"Kötülük zaman ister, iyilik emanet…
Ve emanetler hep daha dikkatle korunur."
Yelda Kuşcu Kılıçarslan
Bazı insanlar vardır; sesini yükseltmeden iz bırakır. Kimseyi incitmeden, kalp kırmadan, sadece varlığıyla iyi hissettirir. Hayatın telaşında farkına geç vardığımız ama yokluklarıyla içimizi acıtan o insanlar… Ne garip ki dünya, en çok da böyle güzel insanları erken uğurluyor.
Defalarca şahit oldum buna. İyilerin, sessizce iyilik yapanların, kimseye yük olmayanların, hayatı kolaylaştıranların bu hayattan aceleyle çekip gidişine… Sanki dünya onların kalbine biraz ağır geliyor. Belki de bu yüzden kalmaları uzun sürmüyor. Kırmadan, dökmeden yaşamanın bedeli bu kadar erken veda mı, bilemiyorum.
Bugün bir mesai arkadaşımı kaybetmenin hüznü var içimde. Onu düşündüğümde aklıma ilk gelen şey sakinliği, gülen yüzü oluyor. Sözü az, duruşu netti. Kimseyi incitmez, kimseye kırgınlık biriktirmezdi. Hayatın sert köşelerini yumuşatan insanlar var ya, onlardandı. Böyle insanlar gittiğinde dünya biraz daha gürültülü, biraz daha eksik kalıyor sanki…
İnsanı en çok da şu düşündürüyor: Kalanlar çoğu zaman yoruyor, gidenler ise hep özleniyor. Belki de iyilik bu dünyaya kısa süreli bir misafir. Sessizce uğruyor, kalplere dokunup gidiyor. Ardında bıraktığı boşluk ne söylenen sözlerle ne de geçen zamanla doluyor.
Şuna inanmak istiyorum: Erken giden güzel insanlar, bu dünyadan eksik kalan iyiliği başka bir yerde tamamlıyor. Belki daha hafif, daha incitmeyen bir yerde… Çünkü bu dünya, herkes için aynı ağırlıkta değil.
Geriye bize düşen; onların adını anarken içimizi sızlatan o iyilik hissini kaybetmemek. Onlar gibi kırmadan yaşamaya çalışmak. Çünkü bazı insanlar, gittikten sonra bile bize nasıl insan olunacağını öğretmeye devam eder.
Yattıkları yer incitmesin… Hatıraları, kalbimizin en nazik yerinde yıllarca kalsın.
Kötüler kalıyor/mu?
Kötülükten beslenenler, başkasının canı yanınca güçlenenler, vicdanı susturmayı marifet sananlar… Garip ama çoğu zaman ayakta kalıyorlar. İnsan bakınca ister istemez soruyor: Neden?
Belki de kötülük, bu dünyanın en dayanıklı zırhı. Vicdan taşımayanın yükü hafif oluyor. Gece yastığa başını koyduğunda hesap vermeyenler, sabaha daha kolay uyanıyor. İyilerse her sözü tartıyor, her bakışı düşünüyor, "Acaba incittim mi?" diye kendini yargılıyor. İşte bu yüzden yoruluyorlar. İşte bu yüzden erken eksiliyorlar belki de…
Allah kötülere mühlet verirken, iyilere emanet mi bakıyor diye düşünmeden edemiyorum. Kötü olanı kendi karanlığıyla baş başa bırakıyor; yaptığıyla yüzleşsin diye zaman tanıyor sanki. İyiyi ise "Sabrettin, olgunlaştın." diyerek görevin bittiğini söylüyor. Çünkü iyilik aceleye gelmiyor.
İyilik, ham bir meyve gibi hemen koparılan bir şey değil. Zamanla tatlanan, sabırla olgunlaşan bir hâl. İnsan iyiyse, sınandıkça derinleşiyor; acıyla karşılaştıkça anlamı çoğalıyor. Her bekleyiş, her sessiz katlanış, iyiliğin köklerini biraz daha sağlamlaştırıyor.
Belki de kötüler hâlâ sınavda. Belki Allah onlara, "Ne zaman iyiler zümresine dâhil olacaksın?" diye sabırla bakıyor. Kötülük yapana kapıyı hemen kapatmıyor; dönüş ihtimalini açık bırakıyor. Çünkü rahmet, her zaman cezadan önce geliyor. Ama insan, bu verilen zamanı bir uyarı değil de bir onay sanıyor; gücü kendinden bildikçe daha da kararıyor.
İyiler ise başka türlü imtihan ediliyor. Onlardan kötülüğe karşılık kötülük değil, sükût bekleniyor. Vazgeçmek değil; incinse de temiz kalmak isteniyor. En zor olan da bu zaten: Kirlenmeden yaşamak.
Adalet bazen gecikiyor gibi duruyor. Ama belki de gecikmiyor; sadece bizim acelemize uymuyor. İyiliğin karşılığı bu dünyada her zaman alkış olmuyor. Kimi zaman erken gidiş, kimi zaman sessiz bir yalnızlık oluyor. Ama inanmak istiyorum ki hiçbir iyilik boşa düşmüyor. Sadece başka bir terazide tartılıyor.
Ve belki de en acı hakikat şu:
Bu dünyada kazananlar, en uzun yaşayanlar değil; yokluklarıyla bile hatırlananlar. Kötüler gürültüyle yer kaplarken iz sanıyor bıraktıklarını… İyiler sessizce gider ama arkalarında susturulamayan bir vicdan, adını anınca boğaza düğümlenen bir eksiklik ve "Bir insan böyle de yaşanırmış." dedirten bir hatıra bırakır.
Allah, iyileri eksiltmesin; gidişleriyle bile insanı insan yapanları… Kötülükten beslenenlere de bir gün aynaya bakıp iyiliği seçecek cesareti nasip etsin.
(Yelda Kuşcu Kılıçarslan öğretmenimizin kaleme aldığı bu güzel makaleyi siz kıymetli okurlarımla buluşturmak istedim. Umarım zevkle okursunuz.)
TAZİYE: Müdürlüğümüz de Makina Mühendisi olarak görev yapan övgüsüyle, yergisiyle, esprileriyle gönüllerde taht kuran ve hakkın rahmetine kavuşan Selami Tarhan kardeşimize Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabrı cemil diliyoruz.