İnsan zihni belirsizliği sevmez. Günlük hayatın karmaşası, hızla akan zaman, bitmeyen sorumluluklar her zaman vardır. Tüm bunların içinde ruhumuz çoğu zaman bir durma noktası arar. Ramazan ayı, tam da bu noktada yalnızca dini bir zaman dilimi olarak görülmemelidir.Aynı zamanda güçlü bir psikolojik çerçeve sunar. Saatleri belli, niyeti belli, başlangıcı ve sonu belirli bir süreçtir. Bu yapı, insanın iç dünyasında düzen ve anlam duygusunu güçlendirir.
Psikolojik iyi oluş yalnızca mutlu hissetmek değildir. Anlam bulmak, ilişkiler kurmak, kendini kontrol edebilmek ve değerlerle uyumlu yaşamak da bu bütünün parçalarıdır. Ramazan ayı, bu boyutların her birine temas eder.Ramazan ayının hem manevi güçlenme hem de psikolojik dayanıklılık açısından önemli bir dönem olabileceğini belirten uzmanlar, bu sürecin herkes için aynı şekilde deneyimlenmeyebileceğini de hatırlatmaktadır. Oruç; sabır, öz disiplin ve stres yönetimini destekleyebilirken değişen uyku ve beslenme düzeni bazı bireylerde kaygı ve huzursuzluğa yol açabilmektedir. Manevi ritüeller ruh halini olumlu etkilese de rutin değişiklikleri özellikle hassas bireylerde stres yaratabilmektedir. Bu nedenle Ramazan'ın dengeli ve bilinçli bir şekilde yaşanması önem taşımaktadır.
İftar sofralarında bölüşülen ekmek, aslında yalnızca fiziksel bir ihtiyaç giderme hali değildir. Paylaşmak, insanın aidiyet ihtiyacını besler. Yapılan araştırmalar, yardım etmenin ve başkası için bir şey yapmanın beyinde iyi hissetme ile ilişkili bölgeleri aktive ettiğini gösteriyor. Oksitosin ve serotonin gibi nörokimyasal süreçler, sosyal bağ kurduğumuzda artış gösteriyor. Yani paylaşmak sadece karşı tarafı değil paylaşanı da iyileştiriyor. Kalp gerçekten de paylaştıkça hafiflemektedir.
Birlikte kurulan sofralar, bağlanma deneyimini güçlendirir. Çocukluktan itibaren yemek masası, güvenli alanlardan biridir. Aynı sofrada oturmak, göz göze gelmek, beklemek ve birlikte başlamak güven sağlar. Tüm bunlar "yalnız değilim" duygusunu pekiştirir. Güvenli bağ deneyimleri ise psikolojik dayanıklılığın temel taşlarındandır.İnsanın hayat yolculuğunda karşılaşabileceği en güçlü umut ve huzur kaynaklarından biri maneviyattır. Maneviyat, insanın iç sesinden gelen derin bir yönelimdir. Kişi bu sesle temas kurabildiğinde yaşamının anlamını daha net hisseder. Ne yaptığını, neden yaptığını ve nereye yöneldiğini daha berrak biçimde görebilir. Bu bağ zayıfladığında ise huzursuzluk ve anlamsızlık duygusu ortaya çıkabilir.
Ramazan aynı zamanda bir öz-düzenleme pratiğidir. Modern dünyada artık anında hazza ulaşmak oldukça kolaydır. Bir tıkla sipariş verebildiğimiz, canımız istediğinde ulaşabildiğimiz bir çağdayız. Oruç ise bilinçli bir erteleme pratiğidir. Açlığı anında gidermek yerine onunla kalabilmek, dürtüyü yönetebilmek, sabrı deneyimlemektir. Bu süreç, kişinin kendilik kontrolünü güçlendirir. Öz-denetim becerisi arttıkça bireyin yaşam doyumu ve psikolojik sağlamlığı da artar.Oruç, bireyin iradesini güçlendirerek psikolojik dayanıklılığını artırabilir. Açlık gibi güçlü bir fizyolojik dürtüyü bilinçli biçimde ertelemek, kişinin kendilik kontrolünü geliştirmesine katkı sağlar. Bu durum, psikolojide öz-denetim becerisi olarak tanımlanır. Öz-denetim arttıkça kişi yalnızca açlıkla değil öfke, sabırsızlık ve dürtüsel davranışlarla da daha sağlıklı baş etmeyi öğrenir. Ancak burada önemli olan, kişinin fiziksel sınırlarını gözetmesi ve yeterli uyku ile dengeli beslenmeye dikkat etmesidir.
Bir diğer önemli boyut ise anlamdır. Ramazan'da yapılan her davranış bir niyetle başlar. Niyet etmek, davranışa bilinçli bir yön vermektir. Anlam duygusu, psikolojik iyi oluşun en güçlü belirleyicilerinden biridir. İnsan neden yaptığını bildiğinde, zorluklara daha dayanıklı olur. Açlık yalnızca fiziksel bir deneyim olmaktan çıkar.Sabrın, empati kurmanın ve şükretmenin bir yolu haline gelir.
Belki de Ramazan ayının en kıymetli tarafı, bizi yavaşlatmasıdır. Koşarken fark etmediğimiz duyguları, ilişkileri ve ihtiyaçları görünür hale getirmesidir. Bir mesaj atmak, bir kapıyı çalmak, bir lokmayı bölüşmektir. Küçük görünen bu davranışlar, ruhsal dünyamızda büyük karşılıklar bulur.Ramazan ayı birçok kişi için toparlayıcı ve güçlendirici bir dönem olsa da depresyon, anksiyete ya da başka ruhsal zorluklar yaşayan bireyler için hem destekleyici hem de zorlayıcı olabilir. Manevi atmosfer umut verirken değişen rutinler bazı kişilerde kırılganlık oluşturabilir. Bu nedenle özellikle ruhsal hassasiyeti olan bireylerin bu süreci kendilerini zorlamadan gerekirse uzman görüşü alarak planlamaları önemlidir. Ramazan'ın amacı bedeni yormak değil ruhu arındırmak ve dengeyi hatırlatmaktır.
Sonuçta insan sadece karnıyla değil kalbiyle de doyar. Paylaşmak yük azaltır, sabır güç kazandırır, anlam ise yön verir. Bu ay biraz daha bilinçli yaşamak, bağ kurmak ve biraz daha iç sesimizi duymak için bir davet olabilir.
Ramazan ayının hepimize huzur, sağlık, dayanıklılık ve gönül ferahlığı getirmesini diliyorum.