"Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz."
Yunus Emre
Sevgililer Günü yaklaştıkça sevgiye dair bildiklerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir. Çoğu zaman sevgi; hediyelerle, sürprizlerle ve gösterişli jestlerle ölçülür. Oysa ilişkilerde en derin ihtiyaç, sevilmekten önce anlaşılmaktır. İnsan, sevildiğini düşünebilir ama anlaşılmadığını hissettiği yerde yine de yalnız kalır.
Birçok kişi hayatının bir döneminde şu cümleyi kurmuştur: "Beni seviyor ama beni anlamıyor." Sevgi vardır fakat temas yoktur.İlgi vardır fakat karşı tarafın dünyasına girme çabası eksiktir. İşte bu noktada sevgi, besleyici bir bağ olmaktan çıkar ve yavaş yavaş yorucu bir hale gelir.
Psikoloji bize şunu söyler: Anlaşılmak, insanın en temel duygusal ihtiyaçlarından biridir. Duygunun fark edilmesi, niyetin görülmesi, söylenmeyenin hissedilmesi önemlidir. Anlaşıldığımızı hissettiğimiz ilişkilerde daha sakin, daha cesur ve daha açık oluruz. Çünkü insan, ancak anlaşıldığı yerde kendisi gibi davranabilir.
Sevilmek çoğu zaman dışsal davranışlarla ilgilidir.Anlaşılmak ise derin bir içsel temas gerektirir. Sevgi "yanındayım" demektir, anlaşılmak ise "seni görüyorum"dur. Biri olmadan diğeri eksik kalır. Anlaşılmayan sevgi zamanla bir beklentiye hatta bir yük hissine dönüşebilir.Çünkü anlaşılmak, yalnızca söylenen kelimeleri duymak anlamına gelmez.Aynı zamanda duygunun hissedildiğini bilmektir. İlişkilerde en sık karşılaşılan sorun sevginin bitmesinden ziyade dengenin kaybolmasıdır. Bir tarafın sürekli veren, diğerinin daha çok alan olduğu ilişkilerde duyguların açıkça ifade edilmezse ya da beklentilerin sessizce birikirse çiftler zamanla yıpranır. Oysa sağlıklı bir ilişki, iki tarafın da kendisi olarak var olabildiği dengeli bir alan yaratır.
Psikolojik danışmanlık perspektifinden bakıldığında, ilişkide denge yalnızca orta yolu bulmak değildir. Denge; duygusal, zihinsel ve davranışsal alanlarda karşılıklı bir uyum kurabilme becerisidir. İlişkiler matematiksel bir eşitlikten çok canlı ve değişken bir karşılıklılık içerir. Bazen bir taraf daha fazla destek olurken başka bir zamanda roller değişebilir. Sağlıklı denge, bu değişime direnmemeyi ve yükü tek başına taşımamayı öğrenebilmektir.
Danışmanlık süreçlerinde de en sık duyulan ifadelerden biri "Keşke beni anlasaydı" olur. Çünkü insanlar çoğu zaman çözümden önce görülmek ister. Öğüt dinlemek yerine empati kurulmasını ister. Yönlendirme değil anlayış bekler. Anlaşılmak, ilişkinin güven zeminini güçlendirir ve bağın derinleşmesini sağlar.İlişkide belirleyici olan kadın ya da erkek olmak değildir.Hangi rolü ne kadar süreyle üstlendiğimizdir. Sürekli toparlayan, anlayan, idare eden tarafta olmak zamanla duygusal tükenmişlik yaratır. Denge, iki tarafın da hem güçlü hem de kırılgan olabildiği bir alan açar. İyileştirici olan, haklı çıkmak yerine duyguların karşılıklı olarak görülebildiği bir temas kurabilmektir.Sağlıklı bir ilişkide sevgi, sınırları yok etmez. Sınırlarla birlikte güçlenir. Kişinin kendi ihtiyaçlarını bastırarak ilişkiyi sürdürmesi, kısa vadede huzur gibi görünse de uzun vadede öfke, kırgınlık ve uzaklaşma yaratır. Denge, "ben" ile "biz" arasında sağlıklı bir geçiş kurabilmektir. Kendi alanına sahip olan bireyler, ilişkide daha özgür ve gerçek bir bağ kurar.
Belki bu Sevgililer Günü'nü anlamlı kılan şey de budur. Büyük jestlerden önce küçük ama sahici temaslar hissedebilmektir. Dinlemek, durmak, gerçekten anlamaya çalışmaktır. Çünkü insan, en çok anlaşıldığı yerde sevilmiş hisseder.
İlişkide denge, şans ya da kader sayılamaz.Öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir ilişkisel beceridir. Bazen ilişkiyi onarmak için iki kişinin de değişmesi gerekmez. Bir tarafın farkındalığı bile ilişki dinamiğinde önemli bir dönüşüm yaratabilir. Anlaşılmak, görülmek ve duygusal olarak güvende hissetmek her bireyin temel ihtiyacıdır. Bu ihtiyaçlar karşılandığında ilişki, bir yük olmaktan çıkar ve destekleyici bir alana dönüşür.
Şair Yunus Emre, yüzyıllar öncesinden insanın kalbine dokunan sade ama derin diliyle sevgiyi her zaman anlayışla birlikte anlatır. Onun sözlerinde sevgi, sahip olmak değil yük olmamaktır.Konuşmak değilgönülden duymaktır. Ben de bu yazıda hayat yolculuğuma eşlik eden Yunus Emre'den birkaç cümleyle bahsetmek istiyorum. Yanımda olduğunu hissettiren varlığı, yolda kaldığımda beni bulacağına dair verdiği güven, yükün varsa beraber taşıyalım duruşu ve bazen tek bir kelime etmeden bile anlaşıldığımı hissettirmesi, bu yolculuğu anlamlı ve dayanılır kılan en kıymetli duygulardır.Hayat yolculuğunda omuz omuza yürüyebilmenin, zor zamanlarda anlaşılabilmenin değeri büyüktür. Sevgi bazen büyük sözlerde değildir.Kalabilmekte, sabredebilmekte ve birlikte anlam arayabilmekte gizlidir. Ben de yolumu aydınlatan, zorlu yolculuğumuzu kolaylaştıran yol arkadaşım Yunus Emre'ye bu yazıya ilham olduğu için teşekkür ederim.Sana minnettarım.