Donald Trump yönetimi, 2 Ocak gecesi Venezuela'ya bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdi ve ülke lideri Nicolas Maduro 'yu ve eşini ülke dışına çıkardıklarını duyurdu.
Donald Trump, Maduro ve eşinin kaçırılması konusunda operasyonu "dizi izler gibi canlı" izlediğini belirtti. Maduro ve eşi uçakla New York'a getirilirken sanki ABD nin bir eyaletinde yakalanan bir suçlu gibi FBI tarafından uçaktan indirilen Maduro' nun elleri ve ayaklarının kelepçelenerek, başının da kapatıldığı görüntüsü utanç verici idi. ABD, Madra'ya ve Venezüella'ya gerçekten de uyuşturucu ticareti yaptığından veya uyuşturucu trafiğini görmezden geldiğinden dolayımı bu operasyonu yaptı dersiniz? Her ne kadar ABD, Maduro' yu uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, vb. göstermelik suçlardan dolayı operasyon yaptığını söylese de perde arkasında ki gerçeklerin bunlar olmadığını artık çocuklar bile biliyorlar. Geçmişte ABD bir ülkeyi işgal etmek veya sömürmek istediği zaman önce senaryosunu yazar, sonra sahneye koyarak kuralına göre oynayarak dünya kamuoyunun desteğini de alırdı. Yaşları altmışın üzerinde olanlar çok iyi hatırlarlar; 1979 yılında İran da ABD rejimi yanlısı iktidar devrilince, ABD Saddam' a, şu anda İran da bir kargaşa var ben senin arkandayım İran'a vurursan topraklarının büyük bir kısmını alırsın dedi. O da karga, tilki, peynir hikâyesinde olduğu gibi gitti ve İran'a vurdu. Aralarındaki savaş tam sekiz yıl dürdü. ABD ve Avrupa ülkeleri Saddam'a açıktan silah satarken, Pentagon' un gizli yollardan İran'a da silah sattığı ortaya çıktı. Maksat iki müslüman ülkeyi birbirleri ile vuruşturarak zayıf düşürmek ve müslümanları kobay olarak kullanarak yeni ürettikleri silahları onlar üzerin de denemekti. Bu arda Irak'a 225 tane de Patriyot füzesi sattılar. Saddam bu füzelerden altı tanesini Bağdat'tan atarak tahranı vurdu. Bu arada İran ile Irak antlaşarak savaşı sonlandırdılar. Irak'ın, İran'a atmak üzere verdikleri Patriyot füzelerinin 119 tanesi Irak'ın elinde kaldı. Bunu da ileride İsrail için tehlike olarak gördüler ve tekrar yeni bir senaryo. ABD Saddam'a sen Kuveyt ve Suudi Arabistan adına sekiz yıl savaştın, sana savaş tazminatı ödemeleri gerekir dedi. O da savaş tazminatı istedi. Onlarda vermediler. Zira ABD gizli yollardan sakın ha, korkmayın ben arkanızdayım demişti. Saddam da gitti Kuveyt'i işgal etti. ABD ben sana savaş tazminatı iste dediysem git Kuveyt'i işgal et demedim cık oradan dedi. Saddam bir milyona yakın askerine güvenerek çıkmadı. ABD nin tamda istediği buydu zaten. 40 dakika içerisinde Saddam'ın ordusunun bütün telefon telsiz ağı felç edildi. Bağdat'a miadı dolmuş 80 bin ton bomba attı. Patriyot füzelerini de imha etti. Savaşın tazminatını da Kuveyt ve Suudi Arabistan'dan aldı. Ama artık ABD buna gerek duymuyor, senaryo yazıp uygulama safhasına koymuyor. Güç bende diyerek açıktan tehdit ediyor, zulmediyor, gasp ediyor, zalimin yanında durarak onu koruyor ve de zulmünü artırması için cesaret veriyor. Netanyahu zaliminin yaptıkları zulümler arşa ulaştı. Birleşmiş Milletlerin bir başka ülkeye çıkması durumunda yakalanarak yargılanma kararı olmasına rağmen defalarca ABD ye gitti Tromp ile görüştü. Trump 'un bu desteği olmasa bu zalim Netanyahu Gazadaki zulümlerini yapabiliriydi dersiniz? Secim ile iş başına gelen ve bir devletin başkanı olan Maduro' ya reva görülenler aynı zamanda dünya liderlerine verilmek istenen bir gözdağıdır. Sakın bana yaptıklarımın yanlış olduğunu falan söylemeyin veya ima etmeye kalkmayın ha yarın aynı şeyler senin ve ülkenin de başına gelebilir imasında bulunmaktan başka ne olabilir? İşte buna güç zehirlenmesi denir.
