Motivasyon, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavramdır. Genellikle yüksek enerji, bitmeyen istek ya da sürekli coşku ile eş tutulur. Oysa motivasyon; bir kişinin farklı zamanlarda ya da farklı bireyler arasında neden değiştiğini anlamaya çalıştıkları dinamik bir süreçtir. Motivasyon psikolojisinin temel amacı, insanların neden harekete geçtiğini ve neden bazen durduğunu açıklamaktır.
Literatürde motivasyonu anlamaya yönelik pek çok yaklaşım vardır. Bilişsel analizler, bireyin hedefleri nasıl algıladığını ve değerlendirdiğini incelerken davranışsal yaklaşımlar beklentiler, pekiştireçler ve sonuçlar üzerinden ilerler. Duygusal süreçler ise motivasyonun yönünü ve şiddetini belirleyen önemli bir araçtır. Kısacası motivasyon; düşünceler, duygular ve davranışların kesişim noktasında şekillenir.
Motivasyon aynı zamanda biyolojik, psikolojik ve çevresel değişkenlerin birlikte nasıl çalıştığını ele alır. Bedenin fizyolojik tepkileri, beynin ödül ve düzenleme sistemleri; bireyin inançları, beklentileri ve benlik algısı; çevrenin sunduğu hedefler ve teşvikler motivasyon üzerinde birlikte etkilidir. Yani motive olmak, tek bir kaynağa dayanan basit bir süreç değil çok katmanlı bir etkileşim alanıdır.Motivasyon psikolojisinde motivasyon genellikle iki temel başlık altında ele alınır. Bunlar; içsel ve dışsal motivasyondur. İçsel motivasyon, bireyin kendi içinden gelen istek ve ihtiyaçlarla harekete geçmesidir. Merak, ilgi, öğrenme arzusu, kendini geliştirme isteği gibi faktörler içsel motivasyonu besler. Kişi herhangi bir ödül ya da baskı olmaksızın, sadece yapmak istediği için davranışta bulunur. Bu nedenle içsel motivasyonun, davranışı başlatma ve sürdürmede en güçlü kaynak olduğu kabul edilir.Dışsal motivasyon ise bireyin çevresel faktörler aracılığıyla harekete geçmesini ifade eder. Ödüller, cezalar, beklentiler, toplumsal normlar ve başkalarının onayı bu motivasyon türünün temel kaynaklarıdır. Davranış, çoğu zaman bir amaca ulaşmak için araç hâline gelir. Dışsal motivasyon kısa vadede etkili olabilirken, uzun vadede davranışın sürdürülebilirliği çoğunlukla içsel motivasyonla ilişkilidir.
Profesyoneller motivasyonu genellikle iki yöntemle inceler. Deneysel araştırmalarda motivasyonel bir değişken kontrollü olarak değiştirilir ve davranış üzerindeki etkisi gözlemlenir. İlişkisel araştırmalarda ise mevcut motivasyon düzeyleri ölçülür ve bunların davranış göstergeleriyle nasıl ilişkili olduğu incelenir. Her iki yaklaşım da bize şunu gösterir. Motivasyon sabit değildir. Koşullara, anlamlara ve zamana göre değişmektedir.
Motive olmak, aslında eyleme geçmek demektir. Bazen bir ihtiyaç bizi iter, bazen bir hedef bizi çeker. Hedef, bireyin ulaşmak istediği sonucun zihinsel temsilidir.Teşvik ise çevrenin bu hedefe yaklaşmayı cazip ya da itici hâle getiren özelliğidir. Duygular da bu süreçte önemli bir rol oynar.Bireyi fizyolojik, bilişsel ve davranışsal düzeyde harekete geçirir.
Motivasyon kuramları genel olarak içerik ve süreç teorileri olarak ikiye ayrılır. İçerik teorileri motivasyonun ne olduğunu, süreç teorileri ise nasıl işlediğini açıklar. Ayrıca benlik algısı, değerler, zihniyet ve algılanan kontrol gibi bilişsel yapılar da hedefe yönelik davranışlarımızı güçlendirebilir ya da zayıflatabilir.
Tüm bu bilgiler ışığındagerçek motivasyon, anlık heveslerden çok istikrarla ilgilidir. Aynı yönü uzun süre koruyabilmek, değişen koşullara rağmen devam edebilmektir.Motivasyonu sürdürebilmek için bireyin kendini tanıması önemli bir adımdır. Hayatta ne yapmak istediğini bilmek, ilgi alanlarını ve yeteneklerini fark etmek motivasyonun temelini oluşturur. Günlük hayatta küçük hedefler belirlemek, uzun ve kısa vadeli planlar yapmak, kişinin yön duygusunu güçlendirir. Aynı zamanda olumsuz alışkanlıklarla yüzleşmek ve bunları dönüştürmeye çalışmak da motivasyonun korunmasına katkı sağlar.
Motivasyon yalnızca bireysel hedeflerle sınırlı değildir. Kişinin kendini adadığı bir işi ve ait olduğu bir ekip olması, başkalarının hedeflerine katkı sağladığını hissetmesi motivasyonu artırır. Stresle başa çıkmayı öğrenmek, sakin düşünme becerileri geliştirmek ve günlük yaşamı anlamlı kılacak alanlar yaratmak da motivasyonun sürekliliğinde belirleyici rol oynar. İlham kaynakları, hayaller ve umutlar ise motivasyonun en güçlü besleyicileri arasında yer alır.
Öz motivasyon, bireyin dışarıdan bir yönlendirme olmaksızın kendini harekete geçirebilme becerisidir. Bu becerinin temelinde kişinin kendisiyle kurduğu iç diyalog yer alır. Her düşüncenin doğru olmadığını fark etmek, cesaret kıran düşüncelerle motive eden düşünceler arasında ayrım yapabilmek öz motivasyonu güçlendirir. Ruh hâlinin farkında olmak ve kendine şefkatli yaklaşabilmek de bu sürecin önemli bir parçasıdır.
"Yapmak zorundayım" düşüncesinden "yapmayı seçiyorum" düşüncesine geçebilmek, bireyin kontrol duygusunu artırır. Kişisel değerler, bu noktada yol gösterici bir pusula işlevi görür. Mükemmel olma çabasından ziyade öğrenmeye açık bir tutum geliştirmek, hataları gelişimin doğal bir parçası olarak görmek öz motivasyonu destekler. İyi olmak için çalışmak, başkalarıyla değil kişinin kendiyle yarışması anlamına gelir.
Öz motivasyon, insanın kendi iç kaynaklarıyla beslenir. Güçlü yönleri fark etmek, geçmişteki başarısızlıkları bugünün potansiyeline engel olarak görmemek bu süreci kolaylaştırır. Yoldaki her adım, bireyin kendini geliştirmeye biraz daha yaklaşmasıdır. Vazgeçmemek, motivasyonun en sessiz ama en güçlü hâlidir.
Ben de bu yazıda, 36 yıl boyunca aynı motivasyonu istikrarlı bir şekilde sürdüren Hakimiyet Gazetesi'nin yeni yaşını gönülden kutluyorum. Bu 36 yılın son 2 yılını benimle paylaşmış olmaları ise benim için ayrı bir anlam taşıyor. Aynı motivasyonu, aynı istikrarla sürdürebildiğimiz bu iki yıl için teşekkür ediyorum.Birlikte motivasyonu, yönü ve anlamıkoruyan nice yıllara…