Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk, kamuoyunda tartışılan “Venezuela altınları” iddialarına açıklık getirdi. Öztürk’ün Ahlatcı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ahlatcı ile yaptığı görüşmenin ardından, altınların Çorum’daki rafineriye geldiği yönündeki iddialar yalanlandı.
Ahlatcı, Öztürk'e yaptığı açıklamada, "Rafinerimize Venezuela’dan ne bir gram altın geldi, ne bir gram altın gitti. Ben dünyada Amerika’nın yasak ettiği hiçbir işi yapmam, yaptırıma girmem. Ülkemin yasalarına uyarak çalışırım" dedi.
İşte Saygı Öztürk'ün Sözcü'deki o yazısı:
Yer: Venezuela. Tarih 5 Aralık 2018’di. Yatırımlarının büyük bir bölümünü memleketi Çorum’a yapan, yanında 7 bin çalışanı olan Ahlatcı Holding’in sahibi Ahmet Ahlatcı, iki cumhurbaşkanının karşısındaydı. Venezuela’daki altın üretimi ve bunların işlenmesi, Türkiye’den Venezuela’ya neler ihraç edilebileceğini konuşuyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan elini Ahlatcı’nın omzuna koydu. Diğer omzuna da Maduro elini koydu. Fotoğraf arkadan çekildiği için Ahlatcı’nın yüzü görünmüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünü Ahlatcı kapattığı için Erdoğan’ın da pek gözükmüyor.

Ahmet Ahlatcı, memleketi Çorum’a altın rafinerisi kurmuştu. İki cumhurbaşkanının omuzlarına el koyduğu Ahmet Ahlatcı’ya, “Bu fotoğraf çekilirken neler konuştular, Venezuela’nın altınlarını işleyip işlemediklerini” sordum. Hiç yorum yapmadan, alçak gönüllü Çorumlu iş insanını dinliyorum:
AMA, PARAMI VERMİYORLAR
“G-7 zirvesi için Cumhurbaşkanımız beni de Arjantin’e götürdü. Ben her siyasi parti liderine ekonomi konularında destek veriyorum, bildiğimi anlatıyorum. Nasıl Tayyip Bey’le ilişkim varsa, o zaman CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu Bey’le de ilişkim vardı. Arjantin dönüşü de Venezuela’ya uğradık. Sarayı geziyorduk.
Maduro, Cumhurbaşkanımıza, ‘Ülkemizde yılda 270 ton altınımız çıkıyor. Bu 270 ton altını ben rafine etmek üzere Amerika’ya, İsviçre’ye, İngiltere’ye gönderiyorum. Rafine ediyorlar ama benim paramı vermiyorlar. Buraya güzel bir rafineri kursanız da ben burada külçe altın yapsam, onu da satsam, yerine sizden bakliyat ve yapı malzemesi alsam’ dedi.
Cumhurbaşkanımız benim omzuma elini atınca Maduro da elini omzuma koyması gerektiğini sandı. Yoksa Maduro’yu ben zaten ilk kez görüyordum. Cumhurbaşkanımız, ‘10 Nisan 2017’de biz Ahmet Bey’in son teknolojiye göre yaptırdığı modern altın rafinerisini açtık. Senin burada yapsak bile dünyada altının geçerli olmaz. Siz altınları gönderin, biz Çorum’da Ahlatcı’nın rafinerisinde bunu rafinajını yapalım. Ondan sonra Merkez Bankamıza peşin ihracat bedeli olarak yatıralım. Sana da bakliyat, yapı malzemesi gönderince ondan düşelim’ dedi. Maduro da bu öneriye olumlu yaklaştı.”
YARDIMCISINI ÇORUM’A GÖNDERDİ
Bu görüşmeden yaklaşık 45 gün sonra Maduro, Devlet Başkan Yardımcısı Tarık Sami’yi (Tareck El Aissami) rafineriyi görmesi ve yerinde incelemesi için Çorum’a gönderdi. Merzifon Havaalanında Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin de bulunduğu heyet tarafından karşılandık.
Tarık Sami, rafineriyi dolaşırken, ‘Ben hiç böylesini görmedim. Bu çok güzel bir tesis.’ Daha önce İstanbul altın rafinerisine 35 ton gönderdik, yüzde 5’le yaptılar deyince, ben ‘Biz öyle yüzde 5’le yapmıyoruz, binde birle yapıyoruz. Çünkü tesisimiz çok modern’ dedim. Tarık Sami de, bundan sonrasının ne olacağına iki devletin Cumhurbaşkanının karar vereceğini belirtip ve ülkemizden ayrıldı.
NE ALTIN GELDİ NE DE GİTTİ
Tarık Sami’nin ülkemizden ayrılışından 5 gün sonra Venezuela’da muhalefet partisinin lideri ‘Devlet başkanlığına adayım’ deyip Maduro’nun karşısına çıktı. Ülke karıştı. Sonra Maduro, birinci Trump döneminde, Trump ve Putin’le anlaştı. Doğru, yanlış biz şöyle duyduk: 3 yıllığına çok ucuz bir fiyata petrolü, yüzde 15–20 ucuzuna da altını Putin’e vermiş.