Gerçekten kanın, gözyaşının, sömürgenin ve zulmün hüküm sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. 2026 yılının nasıl geçeceği Venezuela'ya askeri müdahaleyle daha başından belli oldu. Önce "Barış Başkanı" olacağını ilân eden Trump, "Savaş Başkanı" olarak yoluna devam eteğini göstermiş oldu. Gazze'de yaşanan zulüm ve katliam herkesin malumu. Sözde bir ateşkes var, ama ateşkes İsrail'in Filistinlileri katletmeye devam etmesini engellemiyor. Her halde Fiiliyatta 'Ateşkes', İsrail'in saldırılarına cevap verilmemesi anlamına geliyor.
Aslında Trump 'ın daha önceki hamleleri, Venezuela'da askeri müdahaleyle bir rejim değişikliğine doğru gidildiğinin en bariz işaretleriydi. 'Uyuşturucuyla mücadele' ABD'nin Karayip Denizi'ndeki askerî operasyonları için sadece bir kılıftı. Güya uyuşturucu yüklü gemiler batırıldı. Eğer gerçek niyet uyuşturucu ile mücadele ise suçlular yakalanarak sorgulanmalı değiller miydi? Kaldı ki Maduro nun ABD yetkililerine gelin uyuşturucu trafiği ile birlikte mücadele edelim diye çağrısı da var. Venezuela Dünyada en fazla petrol üretilen bir ülke. 2018 yılına kadarda bu Petrol kuyularını ABD li şirketler işletti. Maduro Çin den de almış olduğu yeni teknolojilerle bu petrol kuyularını kendileri çalıştırmaya başlayınca maması kesilen ABD ambargo uygulamaya başladı. Dünyanın en fazla petrolünü üreten, en başta altın rezervleri olmak üzere yer altı zenginliklerine sahip olan bir ülke olmasına rağmen üzerinde Ambargo olduğu için ürettiği petrolü bile Rusya ve Çin üzerinden pazarlayabilen, halkı en fakir ülkelerden birisi. Bush Yönetimi 2003'te Irak'a askeri müdahaleyi, Saddam Yönetimi'nin kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesine dayandırmıştı. Bu gerekçenin de bir kandırmaca olduğu sonradan anlaşılmamış mıydı?
Venezuela'nın 2022 yılı için kanıtlanmış petrol rezervi 303,468 milyar varil, petrol üretimi 636 bin varil/gün; doğalgaz rezervi 5,541 trilyon metreküp, doğalgaz üretimi 23,7 milyar metreküptür. Venezuela'nın başlıca ihraç kalemleri petrol ve petrol ürünleri, altın, demir cevheri, boksit, alüminyum, mineraller, kimyasallar ve tarım ürünleridir. İhracatında başlıca ülkeler Çin, Türkiye, ABD, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleridir. İthalatında başlıca ülkeler ise ABD, ÇHC, Türkiye, Meksika, Brezilya ve Arjantin'dir. Ülkemiz, Venezuela'nın ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 2021 yılında ÇHC'nin ardından 2'inci, 2022 yılının ilk yarısı itibarıyla ise, 1'inci sırada yer almaktadır. Son yıllarda uygulanan ambargonun ise Venezuela ekonomisini olumsuz yönde etkilediği bir gerçek.
Maduro yargılanacak deniyor. Ey ABD ne ile yargılayacaksınız? Bir başka devletin başkanını, siz hangi yetki ile hangi sıfatla, yargılayacaksınız. Siz değil misiniz, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin, "soykırım yapıyor" tespiti ile yakalama kararı verdiği İsrail'in katil Başbakanı Netanyahu 'yu, defalarca ABD'de ağırlayan. Onu tutuklamayan. Onu Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne teslim etmeyen siz değil misiniz? Venezuela Devlet Başkanı Maduro, uyuşturucu baronlarıyla gerekli mücadeleyi yapmıyormuş. Dünyaya uyuşturucu ihraç edilmesine seyirci kalıyormuş. Silah kaçakçılığı yapılmasını önlemiyormuş. En büyük silah kaçakçıları, İsrail'e silah satan devletler değilmidir? Sizden daha büyük silah kaçakçısı mı olur. Küçücük bebekleri, kadınları öldüren silahları, bombaları İsrail'e satanlar sizler değil misiniz? Derdiniz yeraltı zenginliklerini sömürmek olduğunu dünya âlem biliyor. Sudan bahanelerle yaptıklarınız, adınızın devlet olması ile hiç yan yana gelmiyor. Bunun adı apaçık zulüm ve terördür. Filistin'deki soykırımda İsrail'e ortaklığınız, nükleer bomba ile eşdeğerdir. Unutmayın ki Venezuela'da, yeraltı zenginliklerini ele geçirmek için Devlet Başkanı'nı kaçırmanızı, Iraktaki vahşetinizi, Suriye'deki katliamların zeminini hazırlamanızı da unutmuş değiliz.
Trump işgalden bir gün önce yeni yıl dileği olarak "Dünyada barış diliyorum" dedi. Onun "barış" söyleminin zamana, zemine, mekâna ve kişiye göre değiştiğini herkes çok net biliyor artık.