Yeniden Refah Partisi Kocaeli Milletvekili hemşehrimiz Mehmet Aşıla, Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile ilgili TBMM’de konuşma yaptı.
Son yıllarda trafik cezalarının hazine için ciddi bir gelir kalemine dönüştüğünü belirten Mehmet Aşıla, “Bu durum ceza hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmayan bir ceza anlayışının yerleştiğine de işaret etmektedir. Unutulmamalıdır ki cezaların caydırıcılığı yalnızca miktarıyla değil, bireylere yaratacağı etkiyle de ölçülür. Aynı ceza bir kişi için sembolik bir meblağ olabilirken başka biri için yaşam krizine dönüşebilir” dedi.
Bu nedenle, daha adil bir ceza politikası için en azından ceza alt sınırının asgari ücretle orantılı olarak belirlenmesi ve gelir düzeyine göre kademeli bir sistemin getirilmesi gerektiğinin altını çizen Milletvekili Aşıla, “Aksi takdirde, hukuk sistemi zengin için kuralların maliyetli ama aşılabilir olduğu, yoksul için ise kuralların altında ezilenin kader hâline geldiği bir düzene dönüşecektir. Bu yönüyle teklif sosyal adalet ilkesini zedelemekte ve gelir eşitsizliğini derinleştiren bir nitelik taşımaktadır. Ceza kamu düzenini sağlamak içindir, devlet bütçesini dengelemek için değil. Bu anlayış sosyal devlet ilkesine ve hukuk devleti anlayışına da açıkça aykırıdır. Sürücü hatalarının önlenmesi elbette önemlidir ancak denetim eksiklikleri, altyapı yetersizlikleri, yargıdaki cezasızlık uygulamaları ve toplumsal bilinç düzeyinin düşüklüğü gibi alanlarda köklü iyileştirmeler yapılmadan trafik güvenliğinin bütüncül olarak sağlanması da mümkün değildir” diye konuştu.
Aşıla, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Ulaşım sadece gitmek değildir; ticarettir, stratejidir, birliği inşa etmektir. Ülkemiz denizlerin buluştuğu bir yayladır. Hazar'dan Ege'ye, Karadeniz'den Kızıldeniz'e, oradan da Hint Okyanusu'na uzanan altın bir ticaret kuşağının merkezindeyiz ama bu potansiyel hâlâ metropol merkezli planlara sıkışmış durumda. Öyleyse diyoruz ki: Demir yolu taşımacılığı artırılmalı, Türk deniz ticaret lojistik filosu yeniden kurulmalı, ulaşım komşu coğrafyaları da içine alan stratejik bir bütünlükle yapılmalıdır. Unutmayalım, yol sadece mal değil, barış ve umut da taşır. Ulaşım ağı olmayan ülke kaderini başkalarının mecrasına bırakır. Evet, cezaları artırarak açık kapanmaz, ekonomide de artık bir devrim yapma zamanı gelmiştir lakin bu devrim zamlarla, yeni vergilerle, cezalarla, daha fazla borçlanmayla yapılacak bir şey de değildir. Tam aksine, zam yapmadan, borçlanmadan, milletin sırtına yeni yükler bindirmeden ekonomiyi yeniden ayağa kaldırmanın yollarını ortaya koymalıyız. Mevcut ekonomik sistem yani borca dayalı para sistemi artık maalesef yürümüyor. Bu sistem bizi borçla yaşatıyor, borçla büyütüyor, borçla yönetiyor, borçla öldürüyor, borçla miras bırakıyor. Borç varsa para var, borç yoksa para da yok. Böyle bir anlayış asla sürdürülemez.
Bir devletin adaleti kimden vergiyi aldığıyla, kimin yükünü hafiflettiğiyle ölçülür. Bugün sistem serveti değil emeği vergilendiriyor, zengin daha zenginleşiyor, yük emekçinin sırtına biniyor. Biz de diyoruz ki: Vergi adaleti olmadan sosyal huzur da olmaz. Servet vergilendirilmeli, emek korunmalı, israf yerine üretim desteklenmeli, devlet gözünü alın terine değil haksız servete dikmelidir. Adaletin yolu da buradan geçer.”





