Kur'an-ı Kerim de HARAM ve HELAL' ler. Haram, "Dinimizde yapılması veya yiyilip içilmesi yasak olan, Helal ise "yapılması ve yiyilip içilmesi yasak olmayanlara denir.
Yüce yaratıcımız biz insanlar için neyin iyi, faydalı neyin de kötü ve zararlı olduğunu bizlerden daha iyi bildiği için insanların dengeli, verimli, huzurlu bir hayat yaşamasını temin etmek için insan davranışlarını değişik açılardan nitelendirmiştir. Dünyada temiz kalmamız ve ahirete o şekilde gidebilmemiz için de birtakım sınırlamalar getirmiştir. Bu sınırlar kısaca helaller ve haramlar olarak ifade edilir. Helaller, dinen yapılması serbest olanlar, haramlar ise zararlı olup dinde yapılması yasaklanmış olan, Allah tarafından kesinlikle yapılmaması istenilenlerdir. Dünyaya gönderiliş/yaratılış amacımız Allah'a kulluktur. Dünya hayatı da, ahiretin kazanıldığı imtihan alanıdır. İnsan, Allah'ın emrettiği şekilde helal dairesinde yaşayarak ve haramlardan uzak durarak dünya hayatındaki kulluk sınavını başarıyla tamamlamakla sorumludur. Bilindiği üzere haramlar; yapılması kesin ve bağlayıcı bir tarzda yasaklanan ve yapılması durumunda da bedenen ve ruhen zararlı olduğu gibi ahirette de cezayı gerektiren fiilleri ifade eder. Haram bir fiilden bahsedebilmek için içki, kumar, zina, faiz, rüşvet vb. kesin bir delil bulunması gerekir. Helal için ise yasaklayıcı bir delilin bulunmaması yeterlidir. Kişilerin helal olanları yaptıklarında veya yapmadıklarında herhangi bir övgü/kınama söz konusu değildir. Örneğin uyumak, yürümek, haram olmayan bir şeyi yemek veya içmek gibi davranışlar helaldir.
İyi, temiz ve insan sağlığına yararlı olan şeylerin helal, kötü, pis ve zararlı olan şeylerin de haram olduğunu Cenabı Hak Kur'an-ı Kerimde bildirirken, Peygamberimiz de uygulamaları ve detaylı bilgileri ile bizlere örnek olmuştur. Cenabı Hak sınırları çizmiş ama detaylarını ise Peygamberimize bırakmıştır. Mesela leş yiyen yırtıcı kuşların etlerinin haram olduğu Kur'an-ı Kerimde yazmaz. Biz bunun gibi şeylerin haram olduklarını Peygamberimizden öğreniyoruz. "Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar, de ki bütün iyi ve temiz şeyler size helal kılınmıştır." (Mâide, 4) "Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı temiz ve güzel rızıkları kendinize haram kılmayın! Haddi de aşmayın; çünkü Allah haddi aşanları sevmez" ( Mâide, 87) "Hiçbir delile dayanmadan sırf dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle, 'Şu helâldir, şu haramdır' demeyin. Böyle yapmakla Allah adına yalan uydurmuş olursunuz. Allah adına yalan uyduranlar ise asla kurtuluşa eremezler" (Nahl 116) Bir Müslüm, Allah'ın helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını da haram kabul ederek ona göre yaşamalıdır. İman ile inkâr arasında ince bir çizgi vardır. Bir kimse benim işlediğim şu fiil biliyorum haram, inşeAllah Allah beni bu haramdan kurtarır diyerek bir gayret içerisinde olursa sadece günahkâr olur. Yok, canım bu devirde buda haram mı olurmuş derse din dairesinin dışına çıkmış olur. "Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz" "Hiç şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla sizin aranıza ancak düşmanlık ve kin bırakmak, sizi Allah'ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz, değil mi?" (Maide 90-91) Ayeti kerimede şarap geçiyor. Bir kimse Kur'an-ı Kerim de viski vb. içki türlerinin haram olduklarına dair bir hüküm yok o zaman şarap dışında ki içkilerin içilmesinde bir beis yoktur diyemez. Zira Peygamberimiz;
"Sarhoşluk veren her şey şaraptır ve her şarap haramdır." (Müslim, Eşribe 7.) buyurmuş ve sarhoşluk veren her içkinin şarap gibi haram olduğunu bildirmiştir. Bazen ben bir kadehten sarhoş olmuyorum o da haram mı diyenler oluyor. Bilindiği üzere içki şişede durduğu gibi durmaz ve devamını ister. Tıpkı kumar hastalığı olan bir kimsenin daha fazlasını kazanacağım hırsı ile her şeyini kaybetmesi gibi. Peygamberimiz, "Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır." (Tirmizî, "Eşribe", 3, Ebû Dâvûd, "Eşribe".) buyurarak, sarhoşluk veren şeyin azı ile çoğu arasında haram olması bakımından bir fark olmadığını açıklamıştır. Peygamberimiz, "İçkiden sakının. Çünkü o, bütün pisliklerin anasıdır." buyurmuştur. (Câmi'u'l-usûl fî ahâdîsi'r-resul, V, 103.)
Haramında çeşitleri vardır; Aslı haram olan şeye "Haram liaynihi" denir. Domuz eti ve şarap gibi.
Aslı itibariyle helal olup niteliği itibariyle haram olan şeye de "Haram ligayrihi" denir. Çalıntı mallar bu kapsama girer. Eti helal olan ama çalınmış olan bir hayvan veya çalınan bir ekmek gibi. Aslında bunlar helaldir ancak başkasına ait oldukları ve sahibinin izni olmadığından dolayı haram hükmündedirler.
Dinimiz de bir de Zaruretler Haramları Mubah Kılar diye bir hüküm vardır. Dinimiz kolaylık dinidir. Bir kimse elinde olmayan sebeplerle haram olan bir şeyi yemek ya içmek zorunda kalırsa, onu helal saymamak şartıyla zorunlu olan ihtiyacını giderecek kadar haram olan şeyden yararlanabilmesidir. Bunda günah yoktur. Mesela kendiliğinden ölmüş bir hayvanın eti müslümanlara haramdır. Fakat aç insanların o etten istek göstermeksizin ve ölmeyecek kadar yemeleri kendilerine helal kılınmıştır. "Allah size leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanların etini haram kıldı. Bununla birlikte, kim yemediği takdirde ölecek derecede mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak kaydıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir" (Bakara 173)
Dinimiz toplumsal ve bireysel olarak ruhen, bedenen insanlar için temiz, faydalı, yararlı, iyi ve güzel olan her şeyi helal kılarken içki, kumar, zina, faiz, rüşvet gibi dünya ve ahiret hayatımızı etkileyen, zararlı olan her şeyide yasaklayarak haram kılmıştır.