ABD’NİN YASAK ETTİĞİNİ YAPMAM
İkisi anlattılar. O da yerinde, koltuğunda oturdu. Rafinerimize Venezuela’dan ne bir gram altın geldi, ne bir gram altın gitti. Çünkü ben bütün işlerimde devletten daha bir tane iş almamışım. Ben alın terimle bu yerlere geldim. Şu anda 7 bin çalışanım var. Çalışıyorum, onlara hizmet veriyorum.
Holdingimin merkezi Çorum. Bütün işlerimde önce helal ararım. Sonra dünyada Amerika’nın yasak ettiği hiçbir işi yapmam. Çünkü yaptırıma girerim. Ondan sonra benim ülkemin yasaları neyse, o yasalara uyarak çalışırım. Ben böyle biriyim.
İşte, iki cumhurbaşkanının ellerini omzuma koyduğu o fotoğraf üzerine, Venezuela’nın altınının Çorum’a geleceği söylendi. Ama dediğim gibi ne altın geldi, ne altın gitti. ABD bir yasa koyduysa benim o işlerle işim olmaz. O yüzden ne Venezuela ile bir işim olmuştur, ne İran’la, ne de Sudan’la.
İşte, 5 Aralık 2018’de çekilen, iki cumhurbaşkanının omzuma el koymasını gösteren resimden dolayı, altının Çorum’a geleceği yorumlar yapıldı. Doğru neyse onu söylerim. Ben işinde gücünde çalışan, sabah saat 6’da kalkıp, gece 23’te yatan samimi bir insanım.
Bir kez daha sorunuz üzerine söylüyorum: Bir gram altın Venezuela’dan, İran’dan gelemez. Çünkü bende 7 bin kişi çalışıyor. Onların istikbalini ve sorumluluğunu taşıyorum. İnsanlar ‘Ben Ahlatcı’da çalışıyorum’ diyor.
ALTIN ŞAMPUANI OLUR MU?
Altın bilmediğimiz işler. İhracattan yüzde 3 verildiğinde Ahlatcı bu duruma karşı çıktığını, “Yapmayın arkadaşlar bu devleti soymadır” dediğini belirtti ve bir soygun düzenini şöyle anlattı:
“Bazıları gelip altın şampuanı yapacaklarını söyledi. Altın şampuanı diye bir şey olur mu? Yaptılar. Bugün de devlet, yapanları tek tek topluyor. Bana soruyorlar ‘Kapalı çarşıda ne oluyor?’ diye. Ben diyorum ki Allah devletimize zeval vermesin. Yanlış işler yapanlar imzleniyor. Bu ülkede yanlış yapan, haksız yere devletten bu iadeleri alanlar cezasını çekecek. Başka yolu yok. Böyle bir şey olur mu? Sen bidonlara doldur. ‘Kral suyu’ dediğiniz asitli kimyasal karışımı içine altını koy eriyip sıvı hale gelsin. Sonra bunu kendi firmanla Dubai’ye katı hale getirsin. Ben bunlara karşıyım.”
KİMSENİN YAPMADIĞINI YAPTIM
Ben sessiz büyüdüm. İstanbul’a geldim. Şu anda ayakkabı boyası bile fatura getiriyorum. Faturasız hiçbir işim olmaz. Sabah 8’de İstanbul’da fiyat alıyorum. Herkes faturalı işlem yapacak. Ben bunun için çalışıyorum. Bunun için de bütün siyasi partilere eşit noktadayım. Hiç kimse için gitmiyorum. Gittiğim zaman görüşlerimi aktarıyorum. Projeler sunuyorum.
Ben ülkemi çok seviyorum. Örneğin Cumhurbaşkanımın bir sürü insana ‘Barut fabrikası yap’ dedi. Kimse yapmadı. Ben ülkem için bir milyar dolara barut fabrikası yaptım. Yani öyle ki şimdi şu anda barut ihtiyacının önemli bölümünü karşılıyoruz. Bundan da gurur duyuyorum. Allah korusun bir savaş girmiş olsak yarın bize kimse barut vermez. Bu ülkem için yaptığım bir şey. Yoksa ben bir finans kuruluşuyum.
KREDİNİ KESERİZ DEDİLER
Bazı çevreler: ‘Sen barut fabrikası yaparsan sana kredi de vermeyiz. Var olan kredileri de keseriz’ dediler. Ben de bu sözler üzerine dedim ki: Bakın bizim Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ demiş. Cumhuriyet kurulduğundan beri hiç kimseye saldırmadık. Ama sizin desteklediğiniz ülke İsrail her yeri salladı. Biz fabrika yapıyoruz savunma amaçlı olarak kuruyoruz, isterseniz kredi vermeyin dediğimde ‘Doğru söylüyor’ dediler ve kredi sorunu yaşamadık. Ben böyle bir insanım.
Hani Çorum için bir deyim vardır: ‘Senin yaptığını Çorumlu yapmaz’ diye. Çorumlular bunu ‘Çorumlunun yaptığını kimse yapamaz’ olarak açıklıyor. Doğru, Çorumlunun yaptığını kolay kolay kimse yapamıyor.




