolay değildi.
O gece tanıdığım bu genç kardeşimiz bende güzel bir iz bıraktı. Eşime dönüp, "Bak, bu delikanlı hangi işi yaparsa yapsın başarılı olur." dedim. Çünkü başarı diploma ile değil; insan olabilmekle, işini severek yapmakla, insanları önemsemekle ve vicdanını mesleğinin önüne koyabilmekle başlar.
Bu düşüncem içimde kalmasın istedim. Sosyal medyada kendisinden "Tebrikler, Garson Abisi!" diye bahsettim. Paylaşım kısa sürede binlerce insana ulaştı ve insanlar bu güzel davranışı takdir etti. Fakat bir eksikliğim vardı; o an ismini sormayı akıl edememiştim.
Aradan bir iki gün geçti. Paylaşımımı gören Çorum Hitit Otelcilik Okulu Müdür Yardımcısı Sayın Nejla Hanım, izin dönüşünde eşiyle birlikte aynı tesise uğramış. Delikanlıyı bulmuş, yazımdan bahsetmiş, kendisini tebrik etmiş ve telefon numarasını bana ulaştırmış. Ben de büyük bir memnuniyetle Garson kardeşimize teşekkür mesajı gönderdim. Verdiği cevap ise beni bir kez daha hayran bıraktı. İnsan bazen uzun cümlelerle değil, seçtiği birkaç kelimeyle karakterini belli eder; bu genç de öyleydi.
Ailesini tanımıyorum, nasıl yetiştiğini bilmiyorum. Ama biliyorum ki bir çocuğun davranışında anne babasının duası, öğretmeninin emeği, mahallesinin terbiyesi ve hayatın verdiği güzel dersler vardır. Onu yetiştiren herkesi gönülden kutluyor, Kırıkkale'nin Balışeyh ilçesinden olan Fuat İşler kardeşime de ömrü boyunca başarılar diliyorum. Allah yolunu da bahtını da açık etsin.
Ben yıllardır gençlerle buluşuyor, konferanslar veriyor ve hayatın içinden örnekler anlatıyorum. Çünkü gençlere en çok şunu söylüyorum: "Hayatta yaptığınız işten önce, yaptığınız işi nasıl yaptığınız önemlidir."
Her iş kutsaldır, her meslek değerlidir. Bir insan çöp toplarken de örnek olabilir, makam odasında otururken de. Asıl mesele yaptığı işi hakkıyla yapabilmektir.
Bugün çalıştığınız yerde yalnızca maaş kazanmıyorsunuz; aslında geleceğinizi de inşa ediyorsunuz. Çünkü oraya gelen insanların kim olduğunu bilemezsiniz. Bir gün bir patron, bir bürokrat, bir siyasetçi ya da büyük bir yatırımcı gelir; belki de hayatınızı değiştirecek kişi, sessizce gelip yemeğini yiyip giden biridir.
Bir cümleniz, bir tebessümünüz ya da dürüstlüğünüz, belki de yıllarca beklediğiniz kapının anahtarı olur. İnsan iş ararken değil, çalışırken yeni işini hazırlamalıdır. Çünkü güvenilir insanın referansı, yaptığı iştir.
İnanıyorum ki güzellik paylaşıldıkça çoğalır, kötülük ise sürekli konuşuldukça sıradanlaşır. Onun için güzel insanları alkışlamaktan çekinmeyelim, iyi örnekleri görünür kılalım. Bir teşekkür bazen bir ödülden daha değerlidir.
Bununla birlikte, böyle çalışanların kurumları tarafından da fark edilmesi önemlidir. Çünkü takdir edilen emek büyür, ödüllendirilen güzel davranış ise başka insanlara ilham olur.
Belki bu yazı Köfteci Yusuf’ta bir yöneticinin önüne düşer, o genç kardeşimizin omzuna bir teşekkür eli konur ve yarın bir başka genç, "Ben de işimi böyle yapmalıyım." diye düşünür. İşte o zaman bu satırlar gerçek amacına ulaşmış olur.
Çünkü insan hayatta yalnızca ekmeğini değil, ardında bırakacağı güzel izi de kazanmalıdır. Ve inanıyorum ki güzel insanlar, güzel memleketlerin en kıymetli sermayesidir.
Tebrikler! Garson kardeşim Fuat!